Millî Mücadele’den Cumhuriyet’e uzanan sıra dışı bir hayat
Ardahan tarihinin sayfalarını karıştırdığımızda, yalnızca bir milletvekili değil; savaş yıllarında teşkilat kuran, diplomasi yürüten, farklı ülkelerde eğitim alan, mühendislikten hukuka kadar birçok alanda uzmanlaşan ve ömrünü ülkesine hizmete adayan sıra dışı bir isimle karşılaşırız: Osman Server Atabek.
Bugün Ardahan’da adı gerektiği kadar bilinmeyen bu büyük şahsiyet, aslında şehrin Millî Mücadele tarihinin en önemli aktörlerinden biridir.
1886 yılında Ahıska’da dünyaya gelen Osman Server Atabek, dönemin şartlarına göre olağanüstü bir eğitim hayatı geçirdi. Rusya ve Avrupa’da eğitim aldı; kimya, maden, ziraat ve hukuk alanlarında öğrenim gördü. Dört yabancı dil bilen Atabek, yalnızca iyi yetişmiş bir aydın değil, aynı zamanda teşkilatçı ve mücadeleci bir devlet adamıydı.
Kafkasya’dan Ardahan’a uzanan mücadele
1917 Rus Devrimi sonrasında Kafkasya'da büyük bir otorite boşluğu oluştu. Bu dönemde Ardahan, Ahıska, Posof ve çevresinde yaşayan Türk ve Müslüman halk açısından ciddi bir güvenlik sorunu ortaya çıktı.
Osman Server Atabek bu kritik dönemde kenara çekilmedi.
Bölgede yerel savunma güçlerinin oluşturulmasında görev aldı. Millî teşkilatlanmanın içinde yer aldı. Ardahan ve çevresindeki Türk halkının haklarını savunmak için siyasi ve askerî girişimlerde bulundu.
Onun mücadelesi yalnızca silahlı mücadeleden ibaret değildi. Diplomasiyi, siyaseti ve hukuk bilgisini de kullandı.
Kafkasya'daki siyasi oluşumlarda Ardahan'ı temsil etti. Böylece Ardahan'ın sesinin yalnızca cephede değil, siyasi masalarda da duyulmasını sağladı.
Ardahan’ın Ankara’daki sesi
Millî Mücadele'nin kazanılmasının ardından Ardahan'ın geleceği açısından yeni bir dönem başladı.
Osman Server Atabek, 1921 yılında Ardahan mebusu seçildi ve Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Ardahan'ı temsil etti.
Bu nokta özellikle önemlidir.
Çünkü Osman Server Atabek, Ardahan'ın sıradan bir milletvekili değildi. Ardahan'ın sınır, güvenlik, ulaşım, ekonomi ve idarî sorunlarını Ankara'nın gündemine taşıyan isimlerden biriydi.
TBMM'de bayındırlık, ekonomi ve bölgenin idarî yapılanmasıyla ilgili çalışmalarda bulundu.
Özellikle Çıldır kazasının kurulması konusunda kanun teklifi vermesi, onun Ardahan coğrafyasının idarî yapılanmasına verdiği önemi göstermesi bakımından dikkat çekicidir.
Ardahan neden ilçe oldu?
Osman Server Atabek'in hayatını anlatırken en fazla dikkat edilmesi gereken konulardan biri de Ardahan'ın idarî statüsüdür.
Çünkü bugün hâlâ zaman zaman birbirine karıştırılan bir tarih söz konusudur.
Ardahan, Millî Mücadele sonrasında önemli bir idarî statü kazanmıştı. 1921 yılında mutasarrıflık durumuna getirildi ve Birinci TBMM'de kendi milletvekilleri tarafından temsil edildi.
Osman Server Atabek de bu dönemde Ardahan'ın mebuslarından biriydi.
Fakat Cumhuriyet'in ilk yıllarında yapılan idarî düzenlemeler sonucunda Ardahan'ın vilayet statüsü kaldırıldı ve Kars'a bağlı bir ilçe haline getirildi.
Burada tarihi doğru okumak gerekiyor.
Ardahan'ın ilçe yapılmasının sorumluluğunu Osman Server Atabek'e yüklemek doğru değildir.
