Necmettin Aslan
Doğunun sert ama bir o kadar da büyüleyici iklimiyle harmanlanan tarihi, unutulmuş kaleleri, narin çayırları ve Ardahan Kalesi’nin eteklerinden uzanan eşsiz coğrafyasıyla Ardahan, aslında turizm için işlenmemiş bir ham elmastır. Ancak bu potansiyelin parlamasını engelleyen, dışarıdan gelen ziyaretçinin ilk adımı attığı anda hissettiği derin bir eksiklik var: Turizm, sosyal iletişim, temizlik bilinci ve profesyonel hizmet kültürü.
Bugün Ardahan’a gelen bir seyyah, bir doğa tutkunu ya da bir tarih meraklısı; muazzam bir misafirperverlikle karşılaşsa da, iş kurumsal ve profesyonel hizmet kalitesine geldiğinde ne yazık ki duvara çarpmaktadır. Otellerden restoranlara, taksicilerden kafe işletmecilerine kadar geniş bir yelpazede yaşanan "gönülsüzluk ve kuralsızlık", şehrin üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi bir izlenim bırakmaktadır. Oysa turizm, sadece "geleni ağırlamak" değil; ona o şehre ait unutulmaz, konforlu ve hijyenik bir deneyim sunmaktır.
Bir kenti turizm destinasyonu yapmak sadece beton oteller dikmekle ya da tarihi eserlerin tabelalarını yenilemekle bitmiyor. Asıl mesele, o otelin kapısından giren turiste sunulan güler yüzlü, donanımlı ve çözüm odaklı hizmettir.
Ardahan’da ne yazık ki hâlâ temel hijyen standartlarında aksamalar, sosyal ilişkilerde içine kapanık veya kaba üsluplar, hizmet sektöründe ise "nasıl olsa başka alternatifleri yok" mantığı hüküm sürmektedir. Çevre temizliği ve estetik algı ise başka bir kanayan yaradır. Turistin gözü, doğanın muhteşemliği kadar çevredeki düzeni, işletmelerin temizlik disiplinini ve sokaklardaki bilinç düzeyini de tarar. Çöpünü rastgele atan, çevre duyarlılığından yoksun bir zihniyetle turizm şehri olmak imkansızdır. Turist, parasıyla sadece bir yatak veya bir tabak yemek satın almaz; aynı zamanda değer görmeyi, saygı duyulmayı ve profesyonel bir hizmet almayı bekler.
İşte tam bu noktada, Ardahan’ın kaderini değiştirecek en büyük sorumluluk Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) ile Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’ne düşmektedir.
Odalar, yalnızca aidat toplayan veya evrak onaylayan bürokratik yapılar olmaktan acilen çıkmalıdır. Ardahan ekonomisinin kalkınmasında turizmin anahtar rol oynayacağı gerçeği artık kabul edilmeli ve odalar öncülüğünde kapsamlı bir seferberlik başlatılmalıdır.
Bu bağlamda atılması gereken acil adımlar şunlardır:
Ardahan, tarihi ve doğal zenginlikleriyle hak ettiği değeri görmeyi çoktan fazlasıyla hak ediyor. Ancak bu potansiyelin ekonomik bir değere dönüşmesi, ancak zihniyet dönüşümüyle mümkündür.
Eğer odalar ve yerel yöneticiler bu eksikliği bir an önce fark edip ellerini taşın altına koymazlarsa, Ardahan sadece geçilen, "bir çay içilip kaçılan" bir yol üstü durağı olmaktan öteye gidemeyecektir. Şehrin geleceği, esnafından yöneticisine kadar herkesin kuşanacağı temizlik, bilinç ve profesyonel hizmet bilincine bağlıdır. Vakit, mazeret üretme değil, Ardahan turizmini ayağa kaldırma vaktidir.