Necmettin Aslan
  11-05-2026 14:15:00

Kür’ün Sessiz Tanıkları: Ardahan’dan Azerbaycan’a Akan Hafıza

Bir nehrin hikâyesi, çoğu zaman kaynağında başlar. Ama bazı nehirler vardır ki, asıl kimliğini geçtiği yerlerden alır. İşte Kura Nehri —bizim dilimizdeki adıyla Kür Nehri— tam da böyle bir yolculuğun adıdır. Ve bu yolculuğun en sessiz ama en derin tanıkları, Ardahan, Çıldır ve özellikle Kaşlıkaya Köyü’dür.
 
Kür’ün Anadolu’daki ilk nefeslerinden biri Ardahan topraklarında hissedilir. Bu coğrafya, sadece bir geçiş noktası değil; aynı zamanda nehrin karakter kazandığı yerdir. Sert kışların, uzun gecelerin ve yalın hayatların ortasında akan Kür, adeta bu coğrafyanın ruhunu taşır. Ardahan’ın yüksek rakımlı düzlüklerinden süzülürken, suyun sesi bile daha tok, daha derindir.
 
Çıldır’a gelindiğinde Kür artık sadece bir akarsu değildir; bir yaşam çizgisine dönüşür. Çıldır Gölü ile aynı kaderi paylaşan bu bölge, suyun hem bereket hem de mücadele anlamına geldiği yerlerden biridir. Kışın donan gölün sessizliği ile nehrin akışı arasında kurulan tezat, aslında doğanın kendi içindeki dengesini anlatır.
 
Ama asıl hikâye, çoğu haritada küçük bir nokta olarak görülen Kaşlıkaya’da gizlidir. Kaşlıkaya Köyü, Kür’ün sadece geçtiği değil, yaşandığı yerdir. Burada nehir, bir coğrafi unsurdan çok daha fazlasıdır. Çocukların kıyısında büyüdüğü, yaşlıların hatıralarını suya anlattığı, toprağın ise can bulduğu bir damardır.
 
Köyde yaşayanlar için “Kür” kelimesi, tarih kitaplarında tartışılan kökenlerden çok daha anlamlıdır. Onlar için Kür, sabahın erken saatinde duyulan su sesi, yazın serinliği, kışın ise hayatın zorluğudur. Belki Strabon onu “Cyrus” diye yazdı, belki Büyük Kyros ile ilişkilendirildi… Ama Kaşlıkaya’da Kür, sadece “bizim nehir”dir.
 
Bugün ise bu kadim akış, yeni bir dönemin eşiğinde. İklim değişikliği, su kaynaklarının azalması ve kontrolsüz kullanım, Kür’ün Ardahan’daki gücünü yavaş yavaş törpülüyor. Kaşlıkaya’da eskiden daha gür akan suyun, bugün daha temkinli aktığını söyleyenlerin sayısı az değil.
 
Bu yüzden mesele sadece bir nehrin adı ya da geçmişi değil. Mesele, o nehrin yarın da aynı coşkuyla akıp akamayacağıdır. Ardahan’dan Çıldır’a, Kaşlıkaya’dan Hazar Denizi’ne uzanan bu uzun yolculuk, aslında bize şunu hatırlatır:
 
Bir nehir, geçtiği yerler kadar, onu koruyan insanlar kadar yaşar.
Kür hâlâ akıyor…
 
Ama Ardahan’ın rüzgârı, Çıldır’ın sessizliği ve Kaşlıkaya’nın hatıralarıyla birlikte.
  • Bu yazı 21 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

BİZİ TAKİP EDİN
YUKARI