Cumhurbaşkanı - Ardahan Gazetesi Ardahan Haberi Ardahan Haber - Son Dakika Haberle https://ardahanhaberi.com/cumhurbaskani/ Cumhurbaşkanı Haberleri sondakika Cumhurbaşkanı hakkında Güncel Haber ve bilgiler tr https://ardahanhaberi.com https://ardahanhaberi.com https://ardahanhaberi.com/images/genel/ArdahanHaberi-site-logo-.png https://ardahanhaberi.com 315 90 Cumhurbaşkanı Erdoğan Ok yaydan fırlamıştır ve mutlaka hedefini bulacaktır

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da Milli Savunma Üniversitesi Harp Okulları Diploma Alma ve Sancak Devir Teslim Töreninde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, "Terörle mücadelemize, Akdeniz ve Ege başta olmak üzere bölgedeki hak ve menfaatlerimize yönelik tehditler de eklendi." ifadelerini kullandı.

"Subay ve astsubay kadrolarımızı ne kadar iyi yetiştirir ne kadar donanımlı hale getirirsek kendimizi o derece güvende hissederiz." diyen Erdoğan, "Savunma sanayimize yaptığımız yatırımları, insan kaynağıyla tahkim ederek tüm tehditlerle etkili mücadele halindeyiz." şeklinde konuştu.

"Biz ordusu olan bir toplum değil bizatihi kendisi ordu olan milletiz"

Erdoğan, "Kimi tarihçilerin dediği gibi 'biz ordusu olan bir toplum değil bizatihi kendisi ordu olan milletiz.' Bu hakikatin idrakinde olmayan kimi gafillerin ve hainlerin ısrarla ordumuzla milletimizi ayrıştırmaya çalışması, beyhude bir gayrettir." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Teknolojik üstünlüğümüzü yetişmiş insan kaynağı ve manevi gücümüzle birleştirdiğimizde bu ülkenin önünde durabilecek hiçbir güç yoktur." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, "Asıl soru şu, acaba şu anda Akdeniz'de ve mücavirinde karşımıza dikilenler aynı fedakarlıkları göze alabiliyorlar mı?" dedi.

"Sınırlarımız dışından kuşatılmaya çalışılan ülkemizi, milletimize biçilen kefeni kararlılıkla parçalayıp attık." ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "On binlerce kilometre öteden Türkiye'nin demokrasisine, hukuk devletine, bölgesel çıkarlarına göz diken ülkelerin vatandaşları, bu sürecin dönüp kendilerine verecekleri zararın farkında mı?" şeklinde konuştu.

Erdoğan, "Ellerinden gelse bu millete bir nefes hava, bir yudum su, bir lokma ekmek vermeyeceklerin kuşatması altında olduğumuzun bilincindeyiz." diyen Erdoğan, Karada, denizde ve havada karşımıza çıkacak herkes Türkiye'nin meşruiyetini, uluslararası hukuktan alan haklarını koruma kararlılığını gördü." dedi.

"Ok yaydan fırlamıştır ve mutlaka hedefini bulacaktır"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Önce 2023 hedeflerimizi hayata geçirecek ardından evlatlarımıza 2053 ve 2071 Türkiye'sini miras bırakacağız. Ok yaydan fırlamıştır ve mutlaka hedefini bulacaktır." ifadelerini kullandı.

]]>
https://ardahanhaberi.com/cumhurbaskani-erdogan-ok-yaydan-firlamistir-ve-mutlaka-hedefini-bulacaktir/46268/ Sun, 30 Aug 2020 18:20:16 +0300
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye'nin diz çökmesini bekleyenleri bir kez daha hayal kırıklığına uğrattık

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, video konferansla katıldığı Amasya Çevre Yolu Açılış Töreni'nde yaptığı konuşmada, törene katılan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu başta olmak üzere, Amasya AK Parti Milletvekilleri Hasan Çilez ve Mustafa Levent Karahocagil, Çorum AK Parti Milletvekili Erol Kavuncu, Amasya Valisi Mustafa Masatlı, Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, Çorum Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın, Amasya AK Parti İl Başkanı Mehmet Akif Kesmekaya, 2004-2009 yılları arasında Amasya Belediye Başkanlığı yapan eski Devlet Bakanı İsmet Özarslan, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Enver İskurt, 23. dönem AK Parti Amasya Milletvekili Akif Gülle, Karayolları Genel Müdürü Abdülkadir Uraloğlu ve yüklenici firma sahibi Salih Turan Yeşilbaş'ın isimlerini sayarak, "Açılış törenine hoş geldiniz." ifadelerini kullandı. 

Amasya Çevre Yolu'nun hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, projenin şehir içinden geçen araç trafiğini tamamen şehir dışına çıkardığını belirterek, "Uzunluğu 11,3 kilometre olan Amasya Çevre Yolu aynı zamanda şehirlerarası geçiş mesafesini 2 kilometre kısaltıyor. Daha önce yaklaşık 30 dakika süren bu güzergah artık 7-8 dakikada katedilebilecek. Böylece trafik güvenliği ve konforu yanında, vakitten ve akaryakıttan yıllık 110 milyon lira tasarruf sağlanacak. Amasyamıza bu güzel eserin kazandırılmasında emeği geçen Bakanlığımızı, kurumlarımızı, yüklenici firmaları, mühendisinden işçisine herkesi tebrik ediyorum." diye konuştu. 

Bugüne kadar ulaştırma alanında Amasya'da pek çok önemli projeyi hayata geçirdiklerine değinen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şehrin bölünmüş yol uzunluğunu son 18 yılda yaptığımız 5,1 milyar liralık yatırımla 29 kilometreden 270 kilometreye çıkardık. Merzifon Havalimanının yolcu sayısını sadece son 2 yılda 12 kat artırarak 168 bine yükselttik. Haberleşme altyapısı alanında da Amaysa'daki hızlı internet abone sayısı 329 bini buldu. Fiber optik kablo uzunluğunu da 2 bin kilometreye yaklaştırdık. Amasya'nın sembollerinden olan Ferhat ile Şirin'in aşkını her fırsatta ülkemize ve milletimize olan hizmet sevdamızın örneği olarak gösteririm. Ferhat, Şirin için nasıl tüm zorlukları aştıysa biz de aynı şekilde gece gündüz milletimize hizmet etmek için mücadele veriyoruz. Yaptığımız yollar ve köprülerle her noktaya ulaşan yük ve yolcu trenlerimizle ülkemizi ve dünyayı saran hava yolu ağlarımızla limanlarımızla uydularımızla ve diğer tüm altyapı projelerimizle adım adım hedeflerimize yürüyoruz."

"Herkesin birlikte çalışmak istediği bir ülke haline geldik"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünya salgın hastalıkla uğraşırken Türkiye'nin en yüksek standartta sağlık hizmeti vermekle kalmadığını, aynı zamanda yapılan açılış ve temel atmalarla ülkeyi kalkındırmaya devam ettiklerini belirterek, şöyle devam etti:

"Sınırlarımız içinde ve dışında karada, denizde, havada, her yerde milletimizin ve ülkemizin, dostlarımızın hakkını, hukukunu, çıkarlarını savunduk. Irak'tan Suriye'ye Libya'dan Ege'ye kadar nerede ülkemize yönelik bir tehdit varsa hiç tereddüt etmeden gidip gücümüzü ve kararlılığımızı ortaya koyduk. Ekonomimize kurulan tuzakları birer birer bozarken sağladığımız desteklerle milletimizin her kesiminin yanında olduğumuzu gösterdik. Sanayicisinden işçisine, esnaf sanatkarından çiftçisine, kadın ve gençlerle emeklilerimize kadar milletimizin tüm fertlerine nefes aldıracak tedbirleri hayata geçirdik. Maruz kaldığı her saldırının ardından Türkiye'nin tökezlemesini, diz çökmesini bekleyenleri hamdolsun bu süreçte bir kez daha hayal kırıklığına uğrattık. Ülkemizin önünde salgın sonrası yeniden yapılacak küresel, siyasi ve ekonomik sistemde çok önemli bir yer edinme imkanı doğmuştur. Daha düne kadar sürekli gizli açık yaptırım, ambargo, bedel ödetme tehditlerine maruz kalırken, bugün herkesin birlikte çalışmak, fırsatları birlikte değerlendirmek istediği bir ülke haline geldik. Egemenlik haklarımızın kullanımı konusunda attığımız adımlar zahiri birtakım itirazlar dışında genel olarak kabul görmekte saygıyla karşılanmaktadır. Son günlerde çok fazla gürültü çıkartan ülkelerin gayelerinin Ayasofya veya Doğu Akdeniz değil, bizatihi Türk milletinin ve Müslümanların bu coğrafyadaki varlığı olduğunu zaten görüyoruz. Bu gerçeği yavaş yavaş herkes görmekte, tutumunu ve söylemini dengeli hale getirmektedir."

"Türkiye'nin bugün her alanda sergilediği "onur ve sonuç alıcı duruşa" kolay gelinmedi"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin bugün her alanda sergilediği "onur ve sonuç alıcı duruşa" öyle kolay gelinmediğini söyledi. 

"Eskiler 'Düt demeye dudak ister' derler. Ülkeniz ve milletiniz adına bağımsız ve haysiyetli bir politika ortaya koyabilmeniz için bunu sağlayacak siyasi, ekonomik, askeri, diplomatik güce sahip olmanız gerekir." diyen Erdoğan, siyasi istikrarsızlık içinde çırpınan bir ülkenin böyle yapamayacağını vurguladı. 

"Türkiye vizyonumuz, yavaş yavaş ete kemiğe bürünmeye, fiili neticelere dönüşmeye başladı"

Erdoğan, bunun için milletin desteğiyle, Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemini hayata geçirdiklerini belirterek, şunları ifade etti: 

"Ekonomik olarak dibe vurmuş bir ülke böyle yapamazdı. Geçtiğimiz 18 yılda attığımız adımlarla hem alt yapımızı güçlendirdik hem makro ekonomimizi sağlam temellere oturduk. Askeri bakımdan tamamen dışa bağımlı bir ülke böyle yapamazdı. Bunun için bir yandan savunma sanayimizi geliştirirken, diğer yandan ordumuzu milli çizgide güçlendirdik. Diplomatik kabiliyetleri gelişmemiş bir ülke böyle yapamazdı. Dış politikamızda, uluslararası her platformda sözü geçen bir anlayışı yaygın ve etkin diplomatik kanallarımızla hakim kıldık. Bütün bunlar bir araya geldiğinde güçlü ve büyük Türkiye vizyonumuz, yavaş yavaş ete kemiğe bürünmeye, fiili neticelere dönüşmeye başladı. Türkiye'nin attığı adımlara karşı yüksek sesle itiraz edenlerin sahada herhangi bir varlık gösterememelerinin sebebi ülkemizin her alanda sahip olduğu gücü görmeleridir. Elbette elde ettiğimiz her kazanım için büyük bedeller ödedik ama bu millet tarihinin hiçbir döneminde hedeflerine ulaşmak için bedel ödemekten çekinmemiştir. 'Ölürsek şehit, kalırsak gaziyiz' anlayışıyla mücadeleye koşan bir milletin önünde duracak hiçbir güç yoktur. Terörle mücadeleden 15 Temmuz'a ve sınır ötesi harekatlarımıza kadar bu duruşumuzu her kritik hadisede tekrar tekrar gösterdik."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ülkemize karşı ne siyasetle ne diplomasiyle ne sağduyuyla ne akılla bağdaşan sözler sarfeden, davranışlar sergileyenleri açıkça ikaz ediyoruz. Şayet bizim ödediğimiz bedelleri göze alıyorsanız buyrun çıkın meydana. Böyle bir niyetiniz yoksa bir an önce müzakere kanallarını açın. Bizim kimsenin hakkında, hukukunda, toprağında, denizinde, doğal kaynağında gözümüz yoktur. Ancak kendi hakkımıza, hukukumuza, çıkarımıza da kimsenin el uzatmasına izin vermeyiz." diye konuştu. 

"Dayatmalar ve zorbalıklar karşısında vereceğimiz cevabı sahada fiilen gösteriyoruz"

"Adil olan, akılcı olan, ahlaklı olan her türlü teklifi konuşmaya, değerlendirmeye müzakere etmeye hazırız." diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Dayatmalar ve zorbalıklar karşısında vereceğimiz cevabı ise zaten sahada fiilen gösteriyoruz. Gerekirse daha fazlasını yapmaktan da çekinmeyiz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kuruluşunun 100. yıl dönümü olan 2023'e her alanda gelişmiş, güvenli ve müreffeh bir şekilde ulaştırmakta kararlıyız. Bu yolda bizimle yürüyecek her dosta gönlümüz de kapımız da açıktır. Bize düşmanlık etmeye, tuzak kurmaya, önümüzü kesmeye çalışanlar ise hiç kusura bakmasınlar, kendileri kaybederler." 

"Ecdadın emanetlerine de sıkı sıkıya sahip çıkıyoruz"

Dün Ayasofya'nın yeniden ibadete açılışı vesilesiyle Fatih Sultan Mehmet Han'ı rahmetle yad ettiklerini anımsatan Erdoğan, "25 Ağustos'ta Ahlat'ta, 26 Ağustos'ta Malazgirt'te Anadolu'nun kapılarını milletimize açan Sultan Alparslan'ı rahmetle yad edeceğiz. Vatan topraklarının her karışına kanıyla mührünü vuran ecdadın sadece hatıralarını yad etmekle kalmıyor, emanetlerine de sıkı sıkıya sahip çıkıyoruz. İnşallah son nefesimize kadar da bu yolda mücadeleyi sürdüreceğiz." diye konuştu. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışı yapılan Amasya Çevre Yolu'nun ülkeye, millete ve çevremize hayırlı olmasını dileyerek, bu eserin Türkiye'ye kazandırılmasında emeği geçenleri tebrik etti. 

Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Ya Allah, Bismillah." diyerek talimat vermesiyle tören alanında bulunan Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu ve diğer yetkililer, Amasya Çevre Yolu'nun açılış kurdelesini kesti

]]>
https://ardahanhaberi.com/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-nin-diz-cokmesini-bekleyenleri-bir-kez-daha-hayal-kirikligina-ugrattik/41901/ Sat, 25 Jul 2020 18:01:53 +0300
Cumhurbaşkanı Erdoğan Tartışmalara Son Noktayı Koydu Hiç Kimsenin Haddi Değildir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kriter dergisinin yeni sayısında, SETA Vakfı Genel Koordinatörü Prof. Dr. Burhanettin Duran'ın sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ayasofya'nın yeniden cami olarak açılması, FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimine karşı milletin zaferi, Türkiye'nin Kovid-19 salgınıyla mücadelesi, Libya ve Doğu Akdeniz başta olmak üzere dış politika, iç siyaset ve ekonomi konularında önemli açıklamalarda bulundu.

'ŞEHİTLERİMİZİN VE GAZİLERİMİZİN SAYESİNDEDİR'

SORU: Gündemde iç ve dış politikanın çok sıcak konuları var. Ama öncelikle dördüncü yılına geldiğimiz 15 Temmuz destanı ile başlayalım. Türk siyasal hayatına bakıldığında milletimizin meydanları doldurarak canı pahasına ilk kez böylesine iradesine sahip çıktığı görüldü. 15 Temmuz gecesi sizin için ne anlam ifade etmektedir?

15 Temmuz, tarihimizin en büyük direniş destanlarından biridir. O gece milletimiz, kadını-erkeği, genci-yaşlısıyla iradesine, geleceğine ve devletine sahip çıkmıştır. 15 Temmuz, aynı zamanda milli irade üzerindeki vesayet zincirlerinin kırılması açısından da bir milat olmuştur. Türkiye'yi esaret altına almak isteyen güçlerin 40 yıldır beslediği, büyüttüğü FETÖ'nün gerçek yüzü ortaya çıkmıştır. O gece vatan için can veren aziz şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyor, cesaret timsali gazilerimize sağlıklı uzun ömürler temenni ediyorum. Şehit ve gazilerimize olan minnet borcumuzu asla ödeyemeyiz. Bugün topraklarımızda özgürce yaşıyorsak şehitlerimizin ve gazilerimizin sayesindedir.

