Yaşar Geler
Aslında ülkemizde kanunlar, kurallar ve cezalar var; iyi uygulandığında caydırıcılıklarının olduğuna da inanıyorum. Fakat sanırım birçok konuda cezalar yeterince caydırıcı olmuyor ki suç oranları ve suçlular bitmek tükenmek bilmiyor. Kavgacı ve psikolojisi bozuk bir toplum olup çıktık.
Bu yazımda özellikle trafik alanındaki kurallara ve cezalara değinmek istiyorum. Mevcut cezalar sanki yalnızca dar gelirli vatandaşa caydırıcılık öngörüyor. Yani bu yıl trafik cezalarının bir hayli yüksek olduğundan söz edebiliriz; ancak bu cezalar yalnızca garibanları caydırıyor. Biraz varlıklı kesim için pek de caydırıcı olduğunu söylemek imkansız gibi... Çünkü hemen her gün benzer vakaları izlemeye devam ediyoruz.
Bir diğer husus da cezaların sadece maddi bir karşılığının olması; adeta para trafiğini yönetmeye ve kamuya kaynak oluşturmaya yönelik bir yapı arz etmesi... Zaten kavgacı veya kural tanımaz olan kesim, cebinde parası olan kesimdir. O kesimin suça bulaşmasını engellemenin yolunun yalnızca para cezasıyla mümkün olmadığını açıkça görüyoruz. Bu grup için para cezasının yanında mutlaka hapis cezalarının da eklenmesi ancak bu sorunu engelleyebilir diye düşünüyorum.
Gariban insanların gelir düzeylerine göre cezalandırılması, parayı ve maddi cezaları umursamaz olan kesim için ise para cezasına ek olarak kademeli miktar artırımları ve hapis cezalarının getirilmesi belki de bu durumu kökten çözecektir.
Ancak her şeyden önce toplumumuzun, anaokullarından başlayarak tüm eğitim süreçlerini kapsayacak şekilde toplumsal kurallara uyum ve kurallı yaşam konusunda eğitilmesi gerektiğini düşünüyorum. Belki o zaman önce genel bir magandalığı, beraberinde de trafik magandalığını ortadan kaldırabiliriz.
Ayrıca bu tür davranışlar sergileyen sürücü vatandaşlara mutlaka psikoteknik değerlendirme, destek ve rehabilitasyon eğitimleri verilmelidir. İşte ancak o zaman trafik magandalığını engelleme şansımız olabilir.