beylikdüzü escort esenyurt escort avcılar escort avcılar escort avcılar escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort esenyurt escort şirinevler escort avrupa escort
Necmettin Aslan
  11-04-2026 09:10:00

Kura Kenarında Ecdadın Bostanı

Bazı kayıplar vardır… Ne mezar taşı dikilir, ne ağıt yakılır, ne de takvime bir tarih düşülür. Sadece içte bir yer eksilir. Sessiz, derinden ve geri dönüşsüz.
Kaşlıkaya Köyü’nün Kura Nehri kıyısında uzanan o ecdat bostanı da işte böyle kayboldu. Bir gün vardı… Sonra bir gün “yok oldu” denildi. Ama aslında yok olmadı; suyun altına değil, hafızanın en derin yerine gömüldü.
Bir zamanlar suyun değil, hayatın aktığı yerdi
O bostanda sabah başka başlardı. Güneş daha doğmadan ayak sesleri duyulurdu patikada. Çiğ düşmüş otların arasından geçen adımlar, toprağa saygıyla basardı. Çünkü orası sadece toprak değildi; orası geçim değil, yaşamın kendisiydi.
Domatesin kokusu, patatesin kök salışı, fasulyenin sırığa sarılışı… Hepsi bir düzenin, bir sabrın, bir emeğin parçasıydı. Her şey ölçülüydü ama bereket sınırsızdı. Bir avuç toprakla bir ömür geçinmenin mümkün olduğuna inanılan zamanlardı.
Dedeler, “Toprak aç bırakmaz” derdi. O söz bir teselli değil, bir hakikatti.
Sonra bir kelime geldi: “baraj”
Kelime kısaydı ama etkisi büyüktü. Önce haritalar değişti, sonra planlar, sonra kader… Kimse yüksek sesle “bizim bostan gidecek” demedi. Çünkü bazı şeyler söylenmez, yaşanır.
İlk kazıklar çakıldığında kimse tam anlamadı. “Gelişme” dendi. “Yararlıdır” dendi. “Gelecek” dendi. Ama kimse geçmişi anlatmadı.
Oysa o bostan, sadece ürün veren bir yer değildi. Orada imece vardı. Birinin kazdığına öteki su taşırdı. Çocuklar oyunla işi ayırt etmeden büyürdü. Kadınların sesi rüzgâra karışır, erkeklerin suskunluğu toprağa sinerdi.
Sular yükselirken…
Bir gün su geldi. Ağır ağır, acele etmeden, sanki hiçbir şeyi yok etmiyormuş gibi…
Önce kıyı çizgisi silindi. Sonra patikalar kayboldu. Ardından ağaçların gölgeleri suya karıştı. Ve en sonunda… bostan.
Kimse o anı tam anlatamaz. Çünkü bazı vedalar gözle değil, içle görülür.
Belki son kez oraya bakanlar oldu. Belki “bir daha gelirim” diyenler… Ama su, “bir daha”lara izin vermez.
Şimdi: Suyun altında kalan sadece toprak değil
Bugün o noktaya bakıldığında sakin bir yüzey görülür. Belki rüzgâr hafif dalga yapar, belki güneş yansır. Ama o suyun altında bir köy hafızası durur.
Bir zamanlar orada:
çocuk kahkahaları
sabah serinliği
terle karışan emek
toprağa eğilmiş sırtlar
vardı.
Şimdi sessizlik var. Ama bu sessizlik boş değil; dolu bir sessizlik… İçinde kayıp bir hayat taşıyan bir sessizlik.
En zor olan şey: Hatırlamak
İnsan en çok kaybettiğini değil, alıştığını özler. O bostana alışmış olanlar için artık her Kura bakışı biraz eksikliktir. Her su sesi, biraz “orada neler vardı” sorusudur.
Çünkü bazı yerler haritadan silinse bile insanın iç haritasında kalır.
Kaşlıkaya Köyü artık o bostanla anılmaz belki… Ama onu bilenlerin dilinde hâlâ bir cümle yarım kalır:
“Orada bir yer vardı…”
Ve en acısı şudur:
Toprak hiçbir şeyi unutmaz… ama insan, en çok hatırlaması gerekeni bile zamanla unutmayı öğrenir.
  • Bu yazı 135 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARŞİVİ
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
GAZETEMİZ
YUKARI