Tarih bazen sessizliğe gömülür. Gürültülü yenilgiler hafızalarda daha çok yer ederken, büyük zaferler zamanın tozlu raflarında unutulabilir. İşte bu unutulmuş zaferlerden biri de Kut'ül Amare Kuşatması’dır.
Birinci Dünya Savaşı’nın en çetin cephelerinden biri olan Mezopotamya’da, Osmanlı ordusu imkânsız denileni başardı. 1915’in sonlarında başlayan kuşatma, 29 Nisan 1916’da tarihe geçecek bir sonuçla noktalandı. Dönemin Osmanlı komutanlarından Halil Kut Paşa, İngiliz kuvvetlerini aylar süren bir direnişin ardından teslim aldı. Bu, sadece askeri bir başarı değil; aynı zamanda bir irade ve sabır zaferiydi.
Karşı cephede ise dönemin İngiliz komutanı Charles Townshend bulunuyordu. Modern teçhizata ve güçlü lojistik desteğe sahip İngiliz ordusu, Osmanlı’nın sınırlı imkânları karşısında geri çekilmek zorunda kaldı. Bu durum, savaşın sadece silahla değil, inanç ve stratejiyle de kazanıldığını bir kez daha gösterdi.
Kut’ül Amare Zaferi, Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşı’nda elde ettiği nadir büyük başarılardan biridir. Hatta dönemin Mustafa Kemal Atatürk tarafından kazanılan Çanakkale Savaşı ile birlikte anılacak kadar önemlidir. Ancak ne yazık ki bu zafer, Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren yeterince hatırlanmamış, ders kitaplarında geri planda kalmıştır.
Peki neden? Çünkü tarih sadece kazanılan savaşlarla değil, kurulan yeni düzenlerle de şekillenir. Cumhuriyet’in inşa sürecinde öncelik, yeni bir kimlik ve yön belirlemekti. Bu süreçte bazı zaferler, istemeden de olsa gölgede kaldı. Kut’ül Amare de işte bu gölgede kalanlardan biri oldu.
Oysa bugün, geçmişe daha serinkanlı bakabildiğimiz bir dönemdeyiz. Kut’ül Amare bize şunu hatırlatır: Bir millet, en zor şartlarda bile direnme gücüne sahipse, kaderini değiştirebilir. Bu zafer; birlik, sabır ve kararlılığın tarihsel bir kanıtıdır.
Bugün yapılması gereken, bu tür zaferleri sadece anmak değil; onların taşıdığı ruhu anlamaktır. Çünkü tarih, sadece geçmişi değil, geleceği de şekillendirir.
Ve belki de en önemlisi: Unutulan zaferler, hatırlanan dersler kadar güçlü değildir.