Hayatta çoğu insan, kendi değerini başkalarının gözleriyle ölçmeye çalışarak yola çıkar. Övgüler, takdirler, unvanlar, makamlar… Hepsi, bir bakıma değerli olduğumuzu bize hatırlatsın isteriz. Fakat şu çok açık bir gerçektir ki: Kişinin gerçek değerini belirleyen şey, ne olduğuna dair iddiası değil; neye, kime ve nasıl değer kattığıdır.
İnsan bazen aynaya bakar ve kendine şu soruyu sorar: “Ben gerçekten değerli miyim?”
Oysa sorması gereken bambaşka bir sorudur: “Nasıl değerli olabilirim?”
Çünkü değer, kendiliğinden doğan bir varlık değil; emekle, duruşla, karakterle ve dokunuşlarla inşa edilen bir mirastır.
Değer Beklemek Değildir, Üretmektir. Günümüz toplumunda insanlar çoğu zaman “hak ettiği değeri görmediğini” dile getirir. Belki haklıdırlar, belki değildirler… Fakat burada kaçırdığımız nokta şudur:
Değer görmek için önce değer üretmek gerekir.
Bir insan çalışır, üretir, emek verir; bilgisiyle birine yol gösterir, sözüyle bir kalbi onarır, yapılan bir haksızlık karşısında susmak yerine dik durur… İşte o zaman “değerli” olur.
Çünkü insanı büyüten şey övgüler değil; toplumun içinde bıraktığı izdir.
Kaç İnsanın Hayatına Dokundunuz? Bir mevkide olmak, zengin olmak, adınızın biliniyor olması sizi değerli yapmaz; bunlar sadece imkândır.
Fakat bir insanın derdine derman olmak, bir gencin ufkunu açmak, bir çocuğun gözündeki umudu büyütmek… İşte bunlar gerçek anlamda değerdir.
Kimi insanlar ömür boyu “önemli” olmaya çalışır; oysa asıl mesele “faydalı” olabilmektir.
Toplumu değiştirenler, büyük gürültüler yapanlar değil; sessizce ama kararlı bir şekilde değer üretenlerdir.
Değerli Olmak Bir Sonuç Değil, Bir Yolculuktur. Şunu unutmamalıyız: Doğuştan değerli gelmeyiz; fakat yaşarken değerli hale gelebiliriz.
Bu da bir yolculuktur…
Sabır ister, karakter ister, sınavlardan geçmek ister.
Bazen doğru bildiğin yoldan dönmediğin için değerli olursun.
Bazen bir iyilik yaptığını kimse bilmesin diye sessiz kaldığın için…
Bazen “Ben olmasam da olur” demek yerine, “Ben de bir katkı koyabilirim” diyebildiğin için…
Değerli olmak, başkaları için değil, kendin için bir duruş geliştirmektir.
Asıl Soru: Bugün Ne Kattınız? Günün sonunda oturup kendimize şu soruyu sormamız gerekir:
“Bugün dünyaya ne kattım?”
Bir tebessüm mü?
Bir sorun çözücü fikir mi?
Birine umut veren bir cümle mi?
Yoksa yalnızca şikâyet ve sitem mi?
İnsan, tükettiği kadar üretmeden değerli olamaz.
O nedenle değerimiz; ne kadar alkış aldığımızla değil, ne kadar iz bıraktığımızla ölçülür.
Karar vermeniz gereken şey, ne kadar değerli olduğunuz değil; nasıl değerli olabileceğinizdir.
Çünkü gerçek değer; kalıcı olan, dokunan, iyileştiren, geliştiren değerdir.
Köprü kuran, yol açan, umut veren değerdir.
Ve unutmayın…
Bir insanın en büyük başarısı, kendine değer biçmek değil; dünyaya değer katabilmektir.