“10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” ve “Basın Özgürlüğü Günü” her yıl göstermelikte olsa kutlanıyor, makaleler yazılıyor ve günün önemi dile getiriliyor. Aslında basın özgürlüğü herkese lazımdır. Yaşamın her alanında her kim düşerse dara, mutlaka bir gazeteciden çare arıyor ve uğradığı haksızlığın giderilmesi için yardım isteme zorunda kalıyor. Demokratik sistem içerisinde 4. kuvvet olarak bilinen gazetecilik mesleği öneminin dile getirilmesi gereken “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününde” gazetecilerin sorunları görmemezlikten geliniyor ve sadece basit birer kutlama mesajıyla geçiştiriliyor.
Halkın hakkını gerektiği gibi kurumak için gazetecinin gerekli bilgi ve beceriye sahip olması öncelikli bir şarttır.. Eleştiriler gerçeğe dayalı olarak yapılmalı, başkalarının şeref, onur ile haysiyeti alenen zedelenmez ise hiçte sıkıntı olmaz ve basın özgürlüğünün tam manasıyla kullanılması karşında her hangi bir engel kalmaz. Bunun aksine gerçeğe aykırı ve basın ahlak yasasına uymayan suçlamalarda bulunulması halinde elbette ki bunun bir cezası olacağı bilinmelidir. Herkesin özgürlüğünün bir sınırı vardır. Basın özgürlüğü, ele kılıç alıp insanlara saldırma sanatı olmamalıdır.
56 yıllık mahalli ve ulusal gazeteci olarak gördüğüm kadarıyla, ülkemizde eskiden beri gerçek manada basın özgürlüğünün bulunmadığını yakinen biliyorum. Buna rağmen, halkın tepkisini çeken yolsuzluk, hırsızlık ve haksızlıkların üzerine giden yetenekli gazetecilerin pekte ceza aldıkları görülmemiştir. Basın ahlak kuralları içerisinde yapılan gazeteciliğin hiçte suç teşkil etmediği gibi, özgürlüklerde de fazla kısıtlamalar söz konusu olmuyor. Gazetecilik halkın haber alma hakkına hizmet eden onurlu bir meslektir, ancak çirkin davranışlar içerisine girilmesi de yüz karasıdır. Örneğin şahıslar ile kurumlara iftira atan, şantaj yapan, çıkar karşılığı gerçek dışı haberler yazan sahtekarlara karşı da yasal işlemler yapılmalı ve bu yolla mesleğin onurunu zedeleyenler ise hak ettikleri cezaya tabi tutulmalıdır.
Her şeye rağmen meslek onuruna sahip çıkan, gerçekleri topluma ulaştırmaya çalışan, bu uğurda bedel ödeyen, ama bir an bile geri durmayan gazeteciler elbette ki vardır. Bazı çıkar grupları kuşatmasının tüm risklerine rağmen, talanı, yalanı, yoksulluğu, yaşanan felaketleri araştıran ve halka sunan gazetecilere herkes destek olmalıdır. Hakikatin peşinde koşan bu gazeteci meslektaşlarımızın varlığı Türkiye’de özgürlük ve demokrasinin umududur. Bu umudu var eden ve bütün zorluklara rağmen meslek onuruna sahip çıkan bütün gazetecilerin “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü” kutlarken, gereken değerin verilmesini diliyorum.