'BU İNSİCAMI KORUMAKTA VE GÜÇLENDİRMEKTE KARARLIYIZ'

SORU: FETÖ üyelerinden temizlendikçe Türk Silahlı Kuvvetleri'nde (TSK) nasıl bir tablo ortaya çıkıyor?

15 Temmuz'la birlikte FETÖ'cü unsurlar Silahlı Kuvvetlerimizden büyük oranda temizlenmiş oldu. İçerdeki hainler tasfiye edilince ordumuz adeta kendini yeniden buldu. Silahlı Kuvvetlerimizin terörle mücadeleden yurtdışı operasyonlara kadar farklı cephelerde imza attığı başarıların altında, bünyesinde yapmış olduğu işte bu temizlik vardır. Silahlı Kuvvetlerimiz asıl görevine yoğunlaşmış ve vazifesini bîhakkın yerine getirmeye başlamıştır. Emniyet teşkilatımızda da benzer durum söz konusudur. Bu insicamı korumakta ve güçlendirmekte kararlıyız.

'MİLLETİN DİRENİŞİ İLE ENGELLENMİŞTİR'

SORU: Türk demokrasi tarihi bakımından nasıl bir önemi var 15 Temmuz direnişinin?

Türkiye'nin 1950'de başlayan demokrasi yolculuğu, maalesef her 10 yılda bir tekrarlanan müdahalelerle sürekli kesintiye uğradı. Sandıktan çıkan irade hiçbir zaman tam olarak ülke yönetimine yansımadı. 1961 Anayasası'yla tesis edilen vesayet kurumları, milletten almadıkları yetkileri kullanarak, milletin iradesine ortak oldu. Gerek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımız döneminde gerekse Başbakanlığımızda bunları hep karşımızda bulduk. Ne yaptıysak bunlara rağmen yaptık. Kefenimizi giyerek çıktığımız bu yolculukta, milletin emanetine sahip çıkma noktasında her türlü mücadeleyi verdik. Bu tarihi süreç içinde 15 Temmuz bir dönüm noktasıdır. 15 Temmuz, Türkiye'de gerçek anlamda millet egemenliğinin tesis edildiği gündür. Milletin iradesini teslim alma teşebbüsü, bizzat milletin direnişi ile engellenmiştir.

'O GECE KİMLERLE KONUŞTUĞUNU ANLATMASI GEREKİR'

SORU: CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 15 Temmuz'a ilişkin tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Daha önce “Darbe girişimi olursa tankın üzerine ilk ben çıkacağım şeklinde açıklamalar yapan ana muhalefet partisi genel başkanından nasıl davranması beklenirdi?

Demokrasiyi ve milli iradeyi savunmak sadece iktidarın değil, herkesin görevidir. Demokrasiyi hedef alan girişimler karşısında siyasi ikbal kaygısı gütmeden, korkmadan, çekinmeden tepki koymaları gerekir. Ancak 1960'tan beri CHP'nin darbeyi destekleyen, müdahaleye çanak tutan bir politika izlediğini görüyoruz. 27 Mayıs'ın da, 28 Şubat'ın da, 15 Temmuz'un da en büyük destekçisi CHP'dir. Normal şartlarda bu tarz iddialı cümleler kuran birisinden, sözünü tutması ve tankların üstüne çıkması beklenirdi. Ancak CHP Genel Başkanı tankların üstüne çıkmak yerine darbecilerle anlaşıp tankların arasından kaçmayı tercih etti. Sığındığı Bakırköy Belediye Başkanı'nın evinde, milletin mücadelesini kahve içerek televizyondan takip etti. Tabi ortada çok ciddi bir muamma var. 4 yıl geçmesine rağmen açıklığa kavuşturulmamış sorular var. CHP Genel Başkanı 15 Temmuz gecesine dair şüphe bulutlarını artık dağıtmalıdır. O gece kimlerle konuştuğunu, kimlerle hangi pazarlıkları yaptığını öncelikle kendisinin anlatması gerekir. 15 Temmuz sonrasında kullandığı FETÖ jargonu ile o gece yaşananlar arasında bir irtibat olup olmadığını açıklığa kavuşturmalıdır.

'OPERASYONLAR DEVAM EDİYOR'

SORU: 15 Temmuz'dan sonra FETÖ ile mücadelede büyük adımlar attınız. Öncülük ettiniz. FETÖ konusunda gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Darbeye karışanlarla ilgili davaların önemli bir kısmı tamamlandı. Milletin kanını dökenler, millete kurşun sıkanlar işledikleri cinayetlerin hesabını hukuka verdi ve veriyor. Örgütün gizli yapılanmasına yönelik operasyonlar ise devam ediyor. Elbette 40 yıl boyunca devlete sızan sinsi bir yapıyı 4 yılda tamamen temizlemek mümkün değildir. Nitekim güvenlik ve yargı birimlerimiz, her gün yeni bir bulguya ulaşarak, örgütün kripto yapılanmasını deşifre ediyor. Firari şahısların ülkemize iadesi konusunda da Adalet Bakanlığımız gereken çalışmayı titizlikle yürütüyor. Örgütün üst düzey militanlarından bazılarının ülkemize iadesini sağladık. Burada kimi ülkelerin tavırlarıyla ilgili şu hususu ifade etmek zorundayım. Lafa gelince sürekli demokrasiden bahsedenler, bize hukuk dersi verenler maalesef demokrasi düşmanlarına kol kanat germekten çekinmiyorlar. Birçok batı ülkesinin FETÖ'cüleri himaye ettiğini, bunlara aleni destek verdiğini görüyoruz. Kimi devletler bunu sırf bize zarar vermek için yaparken, bazıları da gafletten, FETÖ tehdidini idrak edememekten yapıyor. Ancak Antifa örneğinin herkes için bir ibret vesilesi olacağına inanıyorum. Daha birkaç yıl öncesine kadar romantik sözlerle desteklenen bu yapı şimdi terör estiriyor, sokakları ateşe veriyor. Nitekim bu taşkınlıklar karşısında Sayın Trump, Antifa'yı terör örgütü olarak ilan edeceklerini açıkladı. Benzer tehdit FETÖ için de geçerlidir.

'BÖLGEMİZİN GELECEĞİNDE BU ÖRGÜTE YER YOKTUR'

SORU: FETÖ dışında TSK tarafından terör örgütü PKK'ya yönelik önemli operasyonlar icra ediliyor. Avrupa ve ABD kamuoyunda Türkiye'nin operasyonları konusunda oluşturulmaya çalışılan bir algı var, nasıl yorumluyorsunuz?

Terörü bu toprakların kaderi olmaktan muhakkak çıkartacağız. Bu yönde son yıllarda gerçekten önemli adımlar attık. Suriye'de kurulmak istenen terör koridorunu gerçekleştirdiğimiz operasyonlarla akamete uğrattık. Terör örgütlerinin bir dönem kol gezdiği 8 bin 200 kilometrekarelik alanı, DEAŞ ve PKK/YPG'li teröristlerden temizledik. Irak'ta da PKK hedeflerine yönelik başarılı harekâtlar düzenliyoruz. Haziran ayının ortasında yapılan hava ve kara harekâtları, bu sürecin parçalarıdır. PKK bu toprakların iklimine, insanına, inancına, değerlerine ve kültürüne düşman bir terör örgütüdür. Onbinlerce insanımızın katilidir. Bölgemizin geleceğinde bu örgüte yer yoktur.

'60 MİLYAR DOLARLIK PROJE HACMİNE ULAŞTIK'

SORU: Terörle mücadelede yerli ve milli üretim büyük rol oynuyor. Savunma sanayii alanında Türkiye nasıl bir durumda?

Savunma sanayiinde yerlilik oranını yüzde 20 seviyelerinden aldık, yüzde 70'lerin üstüne çıkardık. 2002'de sadece 62 savunma projesi yürütülürken, bugün bu sayı 700'e yaklaştı. Son 5 yılda yaklaşık 350 yeni proje başlattık. 2002'de yaklaşık 5,5 milyar dolar bütçeli savunma projeleri yürütülürken geldiğimiz noktada yaklaşık 11 katlık bir artışla 60 milyar dolarlık proje hacmine ulaştık. İhale süreci devam eden projelerle bu rakam 75 milyar doların üzerine çıkıyor. Aynı dönemde firma sayımız da 56 iken bugün bin 500'e ulaştı. Yine göreve geldiğimizde 1 milyar dolar olan sektörün cirosu, 2019'da 10,8 milyar dolara yükseldi. 2002'de yalnızca 248 milyon dolar olan savunma ve havacılık ihracatı, 2019 itibarıyla 3 milyar doları geçti. Neredeyse yok düzeyinde olan Ar-Ge harcaması 2019'da 1,5 milyar doları geçti. Bugün dünyanın en büyük savunma şirketleri listesinde 5 firmamız bulunuyor. Diğer taraftan havuzlu çıkarma gemimiz TCG Anadolu'nun inşasının sonuna geldik. Nitekim gemimiz 1 Temmuz'da liman test hazırlıkları için rıhtıma indi. Tasarımından üretimine her aşamada yerli olacak savaş uçağımızı da 2023'te hangardan çıkaracağız. Bulunduğumuz noktayı önemsiyoruz fakat daha fazlasını yapmamız gerekiyor. Böyle bir iradeye, altyapıya ve birikime sahibiz. Savunma sanayi projelerimizin en önemlisi şüphesiz SİHA ve İHA'lardır. AKINCI ile bu alanda dünyanın ilk 4 ülkesinden biri olacağız. Terörle mücadelemize SİHA'lar gerçekten büyük katkı yapıyor. Bunun yanında eşgüdüm içinde yürüyen bir süreç var. Güvenlik teşkilatlarımız olan TSK, emniyet, jandarma ve MİT arasındaki koordinasyon şu an en üst düzeyde… İnşallah bunu daha da artıracağız.

'ÇOK CİDDİ DIŞ TALEP VAR'

SORU: SİHA'lar, alanında yeni bir etki oluşturuyor sanki?

Kesinlikle. Sadece terörle mücadelede değil, Suriye'de ve Libya'da da İHA ve SİHA'lar çok etkin rol oynuyor. Bu alanda dünyanın ilgisini çekmiş durumdayız. İHA ve SİHA'lara yönelik de çok ciddi dış talep var. Tabi savunma sanayii alanındaki diğer yerli üretimlerimize yönelik de büyük bir ilgi var. Hem özel sektör, hem de devlet olarak bu alanda atılan adımlarımız kesintisiz sürecek.

'BİZİM KİMSENİN TOPRAĞINDA GÖZÜMÜZ YOKTUR'

SORU: 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yaptığınız bir konuşmada “Artık sadece ülkemiz üzerine oynanan oyunları değil bölgemizde kurulan tuzakları da bozacağız” demiştiniz. Nitekim bunun ilk örneği Ağustos 2016'da Fırat Kalkanı Operasyonu ile ortaya konuldu. Arkasından diğer operasyonlar geldi. Türkiye bu alanda nasıl bir strateji izliyor?

Bölgemizle ilgili konularda taraflı, fırsatçı ve diğer tarafı yok sayan bir yaklaşım içinde asla olmadık. Barışın inşa edilmesi, akan kanın durması için çaba harcıyoruz. Çatışmalar sebebiyle insanların mülteci durumuna düşmesini, evini, barkını, hayatını kaybetmesini istemiyoruz. Türkiye'nin bu konudaki duruşu nettir; bizim kimsenin toprağında, egemenliğinde gözümüz yoktur. Kendi güvenliğimizin üzerine ne kadar titriyorsak, komşularımızdan başlayarak dost ve kardeş ülkelerin güvenliğine de aynı şekilde hassasiyet gösteriyoruz. Fransa ve Abu Dabi yönetimi başta olmak üzere kimi ülkelerce yürütülen propagandanın arkasında, Türkiye'nin hukuk, demokrasi ve adalet eksenli mücadelesine yönelik tahammülsüzlük vardır. Türkiye, sahada ve masada verdiği başarılı mücadelelerle kan ve kaostan beslenenlerin hesaplarını bozmuştur. Bugün yüz milyonlarca mazlum ve mağdurun nazarında Türkiye; umutla, adaletle, merhametle özdeş hale gelmiştir. Ülkemize yönelik bu teveccühü korumakta kararlıyız.

'LİBYA'NIN İSTİKRARA KAVUŞMASI TÜM BÖLGENİN ÇIKARINADIR'

SORU: Türkiye, Libya'da oyun kurucu bir aktör olarak sahada yerini aldıktan sonra, süreç BM nezdinde Libya'nın meşru hükümeti olan UMH lehine işliyor. Barış ve istikrarın sağlanabilmesi için uluslararası toplumdan bu konuda beklentileriniz nelerdir?

Türkiye'nin kararlı tavrı sayesinde darbeci Hafter ile destekçilerinin Trablus'u işgal planı tutmadı. Uluslararası meşruiyeti haiz Milli Mutabakat Hükümeti, çok kısa sürede darbecileri Trablus'tan söküp atmayı başardı. Sahada elde edilen bu kazanımlar, inşallah Libya'nın tamamında barış ve huzurun müjdecisi olacaktır. Türkiye ile Libya arasında imzalanan 'Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakat Muhtırası' ile 'Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası' son derece önemlidir. Bu iki muhtıra ile ülkemiz, Doğu Akdeniz'deki hak ve menfaatlerini garantiye almış, aynı zamanda da Libyalı kardeşlerine sahip çıkmıştır. Ayrıca Libya'ya sağlıktan ulaşım altyapısında kadar her alanda destek oluyoruz. Libya'nın bir an önce istikrara kavuşması sadece Libya halkının değil, tüm bölgenin çıkarınadır. Bu ülkenin siyasi ve ekonomik açıdan güçlenmesi hem Kuzey Afrika'yı hem de Avrupa'yı rahatlatacaktır. Uluslararası toplum meşru hükümeti destekleyerek artık tercihini yapmalı, savaş suçu işleyen darbecileri durdurmalıdır. Libya'yı kan gölüne çeviren lejyonerler bir önce bu ülkeden çıkarılmalıdır. Terhune ve daha birçok şehirde ortaya çıkan toplu mezarların hesabı, darbecilerden muhakkak sorulmalıdır.

'ATTIĞIMIZ ADIMLARLA BU PLANI BOŞA ÇIKARDIK'

SORU: Türkiye, Libya ile birlikte Doğu Akdeniz'de de aktif bir strateji izliyor. Türkiye'nin buradaki gelişmelere bakış açısı nasıl?

Aralarında komşularımızın da olduğu bazı ülkeler, Türkiye'yi Doğu Akdeniz'de etkisizleştirmek için hatalı bir sürecin içine girdiler. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye'nin Akdeniz'deki haklarını gasp etmek istediler. Defalarca bunun yanlış olduğunu, hukuka uygun olmadığını söyledik. Türkiye'nin hak ve hukukunu koruma noktasında kararlı olduğunu ifade ettik. Hedefleri, Akdeniz'e en uzun kıyıya sahip olan ülkemizi sadece oltayla balık tutacak bir kıyı şeridine mahkum etmekti. Ama attığımız adımlarla bu planı boşa çıkardık. İki sondaj gemimizi göndererek, ülkemize ait alanlarda sismik araştırmalar yapmaya başladık. Açık ve net söylüyorum; biz tarih boyunca farklı medeniyetlere beşiklik etmiş Akdeniz'de gerilim istemiyoruz. Bilakis burada var olduğu düşünülen hidrokarbon kaynaklarının tüm bölge için bir fırsat teşkil ettiğine inanıyoruz. İş birliğini ve adil bir paylaşımı esas alan her türlü teklife kapımız açıktır. Bu prensipler temelinde herkesle çalışmaya hazırız.

