seks hikayesi escort beylikdüzü beylikdüzü escort esenyurt escort avcılar escort esenyurt escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü travesti beylikdüzü escort şirinevler escort
Ahmet Demirtaş
  08-09-2026 23:06:00

Bir Ömür Eğitime Adanmıştı

Erol Polat
Öğretmen
 
Bir Ömür Eğitime Adanmıştı
 
Yazan: Ahmet Demirbaş
Psikolog
 
Öğretmenlik; yalnızca bir meslek değildir. Çocukların elinden tutmak, onların yüreğine dokunmak, karanlığa karşı aydınlığın yanında durmak ve geleceğe insan yetiştirmektir. Bu nedenle öğretmenler, bir toplumun hafızasında yalnızca verdikleri derslerle değil, yetiştirdikleri insanlarla yaşarlar.
 
İşte böyle bir gönül insanıydı Erol Polat…
Nam-ı diğer Erol Hoca, Erol Abi…
 
7 Ekim 1947 tarihinde dünyaya gelen Erol Polat, Ardahan ili Hanak ilçesi Selamverdi köyü nüfusuna kayıtlıydı. İlkokulu Hanak Atatürk İlkokulunda tamamladı. Girdiği sınavı kazanarak Susuz’daki, dönemin adıyla Cilavuz Kazım Karabekir Öğretmen Okuluna girdi.
 
Yedi yıllık öğretmen okulu eğitiminin ardından ilkokul öğretmeni olarak mezun oldu. 1966 yılında ilk görev yeri olan Kastamonu’nun Küre ilçesine bağlı Köstekçiler köyüne atandı.
 
Henüz genç yaşta, eline tebeşiri alıp Anadolu’nun bir köy okulunda çocukların karşısına geçti. Onun için öğretmenlik, yalnızca sınıfta ders anlatmak değildi. Bir çocuğun gözlerindeki umudu büyütmek, ona dünyayı tanıtmak ve “Sen de başarabilirsin.” diyebilmekti.
 
Anadolu’nun uzak köylerinden geçen bir öğretmen ömrü
 
Askerlik görevi sırasında dört aylık acemi eğitimini Sivas Temeltepe’de tamamladı. Ardından er öğretmen olarak Adıyaman Merkez Şevenk mezrası İlkokulunda iki yıl görev yaptı.
 
Vatani görevinin ardından Kars merkeze bağlı Aydınalan, eski adıyla İslamsor köyü İlkokuluna atandı. 1969-1972 yılları arasında burada öğretmenlik yaptı.
 
1972 yılında ise doğup büyüdüğü topraklara, Ardahan’ın Hanak ilçesine döndü. Yamaçyolu, eski adıyla Vardosan köyü İlkokulunda göreve başladı.
 
Burası onun hayatında ayrı bir yer tuttu.
 
Uzun yıllar görev yaptığı bu köyde sadece öğrencilerine değil, bütün köy halkına dokundu. İnsanlarla güçlü bağlar kurdu. Öğrencileriyle, velileriyle ve birlikte görev yaptığı öğretmen arkadaşlarıyla uzun yıllara dayanan dostluklar edindi.
 
Çünkü Erol Polat’ın öğretmenliği, okulun kapısında başlayıp okulun kapısında bitmiyordu. O, köyün insanıyla dertleşen, onların sevincine ortak olan, çocukların geleceğini kendi geleceği kadar önemseyen bir eğitim neferiydi.
 
12 Eylül’ün karanlığında bir öğretmen
 
1979 yılında Hanak Merkez Hürriyet İlkokuluna atandı. Ancak çok kısa süre sonra Türkiye, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin karanlık dönemine girdi.
 
O yıllarda sendikalar, dernekler, siyasi kuruluşlar ve birçok demokratik yapı kapatıldı. Çok sayıda aydın, gazeteci, yazar, bilim insanı, sanatçı, sendikacı ve eğitimci baskı ve soruşturmalarla karşı karşıya kaldı. Öğretmenler de bu ağır dönemin mağdurları arasında yer aldı.
 
Erol Polat da dönemin TÖBDER Hanak Şubesi yöneticilerinden biriydi.
 
Bu nedenle o da sürgün öğretmenlerden biri oldu.
 
Kars’a bağlı olduğu dönemde Tuzluca’nın, daha sonra Iğdır sınırları içerisinde yer alan Abbasgöl köyü İlkokuluna gönderildi.
 
Dağların arasında, kışın aylarca yolları kapanan bir köy…
 
Ailesi Hanak’ta kalmıştı. Kış şartları nedeniyle ailesine ulaşmak, onlara para göndermek bile büyük bir sıkıntıya dönüşüyordu. Ancak bütün bu zorluklara rağmen Erol Hoca görevinden ve öğrencilerinden kopmadı.
 
Çünkü bazı insanlar için sürgün, yalnızca bir yer değiştirme değildir. Bazen hayatın önüne çıkardığı büyük bir sınavdır.
 
Erol Polat bu sınavı da öğretmenliğiyle verdi.
 
Ona sürgün yeri olarak gösterilen köy, onun için yeni bir okul, yeni öğrenciler ve yeni dostluklar demekti.
 
