Necmettin Aslan
Ama söz konusu Ardahan ve Çıldır olduğunda, işte o zaman tek bir ölçü öne çıkar: Memlekete yapılan hizmet.
Açıkça söylemek gerekir ki;
Ne Prof. Dr. Esfender Korkmaz’ın, ne Ensar Öğüt’ün ne de Saffet Kaya’nın siyasi görüşlerine herkes katılmak zorunda değildir. Eleştirilebilir, farklı düşünceler savunulabilir. Ancak memlekete kazandırılan eserler söz konusuysa, burada durup hakkı teslim etmek gerekir.
Ancak Ardahan denildiğinde, ekonominin can damarı olan hayvancılığı ayrı bir yere koymak gerekir. İşte bu noktada AR-ET yatırımı ve Saffet Kaya’nın rolü, tartışmasız şekilde öne çıkar.
Saffet Kaya’nın öncülüğünde hayata geçirilen AR-ET, Ardahan’da hayvancılığın kaderini değiştiren en büyük yatırımlardan biri olmuştur. Bu tesis; sadece bir et kombinası değil, aynı zamanda üreticinin alın terini değerli kılan, bölge ekonomisini ayağa kaldıran stratejik bir hamledir.
AR-ET ile birlikte;
Bu yatırım, yıllarca “sadece üretip gönderen” bir bölge olan Ardahan’ı, işleyen, değerlendiren ve kazanan bir yapıya doğru taşımıştır. İşte bu yüzden AR-ET, bir tesis olmanın çok ötesinde; bir vizyonun, bir iradenin ve memlekete sahip çıkmanın somut karşılığıdır.
Bugün büyük resme baktığımızda şunu net görüyoruz:
Farklı siyasi çizgilerden gelen isimler, farklı alanlarda ama aynı amaç için iz bırakmıştır. Biri eğitimde, biri turizmde, biri ise hayvancılıkta… Ama hepsinin buluştuğu nokta değişmemiştir: Memlekete katkı sunmak.
Bugün Çıldır’da bir öğretmenevinde ışık yanıyorsa,
Bir seyir terasında insanlar geleceğe umutla bakıyorsa,
Ardahan’da yeni bir otelde şehrin misafirleri ağırlanıyor, üretici emeğinin karşılığını daha fazla alıyorsa…
Bu, bu topraklara iz bırakan insanların eseridir.
O yüzden açık ve net söylemek gerekir:
Siyasi görüşlerine katılmasak da…
Eleştirsek de…
Farklı düşünsek de…
Emeğe saygı duymak, memlekete saygı duymaktır.
Çıldır ve Ardahan;
Kısır tartışmalarla değil, bu dayanışma bilinciyle büyür.
Ve bu bilinç şunu hatırlatır:
Memlekete yapılan hizmetin siyaseti olmaz.
Bugün isimler konuşulur…
Ama yarın geriye kalan tek şey, yapılan eserler olacaktır.
Ve o eserler, yıllar sonra bile aynı gerçeği haykıracaktır:
“Bu topraklara sahip çıkanlar vardı…”