Siyaset, çoğu zaman soğuk duvarların ardında yapılan hesapların, unvanların ve protokollerin alanı olarak görülür. Görev biter ve insanlar unutulur…
Ancak bazı isimler vardır ki; siyaset onların elinde bir gönül işine, bir hizmet davasına dönüşür. Saffet Kaya, işte o nadir isimlerden biridir. Onun yolculuğu, bir makamın değil, bir kalbin hikâyesidir.
Saffet Kaya’yı tanıyan herkes, onda bir siyasetçiden çok bir “baba figürü” görür. Çünkü o, insanların gözlerinin içine bakarak konuşur; onları dinlerken sadece kulaklarını değil, yüreğini açar. Yardıma ihtiyacı olan birine el uzatırken, bunun reklamını yapmaz; çünkü bilir ki gerçek iyilik sessizlikte büyür. Her adımında, her hizmetinde bir içtenlik, bir samimiyet, bir vicdan sesi hissedilir.
Hayatını devletine, milletine, halkına hizmete adamış bir insandır Saffet Kaya. Onun çalışkanlığı bir görev bilincinden değil, bir gönül borcundan doğar. Burs verdiği öğrencileri ve dokunduğu hayatlar binlercedir ama o söylemez, yapar ve unutur . Ancak bir vefa borcudur ki dokunduğu hayatlar onu minnetle anar. Türkiye’nin her köşesinden pek çok kişi her gün onu makamında ziyaret eder. Bunu ne siyaset ne makam ne de kalıplaşmış kelimeler anlatabilir. Bunun tek bir anlamı vardır; O da Sevgi. Gönüllerdedir çünkü o.
Yorgunluk bilmez, çünkü hizmet etmekten aldığı huzur, uykudan daha derindir, memleketin her köşesine varmayı ve insanların yüreğine dokunmayı kendisine görev edinmiştir. Fedakârlığı, sadece sözde değil, özde yaşar. Bir ihtiyaç sahibinin yüzünde gördüğü bir tebessüm, onun için en büyük ödüldür.
Kars’tan Ardahan’a, köylerden şehirlere uzanan her adımında bir iz bırakmıştır: yapılan bir okul, onarılan bir yol, desteklenen bir aile, okutulan bir çocuk… Her biri onun adını taşır ama hiçbirinde “ben” yoktur; hepsinde “biz” vardır. Çünkü Saffet Kaya için siyaset, millete hizmet etmenin en samimi biçimidir.
Onun “babacanlığı”, koltuğundan değil, kalbinden gelir. Halkın içine karıştığında, bir vekil gibi değil, bir evlat gibi, bir kardeş gibi davranır. Elini sıktığı insanın yüreğine de dokunur. Bu yüzden insanlar ona yalnızca saygı duymaz; onu sever, ona inanır, ona güvenir.
Her dönemde değişen siyasi rüzgârlar arasında bile, Saffet Kaya’nın çizgisi hiç değişmemiştir. O, makamların değil, insanların kalbinde yer etmenin peşindedir. Kendisini tanımlayan şey; bir unvan, bir parti ya da bir dönem değil, gönüllere dokunan bir hizmet anlayışıdır.
Bugün birçok insan onu bir “milletvekili” olarak değil, bir “babacan” olarak hatırlıyor. Çünkü Saffet Kaya’nın hayatı, “insana dokunmanın” en asil, en derin biçimini anlatan bir hikâyedir.
Ve bu hikâyede en güçlü cümle, onun samimiyetidir.