Tam tersine Atabek, Ardahan'ın idarî ve siyasi varlığını güçlendirmek için mücadele eden isimlerden biridir.
Bu nedenle onun Ardahan tarihindeki yeri, “Ardahan'ı ilçe yapan siyasetçi” değil; Ardahan'ın haklarını Ankara'da savunan Millî Mücadele kahramanı olarak değerlendirilmelidir.
Bir milletvekilinden çok daha fazlası
Osman Server Atabek'in hayatındaki en dikkat çekici özelliklerden biri, tek bir mesleğe veya alana sıkışmamış olmasıdır.
Kimya eğitimi aldı.
Maden mühendisliği yaptı.
Ziraat eğitimi gördü.
Hukuk okudu.
Mühendis olarak çalıştı.
Siyaset yaptı.
Millî Mücadele döneminde askerî teşkilatlanmanın içinde bulundu.
Diplomatik görevler üstlendi.
Kısacası Osman Server Atabek, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında ihtiyaç duyulan “çok yönlü insan” profilinin en dikkat çekici örneklerinden biriydi.
Cumhuriyet döneminde de mesleki çalışmalarını sürdürdü. Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü'nde görev yaptı, Türkiye'nin maden kaynaklarının araştırılmasına katkı sağladı.
Bu yönüyle Atabek'in hikâyesi yalnızca Ardahan'ın değil, Türkiye'nin bilim ve kalkınma tarihinin de bir parçasıdır.
Ardahan’ın hafızasında neden daha fazla yer almıyor?
İşte asıl üzerinde düşünmemiz gereken soru budur.
Bir insan düşünün...
Ahıska'da doğuyor.
Avrupa'da eğitim görüyor.
Birden fazla yabancı dil öğreniyor.
Kimya, maden, ziraat ve hukuk alanlarında eğitim alıyor.
Kafkasya'da Türk ve Müslüman halkın savunulması için mücadele ediyor.
Ardahan'ın siyasi temsilciliğini üstleniyor.
Birinci TBMM'de Ardahan mebusluğu yapıyor.
Çıldır'ın idarî yapılanması için kanun teklifi veriyor.
Cumhuriyet döneminde Türkiye'nin maden araştırmalarına katkı sağlıyor.
Ve bütün bunlara rağmen bugün kendi memleketinde adı yeterince bilinmiyor.
Bu, yalnızca Osman Server Atabek'in değil, Ardahan'ın tarih hafızasının da sorgulanması gereken bir durumudur.
Atabek’in mirası
Osman Server Atabek'in bize bıraktığı en önemli miras, yalnızca siyasi görevleri değildir.
Onun hayatı, eğitim ile vatan sevgisinin, bilim ile mücadelenin, siyaset ile sorumluluğun bir arada yürüyebileceğini gösteriyor.
Bugünün Ardahan'ı, geçmişte bu toprakların geleceği için mücadele etmiş insanlarını yeniden hatırlamak zorundadır.
Çünkü şehirlerin yalnızca yolları, binaları ve meydanları yoktur.
Şehirlerin bir de hafızası vardır.
Ardahan'ın hafızasında Osman Server Atabek'e ayrılması gereken önemli bir yer bulunmaktadır.
Belki de artık Ardahan'da bir caddeye, meydana, kültür merkezine veya eğitim kurumuna onun adının verilmesinin zamanı gelmiştir.
Daha da önemlisi, Osman Server Atabek'in hayatının genç nesillere anlatılması gerekir.
Çünkü bir şehrin geleceğini kurabilmesi için önce geçmişini bilmesi gerekir.
Osman Server Atabek, Ardahan'ın yalnızca geçmişte yaşamış bir milletvekili değildir.
O, Millî Mücadele'nin zor yıllarında Ardahan'ın yanında durmuş, Ankara'da Ardahan'ın sesini yükseltmiş ve Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında ülkesine bilim ve mühendislik alanlarında hizmet etmiş bir devlet ve fikir insanıdır.
Bugün yapılması gereken ise onu yeniden hatırlamaktır.
Ardahan, kendi kahramanlarını hatırladığı ölçüde kendi tarihine sahip çıkacaktır.
Ve Osman Server Atabek'in hikâyesi, bu hafızanın yeniden kurulması için önemli bir başlangıçtır.