Köklerinden güç alan insanlar, yürüdükleri her yolda memleketinin izini bırakır.
Sefer Karakoyunlu
Toprağına, İnsanına ve Geleceğe Adanmış Bir Ömür
1969 yılında Iğdır’ın Karakoyunlu ilçesinde dünyaya gelen Sefer Karakoyunlu, ilk ve ortaöğrenimini doğup büyüdüğü Karakoyunlu’da, lise eğitimini ise Iğdır’da tamamladı.
Üniversite eğitimini Anadolu Üniversitesi’nde bitirdi. Hayatı, erken yaşlardan itibaren zorluklarla yoğruldu; ancak bu zorluklar onu yıldırmak yerine daha da güçlendirdi.
Onun hikâyesi yalnızca bireysel bir başarı öyküsü değildir. Bu hikâye; doğduğu toprağa, ait olduğu coğrafyaya ve o coğrafyada yaşayan insanlara adanmış uzun, onurlu ve vicdanlı bir mücadelenin adıdır. Anadolu’nun sert rüzgârlarını, Aras Nehri’nin hüzünlü akışını, sınırların ötesinden gelen acıları ve umutları çocuk yaşta tanımış bir yüreğin hikâyesidir.
Paylaşmanın, dayanışmanın ve emeğin kıymetini bilen bir kültür içinde yetişen Karakoyunlu, hayatı boyunca hiçbir kolaycılığa sığınmadan, alın teriyle yol almayı tercih etti.
Genç yaşlardan itibaren onu yönlendiren pusula hep netti:
“Ben sadece kendim için değil, içinde yaşadığım toplum için de varım.”
İş hayatında elde ettiği başarıları hiçbir zaman kişisel bir kazanım olarak görmedi. Özellikle sürücülük ve mesleki eğitim alanında yürüttüğü çalışmalarla on binlerce insanın hayatına dokundu. Bir meslek sahibi olan her gençte, umutlanan her ailede onun emeği, inancı ve kararlılığı vardı.
Çünkü o, istihdamı bir istatistikten ibaret değil; insan onurunu koruyan temel bir değer olarak gördü.
Sefer Karakoyunlu’nun mücadelesi yalnızca ekonomik alanla sınırlı kalmadı.
Türkiye–Azerbaycan kardeşliği ve Türk Dünyası’nın birliği adına yürüttüğü çalışmalar, onun geniş ufkunun ve derin sorumluluk bilincinin doğal bir yansıması oldu. Kars–Ardahan–Iğdır üçgenini yalnızca bir coğrafya olarak değil; kaderi ortak, acısı ve sevinci bir olan büyük bir yurt parçası olarak gördü. Bu bölgenin sesi olmak, yıllardır görmezden gelinen sorunlarını dile getirmek onun için bir vicdan meselesine dönüştü.
Özellikle Kura Nehri, Kars Çayı ve Metsamor Nükleer Santrali konusundaki kararlı duruşu, bu vicdanın en somut göstergelerinden biri oldu. Sınırlarımıza bu denli yakın, ömrünü tamamlamış ve ciddi bir tehdit oluşturan bu santralin başta Iğdır olmak üzere tüm bölge için taşıdığı hayati tehlikeyi defalarca dile getirdi.
“Bu mesele siyaset üstüdür; radyasyon sınır tanımaz” diyerek çocukların sağlığını, toprağın bereketini ve geleceğin güvenliğini savundu. Sessiz kalmanın bir ihanet olacağına inanarak, her platformda sesini yükseltti.
Iğdır’da yıllardır süregelen hava kirliliği de onun mücadelesinde özel bir yer tuttu. Her kış zehir soluyan çocukların, solunum hastalıklarıyla boğuşan yaşlıların ve görmezden gelinen bir halk sağlığı sorununun sesi oldu. Bunun bir kader olmadığını, çözümün mümkün olduğunu anlattı; yetkilileri sorumluluk almaya, kamuoyunu duyarlılığa davet etti. Ona göre temiz hava bir lüks değil, en temel insan hakkıydı.
Sivil toplum çalışmaları bu sorumluluk bilincinin doğal bir uzantısı olarak şekillendi. Kurucusu olduğu Türkiye–Azerbaycan Dayanışma ve Kültür Derneği (İSTAD) ile iki kardeş halk arasında yalnızca diplomatik değil, yürekten bir bağ kurulmasına öncülük etti. Karabağ meselesinde, Azerbaycan’ın haklı davasını savunmayı bir görev değil, bir gönül borcu olarak gördü; mitingler, konferanslar, sempozyumlar ve yürüyüşler düzenledi. Türkiye–Azerbaycan Dernekleri Federasyonu Basın Sözcüsü olarak da hakikatin ve adaletin sesi olmaya gayret etti.
Geçmişe vefayı, geleceğe borç bilen Sefer Karakoyunlu; babasından kalan evi restore ederek Karakoyunlu Ata Ocağı Müzesine dönüştürdü.
Bu müze yalnızca taş duvarlardan ibaret değildir; geçmişin duasını ve geleceğin umudunu içinde barındıran yaşayan bir hafızadır.
Bu samimi ve kararlı duruşu yalnızca Türkiye’de değil, Azerbaycan’da da büyük takdir gördü. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından devlet nişanı ile; Dede Korkut Vakfı tarafından Qızıl Ürək (Altın Kalp) ödülüyle ve Azerbaycan Diaspora Bakanlığı tarafından Devlet Hizmet Madalyası ile onurlandırıldı. Ayrıca birçok kurum ve kuruluş tarafından çeşitli ödüllere layık görüldü. Bu ödüller, bir insanın yüreğini sınırların ötesine taşıyabildiğinin nişanesidir.
Sefer Karakoyunlu, memleketine olan borcunu siyasette de ödemek amacıyla Iğdır’dan milletvekili adayı oldu. Kürsülerden konuşmaktan çok halkın arasında yürümeyi tercih etti. Onun için siyaset bir makam değil, bir emanetti.
Sözü net, duruşu sağlam; kalbi ise her zaman merhametliydi.
Sefer Karakoyunlu’nun hayatı; susmayan bir vicdanın, vazgeçmeyen bir yüreğin ve toprağına sahip çıkan bir insanın hikâyesidir.
O, bu coğrafyada yalnızca yaşamamış; bu coğrafyanın yükünü omuzlamış bir değer, İstanbul ticaret odası daimi üyesi ve üç çocuk babasıdır
Sefer Karakoyunluya sağlık dileklerimle
7.2.2026 - İstanbul