Yaşar Geler
  08-08-2026 14:20:00

Sürü Psikolojisinde Siyaset

Sürü psikolojisi, belli bir konuya (inanç, fikir, akım gibi) gösterilen ilginin kişi sayısının giderek artması eylemidir. Bu kavram genellikle sürü halinde hareket eden hayvanlar için örneklenir. Sürü kelimesi esasen bir hayvan topluluğunu ifade etse de, günümüzde sosyal yaşamda tüm insanlar için de kullanılmaktadır.

​Bir koyun sürüsü dere kenarına gelir ve çoban onları karşı kıyıya geçirmek ister. Ancak koyunlar karadan geldikleri için su onlar için bir zorluktur; önce direnir ve geçmek istemezler. Sonra çoban koyunlardan birini zorla suya atar. Koyun kurtulmak için can havliyle yüzerek karşı kıyıya geçer. Bunu gören diğer koyunlar ise hiç tereddüt etmeden onun arkasından suya atlayıp yüzerek karşı kıyıya geçerler. İşte bu eyleme sürü psikolojisi denir. Yani çoğunluk ve önder ne dediyse o uygulanır.

​Peki, insanlardaki sürü psikolojisi nasıl işler? Bir cadde üzerinde orta sınıf bir dondurma markasının şubesi vardır. Aynı firmanın yüz metre ilerisinde ikinci bir şubesi daha bulunur. Yaz aylarında akşam saatlerinde caddeye çıktığınızda, birinci dükkânın önünde onlarca kişinin kuyrukta olduğunu görürsünüz. Kuyruktakiler birbirini tanımamaktadır; dondurmasını alan bir kenara çekilip yemeye başlar. Yüz metre ilerideki aynı firmanın diğer şubesi ise bomboştur, sadece tek tük insan vardır. Aslında ürün de firma da aynıdır, fakat sürü psikolojisiyle insanlar belli bir yere kanalize olmakta ve aynı zamanda "ben de buradayım" mesajı vermektedirler. Bu tür örnekleri ticari yaşamın pek çok alanında görmek mümkündür.

​Şimdi gelelim asıl meseleye: Siyasette sürü psikolojisine... Bu durum o kadar çarpık bir gözleme dayanmaktadır ki, aslında toplum bilimcilerin, sosyologların ve psikologların araştırma ve inceleme konusuna girmelidir. Çünkü bu dinamiğin ağırlıklı bir bölümünde koşulsuz itaat vardır.

​Malum gündemimizde yeni bir süreç tartışılmaktadır. Fakat işin özü, henüz tam olarak bilinmeden masaya yatırılmaktadır. İsmi güzeldir: "Terörsüz Türkiye". Peki, içeriğinde tam olarak ne vardır? Henüz netlik kazanmasa da, özellikle PKK terör örgütü üyelerine af getirmek ve liderini özgürlüğüne kavuşturmak gibi başlıklar öne çıkmaktadır. Zaten uzun bir zamandır ülkenin "terör" diye önemsenecek düzeyde bir sorunu yok gibi görünürken, bir anda "hadi çözelim" denilerek ortaya çıkılmıştır. Elbette hiç kimse tek bir kişinin dahi canını yitirmesini istemez, beklemez; terörün adı bile anılmasın arzu eder. Ancak, ülkede bir dilim ekmek çalan aç ve masum çocuklar cezaevindeyken, binlerce masum vatandaşın canına kıyan örgüt mensuplarının salıverilmesi akla ve vicdana uygun gelmemektedir. Neyse ki bu konuyu meclis ve halk değerlendirecektir diye düşünüyorum.

​İşte sürü psikolojisi meselesi de tam bu noktada başlamaktadır. Bu işin lokomotifi olan siyasi aktörler "devlet aklı böyle gerektiriyor" diyerek meseleye yaklaşmakta, milletvekilleri de buna koşulsuz itaat etmektedir; bunu bir yere kadar anlıyoruz. Fakat diğer siyasi unsurların söylemlerine bakıldığında, birçok çekince ortaya koysalar bile meseleye olumlu yönde yaklaşarak "biz de varız" dedikleri görülmektedir. Yani aslında "sürüden ayrılanı kurt kapar" mantığıyla hareket edilmekte ve tam da bahsettiğimiz sürü psikolojisine kapılarak "kerhen" de olsa onay verildiği müşahede edilmektedir. Bakalım süreç ne getirecek, kim haklı kim haksız çıkacak? Ülkemiz hangi şartlara gebe kalacaktır?

​Umarım ve dilerim ki Atatürk Türkiye’sinin özü bozulmadan, Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal ve fiziki yapısı zarar görmeden bu meselelerden de selametle kurtuluruz

  • Bu yazı 1345 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

BİZİ TAKİP EDİN
YUKARI