'FETÖ'YE KARŞI MÜCADELEMİZİ YİNE CHP'YE RAĞMEN SÜRDÜRDÜK'

SORU: Ülkemizde CHP'nin başını çektiği muhalefet yine bu konuda uygulanan yol haritasına karşı, sert eleştiriler getiriyorlar. Nasıl yorumluyorsunuz bu durumu?

Açıkçası muhalefet partilerinin, özellikle de CHP'nin bu tarz eleştirilerine ilk defa şahit olmuyoruz. 18 yıllık iktidarımız döneminde, ülkemizi, milletimizi ve demokrasimizi güçlendirmek için attığımız tüm adımlarda, CHP'nin saldırılarına ve ithamlarına muhatap olduk. Suriye'nin kuzeyinde kurulmaya çalışılan terör koridorunu, CHP'ye rağmen akamete uğrattık. Hendek ve çukur terörünü CHP'ye rağmen engelledik. İdlibli kardeşlerimize yine CHP'ye rağmen sahip çıktık. 15 Temmuz sonrasında FETÖ'ye karşı mücadelemizi yine CHP'ye rağmen sürdürdük. Aynı şekilde Libya ve Doğu Akdeniz'deki çıkarlarımızı CHP'nin muhalefetine rağmen savunduk ve savunuyoruz. 40 yıllık siyasi hayatımızda edindiğimiz tecrübe, bize CHP'nin millet ve memleket gibi bir derdinin olmadığını, Türkiye'nin çıkarları konusunda herhangi bir hassasiyetlerinin bulunmadığını göstermiştir. Şu an CHP eksenini kaybetmiş bir partidir. Rüzgar nerden eserse oraya yöneliyorlar. Sürekli bocalamalarının sebebi budur. Milli meselelerde CHP ve şürekâsının ne dediğine değil, milletimizin ne dediğine, neyi talep ettiğine bakıyoruz. Bizim için asıl olan Türkiye ve Türk Milleti'nin huzuru, emniyeti ve bekasıdır. Bunun dışındaki her şey lafügüzaftır.

'17 İLAÇ GELİŞTİRME PROJEMİZ DEVAM EDİYOR'

SORU: Türkiye sizin döneminizde aynı zamanda küresel vicdanın sesi oldu. Kovid-19 salgınıyla mücadele edebilmeleri için aralarında ABD ve İngiltere'nin de bulunduğu 140 ülkeye yardım gönderdiniz. Daha önce de yine mülteciler ve mazlum coğrafyalar konusunda önemli adımlar atmıştınız. Mesela bir ABD'ye ve İngiltere'ye yardımı tam konumlandıramıyor bazıları, Türkiye bu gücünü nerden alıyor?

Devlet geleneğimiz 'insanı yaşat ki devlet yaşasın' prensibi üzerine bina edilmiştir. Biz aynı zamanda paylaşmanın, yardımlaşma ve dayanışmanın bereketine inanan bir milletiz. Koronavirüs salgını, insanlık tarihinin son asırda yüzleştiği en büyük sağlık krizlerinden birisidir. Maalesef birçok ülke bu salgına sağlık altyapısı bakımından hazırlıksız yakalanmıştır. Öyle ki gelişmiş ülkeler dahi vatandaşlarına ve sağlık çalışanlarına tulum, maske, koruyucu ekipman gibi temel ihtiyaç malzemelerini sağlamakta zorlanmıştır. Türkiye olarak, 40 bin yoğun bakım yatağı, 246 bin yatak kapasitesi, bin 213 bilgisayarlı tomografi cihazı, 4 bin tedavi kurumu, 1 milyon 100 bin sağlık çalışanımızla, hamdolsun salgını en rahat karşılayan ülkelerden biri olduk. Bu süreçte sağlık yatırımlarımıza hız verdik. İstanbul'da bin 8'er yataklı iki acil durum hastanemizi kısa sürede faaliyete geçirdik. Ayrıca İstanbul'da Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi gibi devasa sağlık tesislerini devreye aldık. Milletimizi, CHP Genel Başkanı'nın 'sahra hastanesi' diye reklamını yaptığı hangarlara mahkûm etmedik. İnsanların ilgisizlikten öldüğü, sağlık çalışanlarının maske dahi bulamadığı, yaşlı bakım evlerinden utanç verici görüntülerin yansıdığı durumların hiçbiri ülkemizde yaşanmadı. Sosyal güvenlik sistemimizin kapsayıcılığı ve kuşatıcılığı sayesinde vatandaşlarımız, kimi yerlerde olduğu gibi milyon dolarlık faturalarla karşı karşıya kalmadı. Testten teşhis, tedavi ve ilaca hastalıkla mücadele için gereken her şeyi insanımıza ücretsiz sunduk. Bunun yanında din, dil, ırk ve bölge ayrımı gözetmeden dünyanın 140 ülkesine tıbbi teçhizat ve malzeme gönderdik. Yine bu süreçte Türk mühendisleri tarafından geliştirilip, Türk firmalarınca üretilen solunum cihazları yaptık. Hamdolsun kendi hastanelerimizin yanı sıra Brezilya'dan Somali'ye kadar birçok kıtada Türk malı solunum cihazları kullanılıyor. 8'i aşı olmak üzere 17 ilaç geliştirme projemiz devam ediyor. Yıl sonundan önce, hatta daha erken bu projelerde klinik öncesi aşamaya geçmeyi planlıyoruz. Sağlığın kıymetinin daha iyi anlaşıldığı bu dönemde, Türkiye'nin büyük bir çekim merkezi olacağına, sağlık turizmi alanında da kendisinden söz ettireceğine inanıyorum. Bu vesileyle salgın sürecinde özverili bir şekilde görev yapan, sağlık çalışanları başta olmak üzere tüm kamu ve özel sektör personeline, milletim adına şükranlarımı sunuyorum.

'HERKESİN YANINDA OLDUK'

SORU: Efendim, ekonomide Türkiye için bir kriz beklentisi üretildi. Birkaç yıldır bu devam ediyor. Dışardan müdahaleler de oldu. Önümüzdeki süreçte ekonomide nasıl bir yol haritası olacak?

Ekonomi bizim her zaman öncelikli meselelerimizden biri oldu. 2002'de iktidara geldiğimizde kriz yorgunu bir ülkeyi devralmıştık. Kişi başı geliri 3 bin 500 doları ancak bulan, ihracatı 36 milyar olan, eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye her alanda yetersiz bir altyapıyla ağır aksak yol yürümeye çalışan bir Türkiye manzarası vardı. Bu tablo karşısında hemen kolları sıvadık ve Cumhuriyet tarihimizin en büyük demokrasi ve yatırım hamlesini başlattık. 18 yıl boyunca Türkiye'yi büyütmek, vatandaşımızın refahını artırmak için ciddi çaba harcadık. İhracatımızı 36 milyar dolardan 181 milyar dolara, kişi başına düşen geliri 3 bin 500 dolardan bir ara 11 bin dolara kadar çıkardık. Marmaray gibi, Bolu Tüneli, Avrasya Tüneli, Nissibi Köprüsü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, İstanbul Havalimanı, 18 Mart Çanakkale Köprüsü gibi dev projeleri hayata geçirdik. 30 yeni havalimanı açarak, hava yolunu halkın yolu yaptık. Ülkemizi hızlı trenle tanıştırdık. “Türkiye'nin otomobiliö rüyasını geleceğin teknolojisiyle gerçeğe dönüştürdük. 2002'de 31 bin megavat civarında olan kurulu gücümüzü bugün 3 kat artırarak 92 bin megavata ulaştırdık. Yine bizim dönemimizde Türkiye'yi enerjinin otoyolu haline getirdik. TürkAkım ve TANAP projeleriyle enerjinin uzaklara güvenli ulaşımında söz ve yetki sahibi konuma gelen Türkiye, Akkuyu Nükleer Güç Santraliyle de enerjisine enerji katacaktır. Son 18 yılda ülkemize 220 milyar dolardan fazla doğrudan yatırım çektik. Bugün satın alma paritesine göre değerlendirirsek milli gelir sıralamasında 13'üncü büyük ekonomiyiz. Salgın döneminde sanayicimizden esnaf ve sanatkârımıza, çalışanlarımızdan ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza kadar herkesin yanında olduk. Sosyal Koruma Kalkanı çerçevesinde milletimize doğrudan 24 milyar lirayı aşkın kaynak aktardık. Kısa çalışma ödeneği ve nakdi ücret desteğinin süresini uzatarak, salgın sonrası dönemde de çalışanlarımızın yanında yer almaya devam ediyoruz. Küresel düzeyde yeniden şekilleneceği anlaşılan siyasi ve ekonomik yapıda Türkiye, gerçekten avantajlı bir yerde duruyor. Daha salgın dönemi bitmeden, dünyanın dört bir yanından alternatif üretim ve tedarik kanalları için ülkemizdeki firmalarla temasa geçilmeye başlandı. İnşallah bu sıkıntılı süreci fırsata çevirecek, ülkemizi 2023 hedeflerine bir adım daha yaklaştıracağız.

'AVANTAJLARI ÇOK İYİ KULLANDIK'

SORU: Türkiye 24 Haziran 2018 seçimlerinden sonra Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Modeline geçti. Yeni sistemin salgınla mücadeledeki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin getirdiği avantajları çok iyi kullandık. Kabinemizle tam bir koordinasyon içinde, vakit kaybına mahal vermeden, bürokratik oligarşiye takılmadan gereken tüm kararları aldık ve süratle uyguladık. Daha önce çift başlılıktan neşet eden sorunların hiçbiri bu süreçte yaşanmadı. Kriz döneminde sistem tıpkı bir saat gibi tıkır tıkır işledi. Böylece muhalefetin sistemle ilgili eleştirilerinin ne kadar yersiz, haksız ve gereksiz olduğu ortaya çıktı. Öte yandan biz 83 milyonun huzuru ve sağlığı için başarılı bir mücadele yürütürken, muhalefet belediye başkanlarının çoğu, en basitinden toplu taşımadaki sefer sayısını dahi düzenlemekte aciz kaldı. İnsanımızın sağlığını hiçe sayan, tamamen iş bilmezlik ve koordinasyonsuzluktan kaynaklanan sıkıntılara şahit olduk. Koronavirüs krizini tüm dünyaya örnek bir başarıyla yöneten kabinemize ve yönetim sistemimize yönelik vatandaşımızın duyduğu güven de artmış durumda. Salgın döneminde yapılan kamuoyu yoklamaları bu gerçeği açıkça ortaya koyuyor. Devletimizin açıkladığı tedbirlere riayet ederek sürecin başarısına katkı sunan herkese teşekkür ediyorum. Tüm vatandaşlarımı 'TAMAM' diye sloganlaştırdığımız Temizlik, Mesafe ve Maske kurallarına uymaya davet ediyorum.

'SAYIN BAHÇELİ BİZİMLE AYNI HASSASİYETİ PAYLAŞIYOR'

SORU: AK Parti ve MHP arasında yapılan Cumhur İttifakı yoluna devam ediyor. İttifakın uyumunu ve geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye, Libya'dan Doğu Akdeniz'e, Suriye'den Irak'a kadar çok farklı cephelerde beka mücadelesi veriyor. Bu mücadelenin başarısı en az İstiklal Harbimiz kadar önemlidir. Ülkemizin zaferden başka şansı yoktur. AK Parti ve Cumhur İttifakı ise bu mücadelenin sancaktarıdır. Zira bu ittifak 15 Temmuz gecesi sokaklarda, meydanlarda omuz omuza yürütülen bir mücadeleyle kurulmuştur. Bu ittifak, pazarlıkların ve gizli-kapaklı anlaşmaların olmadığı şeffaf bir ittifaktır. Cumhur İttifakı ne kadar güçlü olursa, Türkiye de hedeflerine o derece hızlı ve sağlam yürür. Ülkemizin ve milletimizin bağımsızlığı için, ay yıldızlı bayrağımız için, vatan toprağımız için hiçbir fedakârlıkta bulunmaktan çekinmeyiz. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Bahçeli de bu konularda bizimle aynı hassasiyeti, aynı hissiyatı paylaşıyor. Nitekim geride bıraktığımız zaman zarfında içeriden ve dışarıdan gelen nifak girişimlerine rağmen Yenikapı ruhunu diri tutmayı başardık. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi başta olmak üzere birçok reformu hayata geçirerek Türkiye'nin önünde yeni yolların açılmasını sağladık. FETÖ ve PKK terör örgütleriyle mücadelede tarihi ivme yakaladık. Ekonomimize yönelik sabotaj girişimlerini başarıyla püskürttük. Suriye ve Libya'da Türkiye'nin menfaatlerini kararlılıkla koruduk. Millet ve memleket ortak paydasında kurduğumuz bu güzel birlikteliği inşallah önümüzdeki dönemde daha da güçlendireceğiz.

'GENÇLERİMİZE GÜVENMEYE DEVAM EDECEĞİZ'

SORU: Yeni sosyoloji ve gençlik konusu çok gündemde. Bu durumu nasıl yorumluyorsunuz?

40 yılı aşkın bir süredir siyasetin içindeyim. Bu zaman zarfında hep gençlerle yol yürüdüm, gençlere güvendim, gençlerin enerjisini, heyecanını ve desteğini yanımda hissettim. Başbakan olduktan sonra ilk işimiz, Anayasa değişikliğiyle gençlerin seçilme yaşını 30'dan 25'e düşürmek oldu. Sonra bununla da kalmadık, 16 Nisan Halkoylaması'nda gençlerin seçilme yaşını, seçme yaşıyla eşitleyip 18'e indirdik. Eğitim alanında liseden üniversiteye, barınma imkânından burs meselesine kadar pek çok reforma imza attık. Kangrene dönmüş üniversite harçlarını kaldırarak, gençlerimize eğitimde fırsat eşitliği sunduk. Üniversite imkânını tüm illerimize yaygınlaştırdık. Başvuran her öğrencimize ya burs ya da kredi veriyoruz. Son 18 yılda üniversite sayımızı 3 kat artırarak 200'ün üzerine çıkardık. Her kademede eğitim altyapısını sürekli güçlendirmekte kararlıyız. Yeni yönetim yapımızı oluştururken Gençlik ve Spor Bakanlığı'nı kurmuş olmamız, gençlerimize verdiğimiz özel önemin ispatıdır. Genel Başkanı olduğum AK Parti'nin Gençlik Kolları 1,5 milyon civarında üye sayısıyla, diğer partilerin toplam üye sayılarının bile üzerindedir. Gençlik kollarımızda 19-20 yaşında ilk defa siyasete atılan arkadaşlarımız, bugün genel başkan yardımcısı, milletvekili, belediye başkanı olarak görev yapıyor. Şu anda da hem partide hem Cumhurbaşkanlığı'nda hem bürokraside yakın çalıştığım ekibimin çok büyük bir bölümü, genç denilebilecek yaşlardaki arkadaşlarımızdan oluşuyor. İnşallah bundan sonra da gençlerimize güvenmeye devam edeceğiz.

