Necmettin Aslan
Ardahan…
Bugün Türkiye’nin kuzeydoğu sınırında, Gürcistan ve Ermenistan’a komşu, stratejik konumu son derece önemli bir serhat şehri.
Fakat Ardahan’ın Cumhuriyet tarihindeki en büyük idari kırılmalarından biri hâlâ yeterince bilinmiyor.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında il olan Ardahan, 1926 yılında bir gecede ilçe statüsüne indirildi ve Kars’a bağlandı.
Peki neden?
Bu kararın arkasında ne vardı?
Ardahan’ın tarihî ve stratejik önemi mi göz ardı edilmişti, yoksa genç Cumhuriyetin uygulamaya koyduğu kapsamlı bir mülki idare düzenlemesinin sonucu muydu?
Bugün bu sorulara duygularla değil, dönemin belgeleri ve Meclis tutanakları ışığında bakmak gerekiyor.
Ardahan’ın Cumhuriyet dönemindeki idari statüsünün başlangıcı 1921’e uzanıyor.
Ardahan, 23 Şubat 1921’de işgalden kurtarıldıktan sonra, 7 Temmuz 1921 tarih ve 133 sayılı Kanun ile mutasarrıflık statüsüne getirildi.
Mutasarrıflık, vilayet ile kaza arasında bir yönetim kademesiydi.
Ardahan’ın statüsü daha sonra yükseltildi ve 1923 yılında vilayet, yani il oldu.
Dolayısıyla Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında Ardahan sıradan bir kaza değildi.
Kendi valisi vardı.
Kendi idari teşkilatı vardı.
Ve TBMM’de milletvekilleriyle temsil ediliyordu.
Ardahan’ın 1921-1926 arasındaki bu statüsü, şehrin Cumhuriyet’in kuruluş sürecindeki önemini göstermesi bakımından son derece dikkat çekicidir.
Asıl kırılma noktası 30 Mayıs 1926 tarihli 877 sayılı Teşkilat-ı Mülkiye Kanunu oldu.
Bu kanunla Türkiye'nin mülki idare yapısında geniş kapsamlı bir düzenlemeye gidildi.
Ardahan tek başına hedef alınmadı.
Aynı düzenlemeyle 11 vilayet ilçeye dönüştürüldü.
Bunların arasında Ardahan'ın yanı sıra Üsküdar, Beyoğlu, Çatalca, Gelibolu, Genç, Ergani, Siverek, Kozan, Muş ve Dersim de bulunuyordu.
Yani mesele yalnızca Ardahan değildi.
Genç Cumhuriyet, ülkenin mülki idare haritasını baştan aşağı yeniden düzenliyordu.
İşte asıl önemli nokta burada.
Dönemin mülki idare araştırmalarında illerin durumunu belirlemek için çeşitli ölçütler kullanılmıştı.
Bunların arasında:
gibi kriterler bulunuyordu.
Ardahan açısından en önemli gerekçelerden biri mali yapıydı.
Dönemin gerekçesinde Ardahan’ın yaklaşık 70 bin lira civarındaki gelirinin il teşkilatının masraflarının ancak yaklaşık yarısını karşılayabildiği belirtiliyordu.
Ayrıca bazı kaza ve köylerin çevredeki diğer illerle daha güçlü ulaşım ve idari bağlantılarının bulunduğu da değerlendirmeye alınmıştı.
İşte 1926 kararının ekonomik ve idari mantığı esas olarak burada yatıyordu.
Burada çok önemli bir ayrıntı var.
1926 yılında bu karar Meclis’te görüşülürken herkes Ardahan’ın ilçe yapılmasını kabul etmiş değildi.
Erzurum Milletvekili Münir Hüsrev Bey, Ardahan’ın il statüsünden çıkarılmasına itiraz eden isimlerden biriydi.
Münir Hüsrev Bey, yalnızca gelir-gider hesabına bakılarak Ardahan’ın il olmaktan çıkarılmasının doğru olmayacağını savunuyordu.
Çünkü Ardahan'ın coğrafi ve stratejik özelliklerinin de dikkate alınması gerektiğini düşünüyordu.
Bu ayrıntı bize çok önemli bir gerçeği gösteriyor:
Ardahan’ın ilçe yapılması, Meclis’te tartışmasız kabul edilmiş bir karar değildi.
Ardahan’ın önemini savunan milletvekilleri de vardı.
Kesinlikle bu kadar basit değil.
Ardahan'ın stratejik konumu Cumhuriyet’in ilk yıllarında da biliniyordu.
Burası Sovyetler Birliği sınırında bulunan bir serhat bölgesiydi.
Kars, Ardahan ve çevresi Millî Mücadele döneminde Türkiye'nin doğu sınırının güvenliği açısından büyük önem taşıyordu.
Nitekim resmî kaynaklarda da Ardahan'ın tarih boyunca özellikle sınır ve güvenlik bakımından önemli bir bölge olduğu vurgulanıyor.
Dolayısıyla 1926 kararını:
“Ardahan'ın hiçbir önemi yoktu, bu nedenle Kars'a bağlandı.”
şeklinde açıklamak tarihsel açıdan eksik olur.
Daha doğru ifade şudur:
Ardahan stratejik açıdan önemli görülmesine rağmen, dönemin merkezi yönetimi tarafından mevcut nüfus, gelir, idari kapasite ve ekonomik şartları bakımından müstakil vilayet olarak devam ettirilmesi için yeterli görülmedi.