Bir öğretmenin asıl eseri: Yetiştirdiği insanlar
 
Erol Hoca’nın hayatına bakıldığında geride bıraktığı en büyük eserin binalar, makamlar veya maddi değerler olmadığı görülür.
 
Onun eseri insandı.
 
Abbasgöl’de üç yıl görev yaptı. Köy çocuklarının hayatına dokundu. Onlara yalnızca okumayı, yazmayı değil; umut etmeyi, çalışmayı ve geleceğe inanmayı öğretti.
 
Bu dönemin unutulmaz hatıralarından biri de kendi ailesinin yaşadığı ekonomik sıkıntılardan biridir.
 
Büyük oğlu Gürol Polat, bugün babasının mesleğini sürdüren bir Türkçe öğretmenidir. Üniversite sınav harcını yatırmak için yaşanan maddi sıkıntı nedeniyle başvurunun son gününde Hanak Lisesinde müdür yardımcısı olarak görev yapan sevgili Nevzat Arifoğlu, Gürol’u okula çağırır. Sınav harcını ve minibüs ücretini kendi cebinden karşılar; ardından da bir öğretmen çocuğunun geleceği konusunda bu kadar ihmalkâr davranmasına tatlı sert kızar.
 
Belki küçük gibi görünen bu olay, aslında o dönemin insanları arasındaki dayanışmanın ne kadar güçlü olduğunu gösteren önemli bir hatıradır.
 
Sürgünden sürgüne, gönülden gönüle
 
Abbasgöl’deki üç yıllık görevinden sonra Erol Hoca’nın yolu bu kez Posof’a düştü.
 
Eskiden Kars’a, bugün Ardahan’a bağlı olan Posof ilçesinin Aşıkzülali, eski adıyla Suskap köyü İlkokulunda iki yıl görev yaptı.
 
Ardından Hanak ilçesi Dilekdere, eski adıyla Hoşret köyü İlkokuluna geçti.
 
Nereye giderse gitsin aynı şeyi yaptı:
 
Çocuklara dokundu, insan kazandı, dostluk bıraktı.
 
Görev yaptığı her köyde onunla tanışan insanlar, yıllar sonra bile Erol Hoca’yı sevgiyle ve saygıyla hatırladılar.
 
1989 yılında yeniden Hanak Merkez Atatürk İlkokuluna atandı. Uzun yıllarını verdiği öğretmenlik mesleğinden 1993 yılında emekliye ayrıldı.
 
Fakat emeklilik, onun üretmesini durdurmadı.
 
Bir süre ticaret yaptı. Ancak onun hayatında ayrı bir yeri olan arıcılığı, 1972 yılından itibaren ömrünün sonuna kadar sürdürdü.
 
Belki de arılarla uğraşmak onun karakterine çok uygundu.
 
Çünkü o da hayatı boyunca çalıştı, üretti ve çevresine faydalı olmaya gayret etti.
 
Ardahan’ın sessiz kahramanlarından biri
 
Erol Polat, büyük makamların, gösterişli unvanların peşinde koşan bir insan değildi.
 
Onun makamı sınıftı.
 
Onun kürsüsü öğretmen masasıydı.
 
Onun en büyük ödülü ise yıllar sonra karşılaştığı öğrencisinin,
“Erol Hocam, sizi hiç unutmadık.”
demesiydi.
 
İşte gerçek öğretmenlik budur.
 
Aradan yıllar geçer, okul binası değişir, öğrenciler büyür, köyler değişir, insanlar başka şehirlere gider. Ama öğretmenin bir çocuğun yüreğine bıraktığı iz kolay kolay silinmez.
 
Erol Polat da ardında böyle izler bıraktı.
 
2007 yılında yakalandığı amansız hastalıkla mücadele etti. Temmuz 2010’da, henüz 64 yaşındayken aramızdan ayrıldı.
 
Ardında eşi, çocukları Gürol, Şenol ve Arzu’yu; öğrencilerini, dostlarını, çalışma arkadaşlarını ve onu seven büyük bir insan topluluğunu bıraktı.
 
Bugün onu anlatırken aslında yalnızca bir öğretmeni anlatmıyoruz.
 
Bir dönemin fedakâr eğitimcilerini, Anadolu’nun ücra köylerinde görev yapan öğretmenleri, zorluklara rağmen çocukların geleceği için mücadele eden insanları anlatıyoruz.
 
Erol Polat, Ardahan’ın Hanak’ından Anadolu’nun farklı köylerine uzanan öğretmenlik yolculuğuyla, kendi hayatını başkalarının geleceğine adamış bir eğitim neferiydi.
 
Onun bıraktığı en büyük miras; yetiştirdiği çocuklar, kazandığı dostluklar ve insanların yüreğinde bıraktığı güzel hatıralardır.
 
Bazı insanlar vardır; aramızdan ayrılır ama isimleri yaşamaya devam eder.
 
Bazı öğretmenler vardır; öğrencileri yaşadığı sürece onlar da yaşamaya devam eder.
 
Erol Polat da işte böyle bir öğretmendi.
 
Hanak’ın, Ardahan’ın ve Anadolu’nun emektar öğretmenlerinden biri olarak onu saygıyla, sevgiyle ve rahmetle anıyoruz.
 
Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
 
Anısına saygıyla…
 
8.9.2026 - İstanbul
  • Bu yazı 486 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

BİZİ TAKİP EDİN
YUKARI