'DÜNYA BU GİDİŞATA 'DUR' DEMELİ'

SORU: Diğer taraftan Filistin'den yansıyan açıklamalara bakınca İsrail'in yayılmacı politikasının devam ettiği görülüyor. İsrail Başbakanı Netenyahu Batı Şeria'nın yüzde 30'unun daha ilhak edileceğini açıkladı. Temmuz ayı içinde harekete geçeceklerini kamuoyuyla paylaştılar. İsrail'in bu işgalci tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dünyada adaletsizliğin zirveye çıktığı yerlerin başında İsrail işgali altında bulunan Filistin toprakları geliyor. Ancak İsrail güçlerinin acımasızca katlettiği Filistinler, artık küresel medyada haber olarak bile yer almıyor. İsrail'i gün geçtikçe pervasızlaştıran, daha da hukuk tanımaz hale getiren en önemli sebep, işte bu küresel sessizliktir. İsrail'in, Batı Şeria'daki yerleşim birimlerini ve Ürdün Vadisi'ni ilhak edeceğini açıklaması, işgal ve zulüm politikasının yeni bir adımıdır. Dünya bu gidişata dur demeli, İsrail'in hukuk tanımaz adımlarına engel olmalıdır. Geçen yıl Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki konuşmamda, İsrail'in Filistin topraklarında nasıl yayıldığını bir harita eşliğinde göstererek anlatmıştım. Dünyaya 'Acaba İsrail neresidir, toprakları nereleri kapsıyor?' sorusunu yöneltmiştim. Gerçekten de İsrail 1947'de, 1949'da, 1967'de neresiydi, şu anda neresi diye baktığınızda sorunun kaynağı ortaya çıkıyor. 1947 haritasında o toprakların tamamı Filistin'e aitken, yıllar içinde Filistin küçülmüş, İsrail büyümüştür. 1967'de Kudüs'ün de işgaliyle yeni bir aşamaya geçildi. Günümüzde ise haritada maalesef artık Filistin diye bir yer kalmadı. Filistin'in neredeyse tamamına yakını İsrail tarafından yutuldu. İsrail şimdi de kalanını işgal etmenin peşinde… İlhak planları bunun bir parçasıdır. Gazze'deki insanlık dışı abluka ile Kudüs'ün tarihi ve hukuki statüsüne yönelik saldırılar da devam ediyor. 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan egemen, bitişik ve bağımsız bir Filistin Devleti'nin kurulması bizim politikamızın ana eksenidir. Bunun dışındaki herhangi bir barış planının adil olma, kabul edilme ve uygulanma şansı yoktur.

'MESCİD-İ AKSA İSE BİZ MÜSLÜMANLARIN İLK KIBLESİDİR'

SORU: Müslümanların genel olarak nasıl bakması gerekiyor bu konuya?

Kudüs üç semavi dinin mukaddes mekânıdır. Mescid-i Aksa ise biz Müslümanların ilk kıblesidir. Mescidi Aksa'nın izzetini korumak, buraya el uzatılmasına mani olmak Müslümanların ortak görevidir. Bütün İslam âleminin bu gerçeği anlaması ve buna uygun davranması gerekiyor. Şunu da ilave edeyim; bizim Musevilere karşı herhangi bir önyargımız veya husumetimiz de yoktur. İsrail halkıyla da bir sorunumuz bulunmuyor. Bizim karşı olduğumuz İsrail hükümetinin işgalci ve hukuk tanımaz politikalarıdır.

'BU, BİZİM İÇ MESELEMİZDİR'

SORU: En sıcak olan konulardan birisi de Ayasofya'nın yeniden cami olarak ibadete açılması… Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Burası, Fatih Sultan Mehmet Han'ın İstanbul'u fethettiğinde ilk cuma namazını kıldığı ve fethin sembolü olarak camiye dönüştürdüğü bir mekândır. Bu yüzden toplum hafızamızdaki yeri vazgeçilmezdir. 1934'te Ayasofya'nın camiden müzeye dönüştürülmesi, milletimizin içini acıtan bir karardı. Ayasofya'nın tekrar asli hüviyetine kavuşturulması gerekiyordu. Danıştay, yapılan başvuru sonucu nihai kararı verdi. Danıştay'ın kararını hukuk devleti adına, maşeri vicdanı rahatlatma adına müspet bir adım olarak görüyoruz. Dava sürecinde içerden ve yurtdışından çıkan çatlak seslerin ise hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Ayasofya'nın statüsüyle ilgili nihai karar mercii başkaları değil Türk Milleti'dir. Bu, bizim iç meselemizdir. Diğer ülkelere de ancak alınan karara saygı göstermek düşer. 

]]>
https://ardahanhaberi.com/cumhurbaskani-erdogan-tartismalara-son-noktayi-koydu-hic-kimsenin-haddi-degildir/39770/ Sun, 12 Jul 2020 15:04:33 +0300
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ülkemize karşı Doğu Akdeniz'de kurulmaya çalışılan oyunları ve tuzakları yerle bir ettik

Konuşmasının başında Erdoğan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez'e Türkiye'nin kurulu gücünü sordu. Dönmez, Türkiye'nin 2002 sonu itibarıyla tüm kurulu gücünün 31 bin megavat olduğunu, şu anda 91 bin megavatı aştığı kaydetti. Erdoğan, bunun üzerine, "Bunun, özellikle milletim tarafından bilinmesi çok büyük önem arz ediyor. 31 bin megavattan 91 bin megavata 18 yılda hamdolsun kurulu gücümüzü yükselttik." diye konuştu.


Erdoğan, açılışı yapılan hidroelektrik santrallerinin hayırlı olmasını diledi, yapımlarında emeği geçen kurumları, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığını, mühendisleri, işçileri ve yüklenici firmaları tebrik etti. 

Türkiye'nin enerjisine enerji katacağına inandığı santrallerin, kalkınmanın, gelişmenin ve büyümenin de sembolleri olduğunu dile getiren Erdoğan, "Bunlar, bizler için medeni olmanın adeta sıçrama tahtalarıdır. Salgın döneminde sağlık hizmetleri yanında hemen her alandaki yatırımlarını devam ettiren Türkiye, böylece 2023 hedeflerine ulaşmaktaki kararlılığını ortaya koymuştur. Enerjisi olmayan bir ülkenin medeni olmaktan bahsetmesi mümkün değildir, kalkınmadan bahsetmesi mümkün değildir, sanayileşmeden bahsetmesi mümkün değildir. Tüm dünyanın kendi içine kapandığı bir dönemde, yatırımı, üretimi, istihdamı destekleyerek sergilediğimiz olumlu yöndeki ayrışma ile salgına teslim olmadığımızı gösterdik." diye konuştu.

"Kimlerin zafiyeti olduğunu önce mülteci krizinde ardından salgın döneminde gördük"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün İstanbul'da bir hastanenin ve Gelir İdaresi Başkanlığının hizmet binalarının, önceki gün Konya Ovası Projesi'nin 1-2-3 numaralı sulamalarının açılışlarının yapıldığını, önceki haftalarda Ergene Havzası Tüneli'nin, Kars Barajı'nın, Ilısu Barajı'nın, çeşitli hastanelerin, İstanbul Havalimanı'nın üçüncü pistinin ve diğer tesislerin hizmete girme törenlerinin yapıldığını hatırlatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü

"Önümüzde yapımını tamamladığımız eserlerle ilgili oldukça yoğun bir açılış programı var. Türkiye'nin her zaman ama özellikle de şu içinden geçtiğimiz kritik dönemde en büyük ihtiyacının işte bu eser siyaseti, hizmet siyaseti, inşa siyaseti olduğuna inanıyoruz. Bunun için tüm bakanlıklarımızdan, tüm kurumlarımızdan, özel sektörümüz dahil tüm kuruluşlarımızdan gündemlerindeki yatırım ve üretim programlarını hızlandırmalarını istedik. Hamdolsun bu çağrımız karşılıksız kalmadı. Bakanlıklarımızın çalışmalarını zaten yakından takip ediyoruz. Özel sektörümüz de sadece organize sanayi bölgelerinde son 6 ayda 10 milyar liralık yatırımla 583 yeni fabrikayı tamamlayarak üretime geçirdi. Verilen yeni teşvik belgeleriyle 129 bin istihdamı öngören yatırımların önü açıldı. Diğer verilerin yanı sıra sanayide kullanılan elektrik tüketiminin yükselmeye başlaması üretim çarklarının hızlandığına işaret ediyor. İhracatçılarımızın dünyanın dört bir yanıyla yoğun bir görüşme yaptığını görüyoruz."

Türkiye'nin hedeflediği seviyeye ulaşabilmesi için Türkiye'yle birlikte dünyanın geri kalanında da normalleşme sürecinin belli bir seviyeye gelmesi gerektiğine işaret eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Avrupa Birliği'nin şeffaflık sorunu olan ülkeleri Türkiye'nin önüne koyarak uyguladığı çifte standardın gerisindeki niyet açıkça ortadadır. Türkiye olarak bugüne kadar mücadelesiz hiçbir kazanım elde etmedik. Anlaşılan o ki bu süreçte de zaten hakkımız olan hususları mücadele ederek, adeta söke söke alacağız. Esasen bu şekilde mücadeleyle mesafe katetmek ülkemizi kamu kuruluşları ve özel sektörüyle krizlere karşı daha güçlü, daha bağışık, daha esnek hale getiriyor. Biz, sağlıktan ekonomiye, diplomasiden güvenliğe kadar her konuda kendimize güveniyoruz. Bu konuda kimlerin zafiyeti olduğunu önce mülteci krizinde ardından salgın döneminde hep birlikte gördük. Gücümüzün haklılığımızından geldiğini, sonunda mutlaka başarıya ulaşacağımıza inanıyoruz. Bugünkü açılışlarımıza da işte bu yolda atılmış önemli bir adım olarak değerlendiriyorum."

'Milletimizi hak ettiği seviyeye çıkartacağız'

Son 18 yılda özellikle Türkiye'ye kazandırılan eserler ve hizmetlerle iki önemli hedefi birlikte gerçekleştirdiklerini anlatan Erdoğan, "Öncelikle geçmiş 79 yılın eksiklerini tamamladık. Eğitimde okul sayımızı 87 bine, öğretmen sayımızı 965 bine çıkartarak 132 yeni üniversite kurmak suretiyle yükseköğrenimi yaygınlaştırarak fırsat eşitliği sağladık. Sağlıkta inşa ettiğimiz ve ambulansından cihazına kadar en modern şekilde donattığımız her seviyedeki 8 bin 500 sağlık kurumumuz, tüm dünyanın gıpta ile baktığı genel sağlık sigortamız, yeni istihdam ettiğimiz 723 bin sağlık personelimiz ile tarihi bir reformu hayata geçirdik. Ulaşımda inşa ettiğimiz 21 bin kilometre yeni bölünmüş yol, 1400 kilometre yeni otoyol, 473 kilometre yeni tünel, yakında uzunluğu 2 bin kilometreyi bulacak yüksek hızlı tren hattı, hizmete açtığımız 30 yeni havalimanı ile sadece mesafeleri kısaltmakla kalmadık, gönülleri de birbirine yakınlaştırdık." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 18 yılda hayata geçirilen projeler hakkında şunları kaydetti:

"Sanayide KOBİ'leri ve organize sanayi bölgelerini destekleyerek, yüksek teknolojiye bağlı üretimi teşvik ederek, kendi ihtiyacımızı karşılamanın ötesinde ihracatımızın gücünü artırdık. Savunma sanayisinde mevcut 62 savunma sanayisi projesinin üzerine bütçesi 60 milyar doları bulan 700 proje daha ekleyerek kendi kendimize yeterlilik oranımızı yüzde 20'lerden yüzde 70'ler seviyesine çıkardık. TOKİ vasıtasıyla vatandaşlarımızın hesaplı, hızlı ve güvenilir şekilde ev sahibi olmasına öncülük ederken, millet bahçeleri ve millet kıraathaneleriyle şehirlerimizdeki hayat kalitesini yükselttik. Şu an itibarıyla bakınız bu yıl 120 bin TOKİ konutu hızla hayata geçirmenin gayreti içerisinde. 

Otomobilde aynı şekilde şu an yoğun otomobil satışı var. Tarımda kapsamlı destekleme ödemeriyle çiftçimizin alın terinin karşılığını almasını sağlarken bu sektördeki üretim ve ihracatımızın değerini yaklaşık 5 kat artırdık. Her alanda hamdolsun benzer başarı tablolarıyla karşı karşıyayız. Bütün bunlar cumhuriyet tarihinin tamamında yapılanların katbekat üzerinde yatırımları eserleri hizmetleri ifade ediyor. Aynı zamanda bu çalışmalar, ülkemizin gelecek yarım asırda yapacağı atılımların da altyapısıdır. Bir başka ifadeyle evlatlarımız, 2053, 2071 vizyonlarını işte bu temel üzerinde inşa edecekler, yükselteceklerdir. Şayet biz 2002'de böyle bir Türkiye devralmış olsaydık bugün nerede bulunabileceğimizi tahayyül dahi edemiyoruz. İnşallah bizim bugüne kadar yaptıklarımız, bundan sonra yapacaklarımız ve bizden sonra ülkenin yönetimini devredeceğimiz evlatlarımızın gayretleriyle milletimizi hak ettiği seviyeye çıkartacaktır."

"Doğu Akdeniz'de kurulmaya çalışılan oyun ve tuzakları yerle bir ettik"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyük mücadeleler ve çabalar sonucunda sağlanan güven ortamının enerji yatırımlarına da olumlu yönde yansıdığını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Öncelikle yerli ve uluslararası yatırımcının Türkiye'nin geleceğine, enerjisine ve hukukuna güvenmesini sağladık. Bu sayede son 18 yılda kamu ve özel sektör eliyle enerjiye 100 milyar doların üzerinde yatırım yapılmasını temin etik. Sıvılaştırılmış gaz, yüzer depolama ve yeniden gazlaştırma terminali yanında yer altı doğalgaz depolama tesisleriyle arz istikrarı oluşturduk. Bölgemizin ilk ve tek doğalgaz satış piyasasını devreye aldık. Doğalgazı 81 ilimizin tamamına götürdük. TANAP ve TürkAkım gibi uluslararası boru hatlarıyla Türkiye'nin enerjide merkez ülke rolünü pekiştirdik."

Denizlerde Fatih ve Yavuz sondaj gemileriyle sondaj faaliyetlerine başlandığını anımsatan Erdoğan, "Türkiye'ye özellikle ülkemize karşı Doğu Akdeniz'de kurulmaya çalışılan oyunları ve tuzakları yerle bir ettik. Doğu Akdeniz'in ardından Karadeniz'de de arama ve sondaj çalışmaları için harekete geçtik. Uluslararası hukuktan kaynaklı haklarımızdan taviz vermeden bu çalışmaları sürdüreceğiz. Akkuyu Nükleer Güç Santralimizin ilk reaktörünü inşallah, 2023'te devreye alıyoruz. Bu projeyle hem elektrik üretimimizi çeşitlendirmiş hem de enerji portföyümüzün daha dengeli bir yapıya kavuşmasını sağlamış olacağız." dedi.

Erdoğan, madenlerin gün yüzüne çıkarılması için yoğun çalışmalar içinde olduklarına dikkati çekerek, kömür üretiminde cumhuriyet tarihinin rekorunu kırarak, 101,5 milyon tona kadar ulaşıldığı bilgisini verdi.

Bor cevheri başta olmak üzere diğer madenlerde de işlenmiş ürün dönemini başlattıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Daha önce teknoloji yetersizliği nedeniyle yurt dışına ham madde olarak sattığımız madenlerimizi artık burada kendi teknolojimiz, kendi insan kaynağımızla işleyerek ihraç edeceğiz. Böylece madenlerimizin değeri yerine göre 1'e 8'e, 1'e 24'e, bu kadar artan oranlarda inşallah değer kazandıracağız. Enerji yatırımlarımızdan en büyük payı yenilenebilir enerji sektörümüz aldı. İşte bugün attığımız adımlarda yenilenebilir enerjiyi görüyoruz. Yenilenebilir enerjide dünyanın sayılı ülkeleri arasındayız. Yenilenebilir enerji kurulu gücünde dünyada 13'üncü, Avrupa'da 6'ncı sırada yer alıyoruz. Hidroelektrikte dünyada 9'uncu Avrupa'da 2'nci, rüzgarda dünyada 12'nci, Avrupa'da 7'nci, güneşte dünyada 14'üncü ve Avrupa'da 7'nci, jeotermalde ise dünyada 4'üncü ve Avrupa'da birinci sıradayız. 

Tabii amacı üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek olanlara bunları anlatmak mümkün değildir. Çevrecilik ve benzeri kisveler altında koparılan yaygaraların amacı bu yatırımları sekteye uğratarak Türkiye'yi enerjide dışa bağımlılığa mahkum etmektir. Ülkemizin cebinden her yıl dışarıya giden 40-50 milyar dolardan nemalanan fırsatçıların bu yaygaralarını dikkate almadık, almayacağız. Çünkü yerli ve yenilenebilir enerjideki her bir puanlık artış cari açığımızın kapanmasına 100 milyon dolarlık katkı sağlıyor. Yenilenebilir enerjide yerli AR-GE ve yerli teknolojinin gelişmesi için başlattığımız YE-KA modelinde önemli bir aşamaya geldik. Türkiye'nin ilk yerli entegre güneş paneli fabrikasının açılışını ağustos ayında gerçekleştireceğiz. Yıllık, 500 megavatlık güneş paneli üretecek fabrikamız, 1400 kişiyi de istihdam edecek."

