Saadet Atalay
Sahte hayatlar, sahte yüzler sarıyor her yanımızı, özellikle metropollerde kimin kim olduğunu anlamakta zorlanıyoruz. Amacını bilmediğimiz ve hatta adından bile emin olmadığımız insanlar çıkıyor karşımıza.
Kendilerini olduğundan farklı gösteren, farklı farklı maskelerle gezen bir yığın insan. Bunca sahteliğin arasında nerede o içi dışı bir insanlar, nasıl oldu da böylesine yok olup gittiler…Ne güven kaldı , ne samimiyet ne de sevgi.
Yap-MIŞ olmak için yapılan işlerden....
Söyle-MİŞ olmak için söylenen sözlerden..
Git-MİŞ olmak için gidilen yerlerden ziyade..
İnsan-MIŞ gibi olan -MIŞ lara....
Sadece yapın,
Sadece söyleyin,
Sadece gidin,
Ve sadece mümkünse, İNSAN olun..
Olduğundan farklı görünmek belki egonuzu tatmin edebilir, yaşamak istediğiniz hayatları bir anlıkta olsa size hissettirebilir ya da çıkarlarınız doğrultusunda kısa vade de size bir şeyler kazandırabilir ancak bu karşınızdakileri kandırmak kadar kendinizi kandırmaktan başka bir şey değildir. Yalan söylemenin başka bir şekli bel ki de.. Başkalarını kandırırken en çok kendinizi kandırdığınızın farkına bile bile varmazsınız.
Sevmek kadar, sevilmek için, gerçek bir dost, bir hayat kazanmak için, uzun bir yaşam yolculuğu için, sağlam dostluklar için egolarınızı yenmeyi kendiniz olmayı asla unutmayın..
Ol-muş olmak için olmasın bir şeyler, konuş-muş olmak için konuşulmasın, yap-mış olmak için yapılmasın yapılacak olanlar...
- MIŞ gibi yaşanmasın ne dostluklar, ne de aşklar...ki vefalı olsun dostluklar, sevdaya dönüşebilsin aşklar....