Bu çok daha gerçekçi bir değerlendirmedir.
877 sayılı kanunun yürürlüğe girmesiyle Ardahan'ın vilayet statüsü sona erdi.
Ardahan kaza, yani ilçe haline getirildi ve Kars'a bağlandı.
Bu karar 26 Haziran 1926 tarihli Resmî Ceride'de yayımlandı.
Ve böylece Ardahan için yaklaşık 66 yıl sürecek Kars'a bağlı ilçe dönemi başladı.
Bir zamanlar kendi valisi bulunan şehir, artık Kars'a bağlı bir kaymakamlık merkeziydi.
Bu değişiklik yalnızca bir idari tabela değişikliği değildi.
Valilik teşkilatının ortadan kalkmasıyla birlikte Ardahan'ın devlet teşkilatı içerisindeki ağırlığı da azaldı.
Milletvekili ile doğrudan temsil edilme durumu da sona erdi.
Ardahan'ın ilçe statüsündeki dönemi kısa sürmedi.
1926'dan 1992'ye kadar tam 66 yıl…
İki nesil boyunca Ardahan halkı Kars'a bağlı yaşadı.
Fakat Ardahan'ın il olma talebi hiçbir zaman tamamen ortadan kalkmadı.
Çünkü Ardahan halkının hafızasında şu gerçek vardı:
“Biz daha önce vilayettik.”
Bu nedenle 1926 kararı, Ardahan'ın toplumsal hafızasında yalnızca bir idari düzenleme olarak kalmadı.
Bir bakıma “kaybedilmiş bir statünün yeniden kazanılması” meselesine dönüştü.
Ve nihayet 27 Mayıs 1992…
3806 sayılı Kanun ile Ardahan yeniden il yapıldı.
Kanunun birinci maddesiyle Kars'a bağlı Ardahan ilçe merkezi olmak üzere yeni bir Ardahan ili kuruldu.
Böylece 1926'da kapatılan vilayet teşkilatı, 66 yıl sonra yeniden kuruldu.
Ardahan'ın il olması yalnızca bir idari değişiklik değildi.
Ardahan açısından bu karar aynı zamanda tarihî bir hakkın yeniden kazanılması olarak görüldü.
Bugün 1926 kararını değerlendirirken iki farklı bakış açısını birbirinden ayırmak gerekiyor.
Birincisi dönemin devlet anlayışı ve ekonomik gerçekleri…
Genç Cumhuriyet, savaşlardan çıkmıştı.
Devletin mali imkânları sınırlıydı.
Yeni bir idari yapı kuruluyordu.
Ülkenin her tarafında vilayet, kaza ve nahiye sınırları yeniden düzenleniyordu.
Bu açıdan bakıldığında Ardahan'ın ilçe yapılması, 1926'daki büyük mülki idare reformunun bir parçasıydı.
Fakat ikinci bir gerçek daha vardı:
Ardahan sıradan bir Anadolu yerleşimi değildi.
Sınırdaydı.
Kafkasya'ya açılan kapıydı.
Millî Mücadele'nin önemli merkezlerinden biriydi.
Ve tarih boyunca Türkiye'nin doğu sınır güvenliğinde önemli rol üstlenmişti.
İşte bu nedenle 1926 kararının yalnızca “geliri yetmedi, ilçe yapıldı” şeklinde açıklanması da yeterli değildir.
Bugün geriye dönüp baktığımızda belki de en önemli soru şudur:
1926'da Ardahan'ın il statüsü kaldırılırken yalnızca o günün ekonomik şartlarına mı bakıldı, yoksa geleceğin Ardahan'ı yeterince hesaba katıldı mı?
Bunu kesin olarak söylemek kolay değil.
Ancak tarih bize şunu gösterdi:
Ardahan 1926'da ilçe yapıldı.
66 yıl sonra yeniden il oldu.
Demek ki 1926'da “il olmasını gerektirecek yeterli şartlara sahip olmadığı” düşünülen Ardahan, zaman içerisinde yeniden aynı idari statüyü kazanabilecek bir konuma geldi.
Ardahan'ın ilçe yapılması, bugün hâlâ şehir hafızasının en önemli konularından biridir.
Fakat bu tarihi olayın anlatımında öfke kadar bilgiye de ihtiyaç var.
Belgeler bize gösteriyor ki karar 30 Mayıs 1926 tarihli 877 sayılı Teşkilat-ı Mülkiye Kanunu ile alındı.
Kararın arkasında ekonomik, mali, nüfus, coğrafi ve idari gerekçeler bulunuyordu.
Ardahan'ın stratejik önemini savunanlar da vardı.
Ve sonunda Ardahan, Kars'a bağlı bir ilçe haline getirildi.
Tam 66 yıl sonra ise Ardahan yeniden kendi valisine, kendi il teşkilatına ve kendi idari kimliğine kavuştu.
Bugün Ardahan'a bakarken belki de en doğru cümle şudur:
Ardahan'ın il olması 1992'de verilmiş sıradan bir idari karar değil; 1926'da kaybedilen bir statünün 66 yıl sonra yeniden kazanılmasıdır.
Çünkü bazı şehirlerin tarihini yalnızca haritalardaki sınırlar anlatmaz.
Bazı şehirlerin tarihinde, kaybedilen bir statünün, korunan bir kimliğin ve yıllar sonra yeniden kazanılan bir hakkın hikâyesi vardır.
Ardahan'ın 1926-1992 arasındaki hikâyesi de tam olarak budur.