"Sağlam adımlarımıza bir yenisini daha ekliyoruz"

Son 18 yılda devreye alınan 68 bin megavat kapasitenin yüzde 55,4'ünün yerli ve yüzde 49,3'ünün de yenilenebilir kaynaklardan oluştuğunu söyleyen Erdoğan, bu yatırımların karşılığı olarak 2019 yılında elektrik üretiminin yüzde 62'sinin yerli ve yenilenebilir kaynaklardan üretildiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"Geçtiğimiz yıl yenilenebilir kaynaklara dayalı elektrik enerjisi üretiminde Avrupa'da ikinci sırada yer aldık. 2020 yılının ilk 5 ayında yerli ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimimizi yüzde 66'ya yükselttik. Bugün toplam 1.439 megavat gücündeki 52 hidroelektrik santralimizin resmi açılışını gerçekleştirerek, dikkat edin 52 hidroelektrik santralinden bahsediyorum, bunların açılışını gerçekleştirirken bu alandaki sağlam adımlarımıza bir yenisini daha ekliyoruz. Bu kirli enerji değil, temiz enerji ve bu temiz enerji ile benim halkım rahatsız olmayacak." 

Erdoğan, Türkiye'nin büyürken ve gelişirken enerji üretiminin daha da artacağını anlattı.

"Bu fabrika sadece Türkiye'nin değil, bölgenin de ihtiyacını karşılayacak, özellikle böyle güçlü bir kapasitede üretim yapacak." diyen Erdoğan, Türkiye'nin son 18 yılda elektrikte ortalama yüzde 5 talep artışıyla OECD ülkeleri arasında ikinci sırada yer aldığını vurguladı.

Erdoğan, "Bu artışın yerli ve yenilenebilir kaynaklar öncelikli şekilde karşılanması için son 18 yılda yıllık ortalama yüzde 6,1'lik kurulu güç artışıyla OECD ülkeleri arasında ilk sırada yer aldık." dedi.

"Suyun gücünü enerjiye dönüştüreceğiz"

Yatırım tutarı 11,3 milyar lira olan bu tesislerle suyun gücünü enerjiye dönüştüreceklerini belirten Erdoğan, son 18 yılda 16 bin 554 megavatlık hidroelektrik santralin kurulu gücünü devreye aldıklarını söyleyerek, konuşmasına şöyle devam etti:

"Böylece aynı dönemde sadece sudan ürettiğimiz elektrikle 17 milyar dolarlık doğal gaz ithalatının önüne geçtik. Önümüzdeki haftalarda diğer yenilenebilir ve termik santrallerinin de açılışlarını gerçekleştireceğiz. Milletimiz adına hayata geçirdiğimiz bu tür yatırımlar gelecek nesillere bırakacağımız en büyük mirasları olacak."

Erdoğan, konuşmasının sonunda açılışı yapılan hidroelektrik santrallerinin hayırlı olmasını dileyerek, emeği geçenleri tebrik etti. 

Tokat'a canlı yayınla bağlanan Erdoğan, kurdele kesimi için talimat verdikten sonra sözlerini, "Enerji üretimine başladı, hayırlı olsun." diyerek sonlandırdı.

"Bingöl abide bir esere kavuşmuş oldu'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bingöl Aşağı Kaleköy Barajı ve Hidroelektrik Santrali'nin açılışına da videokonferans yöntemiyle bağlandı.

Bakanlık ve yüklenici Cengiz ve Özaltın firmalarına katkılarından dolayı teşekkür eden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Gerçekten böyle sıkıştırılmış bir anlayışla bu beton yapıların yapılmış olması ve böyle bir barajın burada, dağların arasında kurulmuş olması her türlü takdirin üzerindedir. Bu vesileyle şöyle 1.120 megavatlık bir güce sahip böyle bir temiz enerjinin üretileceği bu yerde hakikaten adeta bu dönem bir tarih yazılmış oldu. Allah yar yardımcımız olsun çünkü temiz enerji her yerde bir gurur abidesidir, bir gurur vesilesidir. Bu bir termik santrali değil, bir kömür santrali değil, burası bir hidroelektrik santrali olarak pırıl pırıl enerjiyi üretecek olan bir santraldir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada bugüne kadar çalışmış olan özellikle vatandaşlarımızın, kardeşlerimizin buradan ekmek yemiş olmaları, bundan sonra da yine aynı şekilde çalışacak olanların buradan yiyecekleri helal lokma ile Bingöl böyle abide bir esere kavuşmuş oldu. Hayırlı olsun diyorum." ifadelerini kullandı.

"Enerji olmadan ülkeler ayağa kalkmıyor"

Siirt'teki Çetin Barajı ve Hidroelektrik Santrali'nin açılış törenine de bağlanan Erdoğan, şunları söyledi:

"Silindirle sıkıştırılmış böyle bir gövde yapımına sahip bu barajın hakikaten bizim o temel ilkemizi de burada tahakkuk ettiriyor olması ayrı bir bize sevinç vermiştir. Her zaman söylediğim gibi 'Su akar Türk bakar' yok. O artık tarih oldu. Şimdi 'Su akar Türk yapar' işte burada olduğu gibi. Hakikaten çok çok çetin bir yerde." diye konuştu.

Bu bölgelerde Limak ailesinin birçok projeye imzasını koyduğunu anlatan Erdoğan, "Sadece bu değil, buna benzer, bu bölgede yapılan birçok barajlarda Limak grubunun hamdolsun imzası var. Bundan dolayı ben kendilerini ayrıca kutluyorum. Nihat Bey zaten biliyor, kerimeleri bu işte çok büyük emek sahibi. Onu da tebrik ediyorum. Şu anda da bu atılacak adımla inşallah Limak, bu bölgede tarih yazmaya devam ediyor. Bu bölgenin de bir evladı olması hasebiyle bundan dolayı da tabii ki kendileri de gurur duyuyorlar." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, her zaman "su medeniyettir" dediklerine dikkati çekerek, "Enerji medeniyetin en önemli uzvudur. Enerji olmadan kalkınma olmuyor, enerji olmadan ülkeler ayağa kalkmıyor. İnşallah işte bu kalite, yenilenebilir enerji ile Türkiye'de ayağa kalkıyor." dedi.

Ardahan Köroğlu Barajı ve Kotanlı Hidroelektrik Santrali'nin açılış törenine de bağlanan Erdoğan, bağlantı kurduğu illerde sosyal mesafeye dikkat edilmesi uyarısına bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca, açılış törenlerinde hazır bulunan katılımcılardan kurdele ve makasları günün hatırası olarak saklamalarını istedi.

]]>
https://ardahanhaberi.com/cumhurbaskani-erdogan-ulkemize-karsi-dogu-akdeniz-de-kurulmaya-calisilan-oyunlari-ve-tuzaklari-yerle-bir-ettik/38616/ Sun, 05 Jul 2020 16:18:08 +0300
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bugün ufka umutla bakıyorsak son 18 yıldaki gayretlerimizin sayesindedir

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,Sağlık Bakanlığı Marmara Üniversitesi Prof. Dr. Asaf Ataseven Hastanesi Açılış Töreni'ndeki konuşmasında, hastanenin hizmete girmesinde emeği geçen kurumları, yüklenici firmaları, mühendisinden işçisine kadar herkesi tebrik etti.

Sağlığın kıymetinin çok daha iyi anlaşıldığı salgın döneminde böyle bir eserin ülkeye kazandırılmasının ayrıca önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan, Türkiye'nin altyapı ve temel hizmetler alanında son 18 yılda katettiği mesafenin değerinin yaşanılan her krizde yeniden keşfedildiğini kaydetti.

Erdoğan, her konuda ülkeyi Batıyla karşılaştıran bir zihniyetin kimi zaman tahkire varan eleştirilerinin yıllardır dinlenildiğini belirterek, şöyle devam etti:

"Bunlar Batı ülkelerinde her şeyi çok iyi, her hizmet ve ürünü çok kaliteli, bizde ise tam tersine her şey çok kötü, çok pespaye, çok kalitesiz görürler. Yine bunlar Batı karşısında olabildiğince ezik, kendi halkına ve ülkesine karşı son derece küstahtırlar. Yıllardır bu zihniyete Türkiye'nin artık eski Türkiye olmadığını, üretimden hizmetlere kadar her alanda gelişmiş ülkeler seviyesini yakaladığını anlatmaya çalışıyoruz. Ama nafile. Adeta nuh deyip peygamber demeyen bir inatla ülkelerini kötülemeyi sürdürüyorlar. Salgın döneminde adeta takke düştü kel göründü misali, yüzlerdeki makyajlar akmış, hakikatler ortaya dökülmüştür. Maskeden solunum cihazına, sağlık personelinin sarf malzemelerinden ilaca kadar üretime dayalı her konuda gelişmiş ülkeler ciddi sıkıntılar yaşamışlardır. Hadi işin bu kısmının gelişmiş ülkelerin üretimden çekilip hizmet sektörüne yönelmeleri gibi bir gerekçeyle izah edilebileceğini var sayalım. Aynı ülkeler bunun yanında sağlık hizmetleri konusunda da adeta çuvalladı. Ne hastane kapasitelerinin ne sağlık personeli sayılarının ne sağlık sigortası sistemlerinin rutinin biraz üzerine çıkan böyle bir yükü kaldıramayacağı ortaya çıktı." 

"Çaresizce çırpınan insan görüntüleri olmadı" 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin ise Avrupa'daki toplam kapasiteye yaklaşan yoğun bakım yatak sayısı, 1 milyon 100 bini bulan sağlık personeli sayısıyla bu sürecin altından başarıyla kalktığını dile getirerek, şöyle konuştu:

"Hamdolsun ne hastane koridorlarında çaresizce çırpınan insan görüntüleri ne üst üste yığılan cenaze fotoğrafları ne iş yükünün altında yıkılıp kalan sağlık personeli manzaraları yaşadık. Aynı şekilde ülkemizde hastanede tedavi olup evine döndükten sonra tüm malını mülkünü satsa ödeyemeyeceği sağlık faturaları karşısında dehşete düşen insan görüntüleri de olmadı. Çünkü Türkiye dünyada eşine az rastlanır kapsam ve genişlikteki genel sağlık sigortası sistemiyle tüm vatandaşlarına ücretsiz hizmet sunabilen bir ülke haline gelmiştir." 

Erdoğan, bunların yanında çok kısa bir sürede İstanbul'da her biri 1008'er yataklı 2 acil durum hastanesi, 2 bin 682 yataklı Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi, 600 yataklı Okmeydanı Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi'nin hizmete açıldığını hatırlattı. 

Açılışı yapılan bu hastanenin de İstanbul'a ve millete kazandırıldığını dile getiren Erdoğan, "Böylece sağlık alanındaki gücümüzü çok kısa bir sürede, neredeyse pek çok ülkenin toplam kapasitesi oranında artırmış olduk." dedi.

Erdoğan, Kars Barajının açılış töreninden geldiğini ifade ederek, orman varlığını artırmaktan yaygın eğitim ağına kadar her alanda benzer neticeler elde edildiğini, tüm bunların da görmek isteyen gözler, duymak isteyen kulaklar, konuşmak isteyen diller, hissetmek isteyen kalpler için olduğunu vurguladı.

"Kendi ülkesine, kendi halkına kör, sağır, lal ve hissiz olanlara ne yapsak fayda etmez." diyen Erdoğan, milletin getirilen hizmetleri, ülkeye kazandırılan eserleri gördüğü için hep yanlarında yer aldığını kaydetti.

Erdoğan, inşallah bundan sonra da eser siyasetine, hizmet siyasetine kesintisiz devam edeceklerini söyledi. 

"Darbe girişimiyle doğrudan hayatımıza kastettiler"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Darbe girişimiyle doğrudan hayatımıza kastettiler. Ekonomik tuzaklarla Türkiye'ye diz çöktürmek ve böylece bizden kurtulmak istediler." diye konuştu.

Erdoğan, "Bugün ufka umutla bakıyorsak son 18 yıldaki gayretlerimizin sayesindedir." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Demokrasi ve kalkınma mücadelemizde yeni bir döneme giriyoruz." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, "Salgın sürecinin ardından dünyada siyasi ve ekonomik ilişkilerin yeniden şekilleneceği açıkça görülüyor." diye konuştu.

Koronavirüs salgınıyla ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Son günlerde vaka ve vefat sayılarında bir miktar artış gözleniyor." dedi.

Erdoğan, hastaneye Prof. Dr. Asaf Ataseven'in adının verileceğini açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye gelişmiş altyapısı, genç ve yetişmiş insan kaynağı, uzun süredir üzerinde titrediği hedefleri, istikrarlı ve kararlı yönetimiyle yeni döneme en hazırlıklı girecek ülkelerin başındadır." dedi.

]]>
https://ardahanhaberi.com/cumhurbaskani-erdogan-bugun-ufka-umutla-bakiyorsak-son-18-yildaki-gayretlerimizin-sayesindedir/36138/ Sat, 20 Jun 2020 19:17:33 +0300
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ülkemizin dört bir yanını eserlerle donattık

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Havalimanı 3. Bağımsız Pisti, Devlet Konukevi ve Camii Açılış Töreninde konuştu

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, "Hizmete girdiği tarihten beri ülkemizin gururu haline gelen İstanbul Havalimanımız bugün üçüncü bağımsız pistine, ikinci kulesine ve yeni taksi yoluna kavuşuyor." dedi.

"İstanbul Havalimanı 2023 hedeflerimizin sembollerinden biridir"

"İstanbul Havalimanı, 2023 hedeflerimizin sembollerinden biridir." ifadelerini kullanan Erdoğan, "Havalimanımız, yıllık 200 milyon yolcuya kadar geliştirilebilecek bir planlamayla inşa edildi." şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Devlet konuk evimizin ve camimizin hizmete girmesiyle havalimanımızın iki önemli eksiğini daha tamamlıyoruz." dedi.

Erdoğan, "Sadece ulaşım alanında yaptıklarımızın dahi tek başına yüzümüzü ak etmeye yeterli olduğuna inanıyorum." ifadelerini kullandı.

"Yurt dışında sadece 60 noktaya olan uçuşları 350'ye çıkarmayı başardık"

"Özellikle ulaşım ve sağlıkta çıtayı her geçen gün daha da yukarı çıkarıyoruz." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yurt dışında sadece 60 noktaya olan uçuşları 350'ye çıkarmayı başardık." şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Günde 303 ton olan hava yolu kargo kapasitemiz 2 bin 500 ton seviyelerini buldu." bilgisini verdi.

"Tünellerimizin sayısını 83 ten 395'e, uzunluğunu 50 kilometreden 523 kilometreye yükselttik." ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Otoyollarımızda 1714 kilometre olan ağımızı yaklaşık 1400 kilometre ilaveyle 3100 kilometrenin üzerine taşıdık." şeklinde konuştu.

"Ülkemizin dört bir yanını eserlerle donattık"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ülkemizin dört bir yanını eserlerle donattık." diyerek, "Marmaray, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim ve Osmangazi köprüleri gibi eserleri milletimizin hizmetine sunarak, bu kadim şehrin hayat damarlarının hep açık kalmasını sağladık." ifadelerini kullandı.

Ulaştırma ve altyapı yatırımlarını kesintisiz olarak sürdürmekte kararlı olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Karşımızdaki eserler bize çok daha güzellerini çok daha iyilerini çok daha büyüklerini yapmamız için ilham, cesaret ve şevk veriyor." dedi.

