İstanbul’un eski sokakları… Henüz betonun, kalabalığın ve hızın bu kadar baskın olmadığı yıllar… Mahalle kültürünün, sözün senet sayıldığı, “adamlık” kavramının parayla değil duruşla ölçüldüğü dönemler… İşte o yılların hafızasında iz bırakan isimlerden biri de Ardahan’ın Çıldır ilçesine bağlı Kaşlıkaya Köyü doğumlu Nami Diyar Pala Yılmaz’dı.
Yılmaz, gençlik yıllarında memleketinden ayrılıp İstanbul’a, Kadıköy’e yerleşti. Anadolu’dan büyük şehre göç eden binlerce gençten biriydi belki ama kısa sürede farkını ortaya koydu. 1970’li yılların İstanbul’unda, özellikle Kadıköy çevresinde “Nami Diyar Pala Yılmaz” adıyla tanınır hale geldi. Onu diğerlerinden ayıran ise klasik anlamda bir “mafya” figürü olmamasıydı. Daha çok, haksızlığa karşı duran, garibanın yanında yer alan, mahallenin düzenini korumaya çalışan bir kabadayı profili çiziyordu.
O dönemin kabadayılığı bugünkü algıyla karıştırılmamalı. Bu kültürde asıl olan; söze sadakat, büyüğe saygı, küçüğü kollamak ve mahallenin huzurunu bozmamaktı. Nami Diyar Pala Yılmaz da tam olarak bu anlayışı temsil eden isimlerden biri olarak anlatılır. Kimi zaman bir esnafın alacağını tahsil ettirir, kimi zaman mazlumun sesini duyurur, kimi zaman da mahallede çıkan bir anlaşmazlığı büyümeden çözerdi. Onu tanıyanların ortak ifadesi, “eli sert ama yüreği yumuşak” olduğuydu.
İstanbul’un hızlı değişen yapısı içinde, böyle karakterler sadece güçleriyle değil, kurdukları güven ilişkisiyle de öne çıkardı. Nami Diyar’ın adı, bir dönemin en çok konuşulan isimleri arasında yer alırken, arkasında korkudan çok saygı bırakmış olması dikkat çekicidir. İnsanlar ona kapılarını açar, derdini anlatır, adalet arardı. Bu da onu sıradan bir sokak figüründen çıkarıp, mahallenin vicdanı gibi görülen bir karaktere dönüştürmüştü.
Elbette her kabadayı hikâyesinde olduğu gibi, bu anlatıların içinde efsaneleşmiş yönler de vardır. Zaman, yaşananları süzer, bazı ayrıntıları siler, bazılarını büyütür. Ancak değişmeyen gerçek şudur: Nami Diyar Pala Yılmaz, İstanbul’un eski kabadayı kültürünün “gariban dostu” yüzünü temsil eden isimlerden biri olarak hafızalarda yer etmiştir.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, bu tür hikâyeler bize sadece bir kişiyi değil, bir dönemin ruhunu da anlatır. Mahalle dayanışmasını, sözün ağırlığını, insan ilişkilerindeki samimiyeti… Belki de asıl önemli olan, Nami Diyar’ın adının hâlâ saygıyla anılıyor olmasıdır. Çünkü insanı yaşatan, geride bıraktığı izdir; korku değil, hatıradır.
Kimi insanlar yaşadıkları dönemin gürültüsü içinde kaybolur, kimi insanlar ise yıllar geçse de anlatılmaya devam eder. Nami Diyar Pala Yılmaz da işte o anlatılan isimlerden biri olarak, Ardahan’dan İstanbul’a uzanan hayat yolculuğuyla bir dönemin aynası olmaya devam ediyor.