Necmettin Aslan
  28-04-2026 10:06:00

Anılardaki Ardahan Soğuğun İçinde Saklı Sıcaklık

Bazı şehirler vardır; insan oradan ayrılsa bile o şehir insandan hiç ayrılmaz. Ardahan, işte tam da böyle bir yer. Bir harita üzerinde bakıldığında sınırda, sessiz ve mütevazı görünen bu şehir; aslında yüreğin en derin köşesinde yer tutan, zaman geçtikçe değeri daha çok anlaşılan bir hatıradır.
 
Ardahan’ın kışı anlatılmaz, yaşanır derler. Gerçekten de öyledir. Ayazın yüzü kesen sertliği, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte donmuş camlara çizilen şekiller, bacalardan yükselen dumanlar… Kar sadece yağmaz Ardahan’da, adeta hayatın bir parçası olur. Sokakları, evleri, yolları değil; hatıraları örter. Ama o bembeyaz örtünün altında saklanan şey, soğuk değil; sıcacık bir insanlık hâlidir.
 
Çünkü Ardahan’da insanlar birbirine sadece komşu değil, aynı zamanda yoldaş gibidir. Bir kapı çalındığında “kim o?” diye sorulmaz çoğu zaman, çünkü gelenin yabancı olma ihtimali düşüktür. Sofralar büyüktür, ekmek bölünür, çay hiç eksik olmaz. Sobanın üstünde kaynayan çaydanlık, sadece bir içecek değil; sohbetin, paylaşmanın ve dayanışmanın sembolüdür.
 
Çocukluk… Belki de Ardahan’ın en güzel hali çocuklukta yaşanır. Kızakla kayılan yokuşlar, buz tutmuş derelerde oynanan oyunlar, kalın eldivenlerin içinde üşüyen ama yine de dışarıdan içeri girmek istemeyen eller… Okul yolları uzundur belki ama o yolun her adımı bir hikâyedir. Ayakkabıya dolan kar, nefesle buharlaşan sözler, arkadaşlarla paylaşılan simitler… Hepsi birer anı olarak kalır, ama öyle sıradan anılar değil; insanın içini sızlatan türden.
 
Yazı ise kısadır Ardahan’ın, ama bir o kadar da bereketlidir. Yeşilin binbir tonunu barındıran yaylalar, özgürlüğün en sade halini sunar insana. Kura Nehri kıyısında esen rüzgâr, sadece serinlik getirmez; geçmişten bir ses, bir hatıra da taşır. O doğallık, o saflık; şehir hayatının karmaşasında kaybolmuş ruhlara adeta ilaç gibidir.
 
Ve elbette gurbet… Ardahanlı için gurbet sadece başka bir şehirde yaşamak değildir; aynı zamanda bir eksiklik hissidir. Büyük şehirlerin kalabalığında yürürken bile insan kendini yalnız hisseder bazen. Çünkü orada kimse kimseyi tanımaz, kimse kimsenin derdine ortak olmaz. Oysa Ardahan’da bir bakış yeterdi anlaşmaya, bir selam yeterdi yakınlaşmaya.
 
Zaman geçer, yollar değişir, hayat başka yönlere savrulur. Ama bir türkü duyulduğunda, bir kış manzarası görüldüğünde ya da bir soba kokusu hissedildiğinde, insanın içindeki Ardahan yeniden canlanır. Gözler bir an dalar, kalp hızlanır… Çünkü hatıralar hiçbir zaman gerçekten gitmez.
Anılardaki Ardahan; sadece geçmişe ait bir şehir değil, aynı zamanda bugünün içinde yaşayan bir özlemdir. Kimi zaman bir çocuk kahkahasında, kimi zaman yaşlı birinin anlattığı hikâyede kendini gösterir. Ve her seferinde aynı duyguyu hatırlatır: Aidiyet.
 
Belki bugün yollar uzak, mesafeler uzun. Ama Ardahan, her zaman bir dönüş ihtimali olarak kalır insanın içinde. Çünkü bazı şehirler terk edilmez; sadece bir süreliğine uzak kalınır.
 
Ve gün gelir… İnsan, o beyaz örtünün altındaki sıcaklığı yeniden hissetmek ister. İşte o zaman anlar ki; Ardahan sadece bir memleket değil, bir ömür boyu taşınan duygudur.
  • Bu yazı 36 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
HABER ARŞİVİ
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
GAZETEMİZ
YUKARI