"Sağlık turizminde de bir adım attık"

Erdoğan, "Sağlık turizminde de bir adım attık. Yeşilköy'e uçaklar inecek oradan hemen yaya mesafede hastaneye geçecek. Bütün ileri teknoloji orada var." dedi.

"Elbette her şey bitmiş değil, mücadelemiz devam ediyor." ifadesini kullanan Erdoğan, "Lütfen, maske, mesafe, temizlik, buna dikkat edelim. Buna dikkat etmezsek sıkıntılarımız devam eder." uyarısında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Milletimiz kimin ülke için çalıştığını, kimin de kendi çıkarı peşinden koştuğunu gayet iyi görüyor." şeklinde konuştu.

"Her ne kadar birileri hep yaptıkları gibi ülkemizi yine istikrarasızlık batağına çekmek için çırpınıyorlarsa da bunlara asla fırsat vermeyeceğiz." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan "Bugün Türkiye'yi dünyada güçlü kılan ne varsa hepsini çok büyük mücadeleler ve kavgalar sonunda inşa edebildik." ifadelerini kullandı.

]]>
https://ardahanhaberi.com/cumhurbaskani-erdogan-ulkemizin-dort-bir-yanini-eserlerle-donattik/35028/ Sun, 14 Jun 2020 17:20:17 +0300
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 65 yaş ve üstü vatandaşlar her gün 10.00 ile 20.00 saatleri arasında dışarı çıkabilecekler

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, " 'Yeni normal' dediğimiz düzenin bir süre daha devam edeceği gerçeğine kendimizi alıştırmalıyız.Bu musibetin kökü tamamen kazınana kadar hayatımızı maske, mesafe ve temizlik ilkeleri çerçevesinde düzenlememiz gerekiyor. Zaman zaman istemediğimiz görüntülere şahit oluyoruz ancak bu tür olumsuzlukların istisna, kurallara riayetin genel olduğu kanaatindeyim." dedi.

Erdoğan, "Milletimden hem yeni dönemin kurallarına uyarak hem işine gücüne sıkı sıkıya sarılarak bu sürece destek vermesini bekliyorum." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 65 yaş ve üstü vatandaşların haftanın her gün saat 10.00 ile 20.00 saatleri arasında dışarı çıkabileceklerini belirterek, Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nda alınan kararları şu şekilde açıkladı:

"Lokanta, kafe, kıraathane gibi işletmelerin kapanış saati 22.00'den 24.00'e uzatılmıştır. 18 yaş altı ile ilgili kısıtlama, küçüklerin ebeveynlerinin refakatinde olmaları şartıyla tümüyle kalkmıştır. Sinema, tiyatro, gösteri merkezi gibi işletmeler 1 Temmuz'dan itibaren belirlenen kurallara göre faaliyete geçebilecektir. Nikah salonları 15 Haziran'dan, düğün salonları ise 1 Temmuz'dan itibaren belirlenen kurallara uygun şekilde hizmet vermeye başlayacaktır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hiçbir salgının, tehdidin, ülke ve millet olarak birliğimizden, beraberliğimizden, kardeşliğimizden, dayanışmamızdan büyük olmadığı inancıyla yolumuza devam ediyoruz." dedi.

Erdoğan, doktorların Kovid-19 tedavisinde kullandığı Favipiravir isimli ilacı TÜBİTAK'taki bilim insanlarının üretmeyi başardığını açıkladı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çalışanlarını, kısa çalışmaya geçiren veya ücretsiz izne ayıran işverenlere normalleşme desteği vereceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "25 yaşın altındaki gençlerin istihdamını destekleyerek beceri ve deneyim kazanmalarını temin edeceğiz." diye konuştu.

Erdoğan, "Çalışanlarımız, emeklilikte daha da rahat edecekler. Bunun için devlet elini taşın altına koyacak." dedi.

Erdoğan sözlerini şu şekilde sürdürdü: 

"Türkiye'nin istihdam kalkanını hızlıca devreye aldıktan sonra tamamlayıcı emeklik sistemini 2022'de yürürlüğe sokacağız. Üretim, ticaret ve lojistik avantajlarımızla salgın sonrasında dünya ekonomisindeki yerimizi daha da güçlendireceğiz. İstihdam Kalkanı Paketi'ni dönem projesi olarak görmüyor, istihdamı destekleyecek kalıcı atılımın ateşleyicisine dönüştürmek istiyoruz. Enflasyonun, hedeflediğimiz seviyelere inmesini sağlayarak bu olumlu süreci desteklemekte kararlıyız. Türkiye, döviz kuru gelişmeleri bakımından diğer ülkelere kıyasla şu anda iyi bir durumdadır. Amacımız 2020'de yüzde 8,5 olarak belirlenen enflasyonu kademe kademe düşürerek 2021'de yüzde 6'ya, 2022'de yüzde 5'in altına indirmektir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib'in tekrar bir çatışma ortamına dönüşmesine izin verilmeyeceğini belirterek şunları kaydetti:

"Türkiye, 40 yıla yaklaşan bölücü terörle mücadelesinde tarihinin adeta altın çağını yaşıyor. İnşallah Türkiye, bölgedeki kardeşlerimizin de desteği ile terör belasını çok yakında gündeminden tamamen çıkartacaktır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Darbecilerin, emperyalistlerin yanında değil Libyalı kardeşlerimizin yanında yer alacağız. Önümüzdeki dönemde hem içerdeki hem de dışardaki darbe heveslilerini, terör örgütü sevicilerini hüsrana uğratmaya devam edeceğiz." dedi.

]]>
https://ardahanhaberi.com/cumhurbaskani-erdogan-65-yas-ve-ustu-vatandaslar-her-gun-10-00-ile-20-00-saatleri-arasinda-disari-cikabilecekler/34211/ Tue, 09 Jun 2020 20:21:19 +0300
Cumhurbaşkanı Erdoğan canlı yayında duyurdu: Yıl sonuna kadar 5 tane daha yapacağız

Yayının başlangıcında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD Başkanı Trump ile telefonda görüştüğü bildirildi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları...

ABD gibi bir ülkede çok ciddi rakamlardan bahsediliyor.102 ülkeye yardım ettik. Benim hep aşkım dediğim bir adımım vardı. O da şehir hastaneleriydi. Çam ve Sakura Türkiye'nin en büyük hastanesi oldu. Her yönü ile muhteşem.  En ileri teknolojiyi bu hastanede görebilirsiniz.  Burayı çok güzel ekip ile donanım altına aldık. Sağlık turizmi diyoruz. Bu turizme de girelim diyoruz. Yeşilköy'deki havalimanını millet bahçesi yapma sözü verdik. Bir bölümünü de salgın hastanesi yapalım dedik.

Acil durum hastanelerinin odaları istenildiğinde yoğun bakıma dönüşebiliyor.

Murat Dilmener duayen bir hoca ve bu hocamız corona'dan farklı bir anlam ifade ediyor.  Yaptığımız son açılışlarla beraber 11 şehir hastanemiz oldu.

Bu sağlık turizminde bir patlama meydana getirecek. Sağlık turizmi ile mevsimlik turist açığımızı da kapayacağız. Bize hemen yurt dışından hastalar gelmeye başladı.

Şu anki belediye, malum zihniyete kaptırılınca, bizim paramız yok biz bu yolu yapamayız dedi.

3 önemli tedbir var. Nerede olursanız olun maskeyi takın. Özellikle kapalı alanlarda. Bir buçuk metrelik mesafeyi koruyalım. 3. önemli şey de temizlik. Ne olur bu 3 şeye dikkat edelim.

"GENÇLER 'BEN GENCİM BANA BİR ŞEY OLMAZ' DEMESİN"

Gençler, 'ben gencim bana bir şey olmaz' demesin. Bu hafta sonu maalesef, piknik alanlarında yol kenarlarında her yerde yapılanlar doğru şeyler değil. Bu işin telafisi zor. Bu virüs farklı bir virüs. Buna karşı tek çare, bilim kurulu üyelerinin söylediği şey; maske, mesafe, temizlik. Bunlara dikkat edeceksiniz.  Her şeyi serbest bıraktık diye, bu iş bitti anlamına gelmez.

Vaka sayısı düştü biliyorsunuz. Biz artık yoğun bakımda da sayıların daha aşağı inmesini istiyoruz.  Vefatı sıfırlarsak çok daha mutlu olacağız.

Biz şu an dünyada 11. sıradayız. Ben Trump'a bu rakamları verince, 'Ooo' yaptı.

4 temel taşa çok önem verdik. Yoğun bir şekilde, orta öğretim ve üniversitelere önem verdik. Üniversite olmayan ilimiz kalmadı.

Eskiden ilacı bırakın ücretsiz almak, doktor tarafından yazılan ilaçların tamamını alamazdınız. Biz bunları kaldırdık. İstediğin eczaneden gidersin, ilacını alırsın.

Ülkelerden bir tanesinde ölen insanlarını bir kenara torbalarla koydular. Biz böyle bir zamanda yüzde 2 civarında ölüm oranımız. Fransa'yı dinlediğiniz zaman havasından geçilmiyor. İşte tablo ortada. Bizde durum çok farklı seyretti. 

Yakın zamanda Türkiye'ye dönmüş olacak. İki tane başı tersten yapışık yavru, yaşları 2,5. Türkiye'de kimlere gösterdiysek netice alamadık.
Dediler ki bunu İngiltere'de bir doktor yaptı. Biz İngiltere'ye gönderdik fakat bizden de 2 doktor gönderdik. Bu yavrularımız başarılı geçen ameliyattan sonra Türkiye'ye dönmüş olacaklar. Türkiye Cumhuriyeti'nin devleti bu. Genç yaşlı tüm vatandaşlarımıza sahip çıkmak için
elimizden geleni yapıyoruz.

ŞEHİR HASTANELERİ

Hizmet siyasetine öncelik veren bir Ülkeyiz.

Manisa, Kayseri, Eskişehir hepsi şehir hastaneleri ile donatılmış. Yıl sonuna kadar 5 tane daha şehir hastanesi yapacağız. Hedefimiz 30 büyükşehirin 30'una da şehir hastanesi yapmak.

Çam ve Sakura'nın açılışını Japonya Başbakanı Abe ile beraber yaptık.

23 Nisan'da kimse dışarı çıkamazken, balkonlardan kutlama yaptık. İnşallah kısa zaman içinde telafi ederiz.

Kuzey Kıbrıs'ın isimsiz kahramanlarından Doktor Fazıl Küçük'ün eşi rahmetli oldu. Allah rahmet eylesin.

Yatırımların durması diye bir şey kitabımızda yazmıyor, yazmayacak. Yatırımları aynı kararlılıkla devam ettireceğiz

Yerli ve milli solunum cihazına siparişler gelmeye başladı. 60 bine yakın sipariş var.  Ankara'da sağlık vadisi oluşturacağız.

Bizim Sosyal Dayanışma Vakfı, dar gelirlilere maaş veriyor. Onları saymıyorum bile. Biz bu süreç içerisinde 5 buçuk milyon kişiye 1000'er lira verdik.

İçişleri Bakanlıklarımız ve Maliye Bakanlıklarımız bu dolandırıcılık şebeklerinin üstüne gitmeye devam ediyor. Haksız fiyat artışı yapanlar hakkında yasal işlem başlatılıyor. MASAK bunlarla ilgili incelemelerini başlatacak. Kamu bankaları kredi paketleri açıklamıştı. Onlar da bu paketleri fiyat artışı yansıtan firmalara sunmayacaklarını duyurdu.

]]>
https://ardahanhaberi.com/cumhurbaskani-erdogan-canli-yayinda-duyurdu-yil-sonuna-kadar-5-tane-daha-yapacagiz/34107/ Mon, 08 Jun 2020 22:16:16 +0300
Erdoğan'dan Ayasofya talimatı! Kararname üzerinde çalışmalar başladı

İşte Selvi'nin yazısının ilgili kısmı:

AK Parti MYK toplantısında Ayasofya’nın cami olarak yeniden ibadete açılması konusu gündeme gelince, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Ayasofya’nın tekrar ibadete açılması konusunda bir çalışma yapın, getirin” diye talimat verdiğini paylaşmıştım. Ayasofya konusu çok önemli olduğu için süreci takip etmeye çalışıyorum. Henüz bir süreç başlamış değil. Ancak edindiğim izlenim, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ayasofya’nın cami olarak ibadete açılması konusunda ciddi olduğu yönünde.

Bugünden yarına bir karar beklenmiyor. Ancak çok uzun olmayan bir süre zarfında bu kararın netleşeceği söyleniyor. Bu aşamada bir tarih verebilecek bir bilgiye sahip değilim. Ancak Erdoğan’ın Ayasofya konusunu ciddi olarak düşündüğü ve çok uzun olmayan bir süre sonunda cami olarak ibadete açılmasının mümkün olduğu söyleniyor. Ayasofya’da zaten ezan okunuyor. Bu uygulamayı da Erdoğan başlatmıştı. Tek eksik, İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye çevrilen Ayasofya’nın tekrar ibadete açılması. 29 Mayıs’ta İstanbul’un fethinin yıldönümünde Ayasofya’da Fetih Suresi’nin okunması milli heyecana yol açmıştı. İktidar-muhalefet ayrımı yapılmadan, vatandaşlarımız Ayasofya’da Kuran-ı Kerim okunmasını desteklemişti.

YUNANİSTAN’IN TAVRI RAHATSIZ ETTİ

Fethin 567’nci yılında Ayasofya’da Fetih Suresi’nin okunmasına Yunanistan’ın gösterdiği tepki, Ankara’da rahatsızlığa yol açtı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ayasofya’nın Türkiye Cumhuriyeti’nin mülkü olduğunu hatırlatarak, “Türkiye Cumhuriyeti’nde ezanın ya da Kuran-ı Kerim’in nerede okunacağını biz başka birine mi soracağız?” diye tepki göstermişti.

MİLLETİMİZ KARAR VERİR 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da Ayasofya konusunda kararı milletimizin vereceğini belirterek, “Ayasofya cami olarak turistler tarafından ziyaret edilebilir, Sultanahmet’te olduğu gibi. Ayasofya’da namaz da kılınır, Fetih Suresi de okunur. Buna aziz milletimiz karar verir” dediği ifade edildi.

KARARNAME İPTALİ YETERLİ Mİ?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Arkadaşlarımız hukuki boyutuyla ilgili bir çalışma yapıp getirsinler” talimatı üzerine hukuki bir çalışma başlatıldı. 24 Kasım 1934 tarihinde çıkarılan kararnameyle müzeye dönüştürülen Ayasofya’nın ibadethane olarak tekrar açılması için bu kararnamenin iptal edilmesinin yeterli olup olmadığı araştırılıyor.

 

]]>
https://ardahanhaberi.com/erdogan-dan-ayasofya-talimati-kararname-uzerinde-calismalar-basladi/33943/ Mon, 08 Jun 2020 19:42:37 +0300
Erdoğan, sınır birliklerinin komutanlarına seslendi: Milletim adına sizi kutlarım

Şanlıurfa’daki Kara Kuvvetleri Komutanlığı İleri Müşterek Harekat Merkezi’ni ziyaret eden Akar ve TSK Komuta kademesi, sınırda ve sınır ötesinde görevli birliklerin komutanları ile toplantı yaptı. Yüz yüze ve videokonferans yöntemi ile gerçekleştirilen toplantıda sahadaki son duruma ilişkin bilgi alındı, talimatlar verildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da toplantıya telefonla katılarak birlik komutanlarına seslendi: “Sizleri tebrik etmek, kutlamak terörle mücadelede ortaya koyduğunuz performansı milletim adına alkışlamak benim bir görevimdir” ifadesini kullanan Erdoğan, şunları kaydetti: “Daha ileri gidiyorum, şu anda gerek Irak’ın kuzeyindeki, Barış Pınarı Harekatı’ndaki, bunun yanında İdlib’deki gelişmeler; şu anda son duruma baktığımız zaman Libya’daki eğiticilerimiz, onların oradaki performansı, Libyalı kardeşlerine verdikleri destek ile bu mücadelede gelinen nokta hakikaten bir dayanışmanın, ortaya koyduğumuz performansın ne denli üst düzeyde olduğunu göstermiştir. Onun için sizleri şahsım, milletim adına en kalbi duygularla tebrik ediyor, kutluyorum. Bu birliğimiz, beraberliğimiz, dayanışmamız inanıyorum ki dünyayı ülkemize hayran bırakacak, NATO içindeki durumumuzu çok daha güçlü hale getirecektir.”

