Yaşar Geler
Arınmak; kelime anlamıyla bakıldığında, hem ruhsal hem fiziksel olarak bedenin ve ruhun temizlenmesi, yani yüklerden kurtulması demektir. Peki, kimler arınma ihtiyacı duyar? İster istemez bedenini ve ruhunu kirlettiğini hissedenler... Buraya kadar kavramsal bir sorun yok. Ancak ben son günlerde, özellikle kendisini demokrat, sosyal demokrat ya da doğru ve dürüst sayan kişi ve kurumların diline pelesenk olan bu “arınma” meselesini biraz eşelemek istiyorum.
Bu terimi şimdilerde en çok kullanan kişi Sayın Kemal Kılıçdaroğlu olduğuna göre, benim de bir partili olarak ona dönük birkaç kelam etme hakkım doğuyor.
Sayın Kılıçdaroğlu; 13 yıl Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanlığını yaptınız. Şimdilerde aldatıldığınızı, kirletildiğinizi söylüyorsunuz. Evet, arınma duygunuzun içinizi kemirdiğine ben de inanıyorum. Peki ama kimden ve nasıl arınacaksınız? İsterseniz konuyu biraz açalım.
Bugün arınmaya çalıştığınız o kadroları, Sayın Özgür Özel’i, Sayın Ekrem İmamoğlu’nu ve diğer tüm partilileri yıllar önce o makamlara siz taşımadınız mı? Bu insanlar bugün bulundukları yere size hukuk darbesi yaparak gelmediler; demokratik bir seçimle yarışarak ve sizi siyaseten yenerek geldiler.
Kaldı ki bu insanların birçoğu, sizin o koltukta 13 yıl oturabilmeniz, onca yenilgiye rağmen Cumhurbaşkanı adayı olup seçilebilmeniz için sizden çok daha fazla çalıştılar. Bizler bunu 13 yıl boyunca aralıksız izledik ve gözlemledik. Şimdi bu vefakâr çevreden "arınmaya" çalışmak neyin nesidir?
Sürekli "arkadan hançerlendiğinizi" söylüyorsunuz. İyi de, siz Cumhuriyet Halk Partililerle bu koltukta ölene kadar kalkmamak üzere bir akit mi imzaladınız? Bir üye olarak ben size öyle bir yetki veya söz vermedim. Hırsızlık, yolsuzluk varsa elbette ki her CHP’li bundan arınmak ve kurtulmak ister. Ancak bunun kararını siz değil, zamanı geldiğinde bağımsız ve demokratik yargı verir.
Neyse, şu arınma meselesine tekrar dönelim. Asıl sorulması gereken soru şudur: Peki, ya bizler sizden nasıl arınacağız?
Onlarca seçim kaybetmiş, oynanan siyasi bir tiyatronun figüranı olmuş, siyasi rakipleri karşısında ezilmiş büzülmüş bir anlayıştan nasıl kurtulacağız? Onca sol bileşen dururken sağ partilere yol açan, partiyi sağa adapte eden; milyonlarca mühürsüz oyun geçerli sayılmasına itiraz etmeyip ülkenin geleceğini tehlikeye atan ve iktidarın devamını sağlayan bu kirlenmişlikten biz nasıl arınacağız? Bu da yetmezmiş gibi, Cumhuriyetin temel taşı olan Atatürk’ün iki büyük eserinden biri CHP’ye kin, hırs ve ihtirasla yaklaşıp kapılarını koçbaşlarıyla kırdıran bir zihniyetten biz nasıl kurtulacağız?
Siz, asırlık Cumhuriyet Halk Partisi çınarının, demokrasinin ve cumhuriyetin ruhunu yordunuz. Asıl bizler sizden arınmak, bu prangalardan kurtulmak istiyoruz. Düşün artık bu milletin yakasından!
Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu ülkeyi gençlere emanet etmişken, siz neyin kafasındasınız da bu partiyi gençlerden arındırmaya çalışıyorsunuz? Bugünkü siyasi manzara dahi size bir şeyler anlatmıyor mu? Yoksa sayenizde yıllardır göremediğimiz ve iki yıllık yeni genel başkan Özgür Özel’le ulaşılan yüzde 35’lik başarı mı sizi bu kadar rahatsız etti?
Siyaset tarihine bıraktığınız izler ortadayken; çevrenizdeki bir kısım çıkar ve hırs odaklarıyla birlikte ne CHP’ye ne de Cumhuriyete daha fazla zarar vermeyin. Yoldan çekilin, gençliğin yolunu açın. Bu camia artık vesayetten, kayyum anlayışından arınmak; temiz bir sayfa ile iktidara yürümek istiyor.
Gölge etmeyin, başka ihsan istemiyoruz.
Çekilin, çekilin, çekilin!