Bakan Akar da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerine “Birliklerimiz yüksek moral ve motivasyonla emirleriniz ve talimatlarınız doğrultusunda azim ve kararlılıkla görevlerini sürdürmektedir” karşılığını verdi. 

]]>
https://ardahanhaberi.com/erdogan-sinir-birliklerinin-komutanlarina-seslendi-milletim-adina-sizi-kutlarim/33793/ Sun, 07 Jun 2020 17:25:36 +0300
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 ilde uygulanacak sokağa çıkma kısıtlamasını iptal etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 ili kapsayan hafta sonu sokağa çıkma kısıtlaması uygulamasını iptal etme kararı aldığını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, salgın döneminde, milleti koronavirüsten korumak için çok sayıda tedbirin hayata geçirildiğini anımsattı. Bunlardan birinin de tüm Türkiye'de veya belirli illerde uygulanan sokağa çıkma sınırlamaları olduğunu belirten Erdoğan, "Esasen, en son sınırlamanın ardından bu yöntemi yeniden kullanmayı düşünmüyorduk. Ancak, bir ara 700 küsurlara kadar inen günlük vaka sayısı neredeyse bini buldu. Bu olumsuz gelişme üzerine, sokağa çıkma sınırlaması tedbirini tekrar gündemimize almak zorunda kaldık." ifadelerini kullandı.

 

Bunun için, Cumhurbaşkanı olarak, 15 ilimizi kapsayan hafta sonu sokağa çıkma sınırlaması uygulamasını iptal etme kararı aldım. Vatandaşlarımdan, MASKE-MESAFE-TEMİZLİK kurallarına bu süreçte de titizlikle riayet etmelerini önemle rica ediyorum.

 
 
 
 

Sağlık Bakanlığının önerisi ve İçişleri Bakanlığının genelgesiyle bu hafta sonu da 15 ilde sokağa çıkma sınırlaması uygulanacağının dün gece ilan edildiğini hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Fakat vatandaşlarımızdan aldığımız değerlendirmeler, bizi kararı yeniden gözden geçirmeye yöneltti. Tek amacı hastalığın yayılmasını önlemek ve vatandaşımızı korumak olan bu kararın, farklı sosyal ve ekonomik sonuçlara yol açacağı anlaşıldı. 2,5 aylık bir aradan sonra yeniden günlük hayatını düzenlemeye başlayan vatandaşlarımızın sıkıntıya düşmesine gönlümüz razı olmadı. Bunun için, Cumhurbaşkanı olarak, 15 ilimizi kapsayan hafta sonu sokağa çıkma sınırlaması uygulamasını iptal etme kararı aldım. Vatandaşlarımdan, maske-mesafe-temizlik kurallarına bu süreçte de titizlikle riayet etmelerini önemle rica ediyorum."

]]>
https://ardahanhaberi.com/cumhurbaskani-erdogan-15-ilde-uygulanacak-sokaga-cikma-kisitlamasini-iptal-etti/33354/ Fri, 05 Jun 2020 12:29:29 +0300
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Virüsle mücadelede hata yapma lüksümüz yok

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 31 Mayıs Dünya Tütüne Hayır Günü dolayısıyla video konferans yöntemiyle gençlerle buluşma programına katıldı.

31 Mayıs Dünya Tütüne Hayır Günü dolayısıyla gençlerle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, tütüne ve tütün ürünlerinin zararlarına karşı özellikle gençlerin arasında bilinçlenmeyi artıracak bu buluşmanın hayırlara vesile olmasını diledi.

Spordan iş hayatına akademiden siyasete kadar bir çok alanda gurur verici başarılara imza atan gençlerin tütüne karşı mücadelede üstlendiği öncü rolü takdir ettiğini belirten Erdoğan, salgınla mücadele ettikleri bu dönemde gençlerin bu gayretlerinin daha fazla anlam kazandığını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çünkü Kovid-19 virüsü tıpkı tütün ürünleri gibi en büyük tahribatı akciğerlere yapıyor, geride telafisi imkansız hasarlar bırakıyor. Sigara içenler, tütün ürünleri kullananlar Kovid-19 hastalığından, içmeyenlere göre daha olumsuz etkileniyor. Ayrıca bilimsel araştırmalar sigaranın 50 farklı hastalığın sebebi ve tetikleyici olduğunu açıkça ortaya koyuyor." diye konuştu.

 

 

"Tütün ürünlerinin yaygın olarak kullanıldığı mekanları süratle kapattık"

Erdoğan, dünya genelinde her yıl 7 milyon,Türkiye'de ise 100 bin kişinin tütün kullanımına bağlı hastalıklar sebebiyle hayatını kaybettiğini anımsatarak, şöyle konuştu:

"Bu vahim tablo karşısında birçok ülke koronavirüs salgını ile beraber sigara satışına, sigara içilen mekanlara tütün kullanımına yönelik sert tedbirlere başvurmuştur. Hatta kimi yerlerde sigara ve tütün ürünlerinin satışı tamamen yasaklanmıştır. Türkiye olarak biz de Bilim Kurulumuzun tavsiyeleri doğrultusunda virüsün yayılmasını engellemek ve insanımızın sağlığını korumak için pek çok önlem aldık. Nargile salonu, kıraathane, eğlence merkezi, gece kulübü, bar gibi tütün ürünlerinin yaygın olarak kullanıldığı mekanları süratle kapattık. 1 Haziran itibarıyla uygulanacak normalleşme takvimimizde de vatandaşlarımızın sağlığını gereksiz şekilde riske atacak adamlardan uzak durduk."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dünyada yaklaşık 400 bin insanın hayatına mal olan, bulaşma gücü ve hızı son derece yüksek bu virüse karşı yürüttükleri zorlu mücadelede hata yapma şanslarının olmadığını ifade etti.

"Bizim için insan sağlığı her türlü hesabın üzerindedir"

Eğlence mekanlarıyla nargile içilen yerlerin bir süre daha kapalı kalmaya devam edeceğine dikkati çeken Erdoğan, "Bizim için insan sağlığı her türlü hesabın üzerindedir. Önümüzdeki dönemde de bu konudaki hassasiyetimizi ve kararlılığımızı sürdüreceğiz." dedi.

Para kazanma hırsının, insani değerlerin, hatta insan hayatının önüne geçtiği tuhaf zamanlardan geçildiğini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Libya'dan Yemen'e Suriye'den Afrika'ya kadar dünyanın birçok bölgesinde rant kavgalarının acı sonuçları ile yüzleşiyoruz. Daha fazla kazanma, daha çok maddi çıkar elde etme hevesi, bir avuç mutlu azınlık dışında, kimseye huzur ve refah getirmiyor. 'İnsanı insanın kurdu' olarak gören vahşi kapitalizmin en çok sirayet ettiği sektörlerin başında şüphesiz tütün endüstrisi vardır. İnsanların hayatı, sağlığı, huzuru pahasına kendilerine ikbal devşiren, zenginleşen çarpık bir zihniyetle karşı karşıyayız."

Erdoğan, tütün endüstrisinin ürettikleri zehre yeni müşteriler bulmak için çok farklı yollar denediğine işaret ederek, propaganda ve manipülasyonun en yaygın satış yöntemleri olarak özellikle öne çıktığını söyledi.

                    

Sinema sektörünün de katkısıyla sigaranın uzun yıllar özgürlük, zarafet, zenginlik ve güç aracı olarak sunulduğunu anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Sigaranın kilo kontrolüne yardımcı olduğunu, zayıflattığını iddia eden reklamlar yapılmıştır. Çizgi film karakterleri kullanılarak gençler ve çocuklar çok erken yaşlarda sigaraya özendirilmiştir. Tütün endüstrisinin görünürlüğünü ve kullanımını sınırlayarak ve tütünün zararları hakkında farkındalık yükselterek bireylerin özgür karar verebilmeleri için yapılan her düzenlemeye özel hayata müdahale ve özgürlük kavramları üzerinden savaş açılmıştır. Devasa bir ekonomik güce hükmeden bu sektör, pek çok ülkede kendine taşeronlar bulmakta da zorluk çekmemiştir." 

"Gençlerimizle aramızı açmaya çalıştılar"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin 1970'lerde "İnşallah bol bol içki ve sigara içilir" temennisiyle meyhane açan Gümrük ve Tekel bakanları gördüğünü ifade ederek, son 18 yıldır sigara, alkol ve uyuşturucuya karşı verdikleri mücadelede hem tütün endüstrisi hem de onların gönüllü avukatların ithamlarına maruz kaldıklarını kaydetti.

Erdoğan, şunları söyledi:

"Ülkemiz genelinde dumansız hava sahasını genişletmeye yönelik tüm adımlarımızda belli çevrelerin tepkisiyle karşılaştık. Alkol düzenlemesinden uyuşturucu ile mücadeleye kadar her adımımız engellenmeye çalışıldı. Batılı ülkelerde de benzerleri olan düzenlemeleri hayata geçirerek bu ülkenin gençlerini reklam bütçesi milyarlarca doları bulan tütün endüstrisinin sinsi tuzaklarından koruma çabalarımız baltalandı. Bu yöndeki gayretlerimizi, özgürlüklere müdahale ithamıyla yasakçılık, baskıcılık iftirasıyla yaftaladılar. Böylece gençlerimizle aramızı açmaya çalıştılar. Oysa genç olmak, özgür olmaktır. Genç olmak, kendi kararlarını alabilmektir. Genç olmak, bağımsız düşünmektir. Genç olmak, yeri geldiğinde küresel hegemonların, özellikle medya, sinema ve müzik sektörü vasıtasıyla yürüttükleri bilinçli algı kampanyalarına kafa tutmaktır." 

Erdoğan, tütün endüstrisinin kasasını doldururken, milyonlarca genci özgürlüğünden ettiğini, bağımlı bir hayata hapsettiğini anlattı.

Erdoğan, "Genç olmak, bu gerçeği görüp teslim olmamaktır. Bu açıdan 'Dünya Tütüne Hayır Günü' temasının, gençleri sektörünün ayak oyunlarından korumak, sigara ve tütün ürünleri kullanmalarını engellemek olarak belirlenmesini son derece anlamlı buluyorum. Gençlerimizi sigara, içki ve uyuşturucunun zararlarına karşı ne kadar bilinçlendirirsek, geleceğimize o denli güvenle bakabiliriz. " ifadelerini kullandı.

Milletin parlak geleceğinin, teslimiyetçi ve bağımlı olmayı reddeden, bilgi ve teknolojinin bütün imkanlarını etkin şekilde kullanarak üretmeyi seçen gençlerin elinde olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Bu büyük özgürleşme mücadelesini sadece devletin ve Yeşilay gibi kurumlarımızın vazifesi olarak göremeyiz. Akademiden medyaya, öğretmenlerden aileye, mahalleye kadar herkesin bu sürece omuz vermesi gerekiyor. Hayatın farklı farklı kulvarlarında başka başka zorluklarla mücadele ede ede yakaladığımız başarılarla göz dolduran sizin gibi gençlerimizin bu alanda sorumluluk üstlenmesi, akranlarıyla tecrübelerini paylaşmaları elbette takdire şayandır." değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin tütün ürünleriyle mücadelesine yaptığı katkılar dolayısıyla gençleri tebrik etti.

Erdoğan'ın ardından söz alan AK Parti İstanbul Milletvekili Tuba Durgut, buluşmaya katılan gençleri ve yürüttükleri çalışmaları tanıttı.

Milli tekvandocu Meryem Elif İyin, liseli bir genç ve milli bir sporcu olarak yaşıtlarının sigara kullanımına ilişkin gözlemlerini aktardı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Meryem Elif İyin'in tespitlerine katıldığını belirterek, duyarlılığı sebebiyle tebrik etti. Bayrağın her şeyin üzerinde olduğunu dile getiren Erdoğan, "Kuru ve sulu uyuşturucularla meşgul olmanın, gençliğe hiçbir şey kazandırması mümkün değil. Sizler sporunuzu yapıyorsunuz. Bayrağımızı en üst seviyede dalgalandırıyorsunuz. İstiklal Marşımızı uluslararası arenada okutturuyorsunuz, biz de sizlerle iftihar ediyoruz. Bu başarılarınızın bundan sonra artmasını diliyoruz." diye konuştu.

"Hiçbir zararı dahi olmasa kabul etmiyorum"

Gökhan Dinç de dünyanın gündeminde olan ve gençler arasında da yaygın olarak kullanılan elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerine ilişkin bilgi verdi. 

Erdoğan, kendilerine elektronik sigara konusunda bir çok teklif ve taleplerin geldiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu talepler kabul edilebilecek talipler değildi. Adeta sanki bizi aldatacaklar, böyle şeylerle huzurumuza geliyorlar; 'Elektronik sigaranın hiçbir zararı yoktur.' Hiçbir zararı dahi olmasa kabul etmiyorum. Sadece dudak alışkanlığı bile onun sigaraya olan temayülünü artıracaktır. Bu markaların ismini vermeyeyim, dünyada tanıdığınız en önemli markalar. Bunlar birçok dostlarımızı araya sokmak suretiyle bize yanaşmaya çalıştılar. 'Asla' dedik, kabul etmedik ve bunları geri gönderdik. Bundan sonraki süreçte de duruşumuz aynıdır. Bundan taviz veremeyiz. Çünkü biz gençliğimizi feda edemeyecek kadar bu noktada kararlıyız." 

ABD'de yaşayan Dr. Gözde Durmuş da ABD'de elektronik sigara kullanımına ilişkin bilgi vererek, insan sağlığına etkilerini aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kısa zamanda geri dönüş yapmak suretiyle, faaliyetlerini Türkiye'de devam ettirmesinin kendisni mutlu edeceğini dile getirdi.

Türkiye'deki şehir hastanelerinin hepsinin çok modern olduğunu, bu hafta içinde 3 hastane açılışı yaptığını belirten Erdoğan, bu hastanelerle Türkiye'nin ciddi bir sıçrama içinde olduğunu, Gözde Durmuş gibi vatan evlatlarının bildiklerini, öğrendiklerini kendi ülkelerinde hizmete amade kılmalarını arzu ettiklerini vurguladı.

"Biz yine vergiyi sigaraya bindireceğiz"

Türk Tıp Öğrencileri Birliği'nden Bahadır Haytabey de birlik olarak yürüttükleri çalışmalara ilişkin bilgi vererek, Türkiye'de tütün kullanımına ilişkin yaptıkları araştırmaları anlattı.

Erdoğan, vergiler içinde en çok vergi yükünü sigaraya yüklediklerini, "acaba ne derler?" diye de düşünmediklerini dile getirerek, şunları söyledi:

"Biz bu sigara müptelası olan vatandaşlarımızı çok seviyoruz. Onların sigara fiyatlarını arttıralım, belki o zaman bu işten yavaş yavaş kaçarlar diye düşünüyoruz fakat yine de kaçmıyorlar nedense? Ama biz yine vergiyi sigaraya bindireceğiz, böylece de bu yola devam edeceğiz. Özellikle BM, Yeşilay, TÜBİTAK olarak da bu konudaki vergi dışı çalışmalarımızı sürdürmeye devam ediyoruz. Bu mücadelemizi de sonuna kadar devam ettireceğiz." 

Erdoğan'a seslenen ve 2020 Olimpiyat oyunlarına hazırlandığını belirten milli sporcu İlke Özyüksel, pandemi sürecinde olimpiyatlara hazırlanma şansı verildiği için teşekkür etti.

Özyüksel, tütün kullanımının yıkıcı etkilerinden korunmak için toplumsal bilinç oluşturmak gerektiğini, spor merkezlerinin bahçelerinde de sigara kullanımının engellenmesi gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Özyüksel'e teşekkürlerini ileterek, "Bütün bu tesislerde inşallah sizlerin bu kazandığınız şampiyonlukları daha da artırarak devam ettirmeniz için biz de bu tesislerimizi artırarak devam ettiriyoruz, ettireceğiz. Bundan hiç endişeniz olmasın. Çünkü bu şampiyonluklar ülkemizde tüm milletimizin iftihar vesilesi olacaktır. Sizi kutluyorum." karşılığını verdi.

Dr. Elif Bademci de tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüsle mücadelede atılan etkin ve kararlı adımları dolayısıyla Erdoğan'a teşekkür etti.

Acil serviste aktif olarak görev alan bir hekim olarak tütün ürünlerinin halk üzerindeki yıkıcı etkilerini uzun zamandır gözlemlediğini bildiren Bademci, "Her gün dünyada 8 milyon, Türkiye'de ise 121 bin kişi tütün ürünleri kullanımına bağlı olarak hayatını kaybediyor." dedi.

Erdoğan da "Ben de Elif sana çok çok teşekkür ediyorum verdiğin bu mücadele sebebiyle. Hamdolsun çocukluğumdan bu yana hiç sigarayla aram olmadı. Hep sigaraya karşı mücadele ettim. Ve karşımda da böyle bir gençliği gördüğüm için ayrıca iftihar ediyorum. Bundan sonraki süreçte de bu mücadeleyi kararlı bir şekilde beraber sürdürmemiz lazım." ifadelerini kullandı.

Artistik Jimnastik Milli Takım Sporcusu Ferhat Arıcan ise sporu gençlerin tamamına yaymak gerektiğini belirterek, "Bu şekilde hem çocuklarımızı kötü alışkanlıklardan uzak tutmuş, hem de ülkemizde spor yapma bilinci yüksek genç nesiller yetiştirme imkanı buluruz." dedi.

Arıcan'a cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Evet Ferhat aynı düşünceleri paylaşıyoruz. Ben de sizleri kutluyorum. Değişik alanlarda hazırladığımız fiziki mekanları çok iyi değerlendirmek suretiyle sporu daha da teşvik etmemiz ve bununla birlikte de yarınlara yürümemiz lazım. Kutluyorum ve gelecekteki yarışmalarda sizlerin başarılarınızı bekliyorum." diye konuştu.

Serbest Dalış Sporcusu Şahika Ercümen, "Pek çok deniz yüzeyi ve su altı çalışmalarında sigara izmariti en fazla karşılaştığım atıklar arasında. İnsan yaşamayan Antarktika Kıtası'nda yaptığım dalışta bile sigara izmaritine rastladım." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da "Şahika aslında tütünün ne olduğunu, tütünün insan vücudundaki zararları en iyi bilen, en iyi yaşayanlardan bir tanesi. Zira en iyi dalış yapan sporcularımızdan da olması hasebiyle gerçekten bu dalışlarda insanın solunum noktasındaki ihtiyacını en iyi yaşayanlardan bir tanesi. Böyle bir sigara alışkanlığı falan olsa dalışları yapmak da mümkün değil. Öyle mi Şahika? Bütün gençlere örnek. Şahika ablaları, kardeşleri nasıl sigarayı içmemek suretiyle zinde bir vücuda sahipse bu da onlar için çok çok önemli bir örnek. Sigara içen kendini bitirir ve yitirir. Ama içmeyen de sağlık bulur." şeklinde konuştu.

"Okullara yakın ciddi kısıtlama yasakları almanın arifesindeyiz"

Dr. Muhammed Keskin'in 18 yaş sınırı denetimlerinin daha iyi yapılması ve okula yakın sigara satışının yasaklanmasının önemini vurgulaması üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

"Ben çok teşekkür ediyorum. Kardiyolojide sizler bu hastalarımızın, hele hele kalp cerrahisinde ameliyatı yaptığınız zaman o kalpteki durumun ne olduğunu çok daha yakından görüyorsunuz. Nikotinleri çok daha yakından görüyorsunuz. Akciğer'de bu nikotinler çok daha açık, şeffaf olarak gözüküyor. İnşallah okullara yakın mahallerden tutunuz, kafelere vesaire yönelik olarak da ciddi bir kısıtlama yasaklama... Bu tür kararları almanın arifesindeyiz." 

Öğretim Görevlisi Duygu Yılmaz da doğaya atılan plastiklerin zararlarını azaltmak için dünyada ilk olan zeytin çekirdeğinden biyoplastik üretimi yapan bir mühendis olarak kendini tanıttı. 

Yılmaz'ı tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ben de özellikle Duygu kardeşim bu açıklamalarınız ve üzerinde yaptığınız çalışmalar hele hele zeytin çekirdeği atığından böyle bir çalışmanın yapılması ve KADEM inovasyonunda aldığınız ödül, ama bundan sonraki süreçte de yine Tuğba Hanım ile yapacağınız müşterek çalışmalarla inşallah bu adımları birlikte atma şansını yakalarız." değerlendirmesini yaptı.

Doğa Can Coşar'ın sigara kullanmayan gençlerin en temel hakkı olan yaşama hakkını savunduklarını belirtmesi üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:

"Sizlerle beraber bu mücadeleyi yürüteceğiz. Çünkü, biz gençliğimizin Allah göstermesin bu sigara belasıyla, alkol belasıyla birçok sıkıntılar yaşayarak ölmesini istemiyoruz. Biz, onların bu hayatı en güzel şekilde yaşamasını istiyoruz. Onların yanındayız ve onlarla beraber bu yolu yürümek istiyoruz. Onun için bu mücadeleyi siz gençlerimizle beraber sürdürelim diyoruz. Sürdürürsek bu başarıyı yakalarız."

Furkan Kasap, tütün endüstrisi tarafından her dönem çeşitli oyunlarla özellikle gençlere ve çocuklara sigara kullanımının zararsız gösterilmeye çalışıldığını söyledi.

Kasap'a teşekkür eden Erdoğan, "Bu gençlerimizi beraber inşallah düştükleri bu girdaptan kurtaracağız. Onların kurtuluşu inanıyorum ki ayrıca bu milletin dirilişi olacaktır." dedi.

Uzman diyetisyen Mücahit Muslu'nun, dünya genelinde 821 milyon insanın kronik açlık çektiğini ve bundan en çok etkilenenlerin de 5 yaş altı çocuklar ve anneleri olduğunu söylemesi üzerine Erdoğan, Muslu'nun yaklaşım tarzını takdir ettiğini, hep birlikte mücadele edilerek bu yapılan görüşmelerin gençlerin geleceğine yönelik çok daha anlamlı yol gösterme atılımı olacağını vurguladı.

Astım hastası olan Yasemin Zengin, böyle bir konuşmaya önem verdiği için bu programda olduğunu söyleyerek, kendisinin yerine Funda Atabaş adlı arkadaşının konuşacağını ifade etti.

Zengin'e teşekkür eden Erdoğan, kendisine Allah'tan şifa dileklerinde bulundu. 

Zengin'in mesajını ileten Atabaş, "Benim değinmek istediğim konu okul önlerinde ve hastane önlerinde sigara içilmesi. Ders aralarında, okul çıkışlarında okul görevlilerinin, velilerin öğrencilerin görebileceği alanlarda sigara içmeleri, öğrencilere kötü birer rol model oluyor ve onların erken yaşta sigara ile tanışmalarına neden oluyor." ifadelerini kullandı.

Funda ile aynı düşüncede olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Dolayısıyla bunu da inşallah başaracağız. Bu konuda çalışmalarımız var, İçişleri Bakanlığımızın çok kararlı duruşu var, bunları da aşacağız." şeklinde konuştu.

Erdoğan'a seslenen Sivil Yaşam Derneği (SİYAMDER) Başkanı Fatih Vardar, sigarada düz paket uygulamasıyla tütün endüstrisine büyük darbe vurulduğunu anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Vardar'a teşekkür ederek, "Bu konularda çalışmalarımız devam ediyor." dedi.

Programda söz alan Türkiye Gençlik STK’ları Platformunda Gençlik Araştırmaları ve STK Mükemmeliyet Merkezi’nden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ahmet Özdinç ise "İnteraktif Bağımlılık Müzesi" kurulması talebinde bulundu.

Erdoğan, bu tür bir müze çalışmasının olduğunu belirterek, "Aslında benim de biliyorsunuz, vatandaşlardan topladığım sigaralar da var. Onlarla da böyle bir müzeyi küçük de olsa kuruyorum." değerlendirmesini yaptı.

Dünya Kadınlar Boks Şampiyonasında altın madalya kazanan, şampiyon olduğu maçın ardından Barış Pınarı Harekatında görev alan Mehmetçiğe asker selamı gönderen milli sporcu Busenaz Sürmeneli de sağlam bir gelecek için tütünsüz bir Türkiye hayali kurduğunu kaydetti.

Konuşması için Sürmeneli'ye teşekkür eden Erdoğan, "Busenaz, Ankara'da mı daha çok kalıyorsun, İstanbul'da mı?" sorusunu yöneltti.

Sürmeneli'nin "Trabzonluyum sayın Cumhurbaşkanım." cevabının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan "Sürmeneli olduğunu biliyorum da o zaman Trabzon'da kalıyorsun." dedi.

Milli sporcu Sürmeneli de "Evet, Trabzon'dayım Sayın Cumhurbaşkanım, bekleriz inşallah en kısa zamanda" ifadelerini kullandı.

Genç Yeşilay Başkanı Mahmut Esat Arar, Türkiye'de binlerce gönüllüsü bulunan ve bağımlılıkla mücadele eden Yeşilay'ın bazı faaliyetlerini aktardı. 

Erdoğan, Arar'a teşekkür ederek, "Bu konuda, üniversiteler olsun, diğer kapalı alanlar olsun. Bunlarla ilgili müşterek bir çalışmayı yapmak suretiyle aktif/pasif içicilerin, nerelerde nasıl olması gerekir, bunları belirleyerek, bu adımları da hep beraber atarız." karşılığını verdi.

Kapanış konuşması

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerin söz almasının ardından yaptığı konuşmada, 31 Mayıs Dünya Tütüne Hayır Günü münasebetiyle gençlerle bir araya gelmekten memnuniyet duyduğunu anlattı.

Karşısında tütün ürünlerinin zararları konusunda çok bilinçli bir gençlik gördüğü için mutlu olduğunu belirten Erdoğan, "Geleceğimizi emanet ettiğimiz sizlerde gördüğüm bu azim ve kararlılığın ülke ve millet olarak önümüzde yepyeni ufuklar açacağına inanıyorum." dedi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Dünyanın pek çok ülkesinde artık bir dışlanma, bir küçümsenme sebebi haline dönüşen tütün kullanımının ülkemizde de benzer bir konuma gelmesini sağlamalıyız. Ülkenin yöneticileri olarak biz bu konuda üzerimize düşenleri yapıyoruz ve yapacağız. Sizlerin gerek arkadaş çevrenizde, gerek sosyal medyada bu konuda göstereceğiniz çabalar hep birlikte hedefimize ulaşmamıza katkı sağlayacaktır. İnşallah ülkemizi ve milletimizi bu kötü alışkanlıktan en kısa sürede kurtaracağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun."

Gençlere bu önemli günde düşüncelerini ve hislerini paylaştıkları için teşekkür eden Erdoğan, gençlerin başarılarının artarak devam etmesini temenni ederek sözlerini tamamladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve gençler görüşmenin sonunda el sallayarak selamlaştı.

]]>
https://ardahanhaberi.com/cumhurbaskani-erdogan-virusle-mucadelede-hata-yapma-luksumuz-yok/32635/ Sun, 31 May 2020 23:30:24 +0300
İstanbul'un fethine işgal diyenlere Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan sert tepki

Prof. Dr. İsmail Niyazi Kurtulmuş gariplerin babası olarak tanınır. Ortaya hem buram buram tarih kokan hem de vatandaşlarımıza şifa vesilesi olacak bir eser ortaya çıktı Dr. İsmail Niyazi Kurtulmuş, gençliğimizde şahsen tanıdığımız, desteğini ve teşvikini gördüğümüz bir büyüğümüzdür. Eser güzel olunca isminin de bununla mütenasip olmasını istedik ve böylece Dr. Niyazi Kurtulmuş Hastanesi’ne kavuşmuş olduk.

Perşembe günleri tüm hastalara ücretsiz bakar. İhtiyaç sahiplerinin cebine de harçlıklarını koyardı. Gariplerin babası denmesinin sebebi de işte budur.

İsmail Niyazi Kurtulmuş nöbetçi oldukları zaman gelir yurtta geceleri bizim yatakhaneyi dolaşır kimin üstü açık kimin üstü kapalı gelir bakardı. Bizim oradaki babalığı da biz onlardan görmüş olduk. Merhum Kurtulmuş’un bir önemli özelliği de iyi bir gençlik yetiştirmek için çalışmak olmuştur.

(Dr. İ. Niyazi Kurtulmuş Hastanesi)

Ortaya hem buram buram tarih kokan hem de vatandaşlarımıza şifa vesilesi olacak bir eser ortaya çıktı. Dr. İsmail Niyazi Kurtulmuş, gençliğimizde şahsen tanıdığımız, desteğini ve teşvikini gördüğümüz bir büyüğümüzdür.

Ecdadımız fethi sadece toprakların ele geçirilmesi değil asıl gönüllerin kazanılması olarak görürdü. Son günlerde bazı kendini bilmezler fethi işgal olarak tanımlamaya çalışıyor. Bunlar inanın dört dörtlük cahil cühela. Sorun bunlara fethin manası nedir bilmezler. Fetih açmaktır, fetih gönülleri özellikle kazanmaktır ama bunlar bunu bilmezler.

Ayasofya dini bir husumetle yerle yeksan edilmek yerine daha da güzelleştirilerek fetih hakkı olarak Müslümanların hizmetine sunulmuştur. Hükümete geldiğimizde sadece 460 eserin restorasyonunun yapıldığını gördük. Biz 18 yılda 5 bin 60 eseri restore ederek milletimizin ve insanlığın hizmetine sunduk.

Atina'da bir camimiz yok ama biz İstanbul gibi şehirde böyle bir yola gitmedik.

İşte Fatih’in surlardan içeri girerken Rum bayanlarının başımızda kardinal külahı görmektense Osmanlı sarığı görmeyi tercih ederiz demesi işte bunun bir neticesidir.

BAKAN KOCA: VEFANIN BİR NİŞANESİ

Bakan Koca, "Burada bulunmamız sadece bir hastane açılışının değil, tarihimize, kültür mirasımıza sahip çıkışın, vefanın bir nişanesidir. Hadımköy Askeri Hastanesi, Sultan Abdülhamit Han tarafından başlatılan imar hareketinin o zamanki İstanbul taşrasına bir yansımasıdır" açıklamasında bulundu.

]]>
https://ardahanhaberi.com/istanbul-un-fethine-isgal-diyenlere-cumhurbaskani-erdogan-dan-sert-tepki/32602/ Sun, 31 May 2020 17:12:16 +0300
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Dünyada pek çok ülkenin geçici sahra ve prefabrik hastaneler kurarak çözmeye çalıştıkları sorunu biz çok daha kısa sürede kalıcı hastane inşa ederek aşmayı başardık." dedi.

 

Yeşilköy Prof. Dr. Murat Dilmener Acil Durum Hastanesi'nin açılış töreninde konuşan Erdoğan, hastanenin İstanbul'a, Türkiye'ye ve millete hayırlı olmasını diledi.

Sağlık Bakanlığını ve Rönesans firmasını bu güzel hizmeti ülkeye kazandırdıkları için tebrik eden Erdoğan, Prof. Dr. Murat Dilmener başta olmak üzere koronavirüs salgınında kaybettikleri sağlıkçılarla vatandaşları bir kez daha saygıyla yad ettiklerini söyledi.

Erdoğan, Prof. Dr. Murat Dilmener'in iyi bir doktor, kendi alanında iyi bir uzman olmanın yanında, insanlara hizmet etmeyi hayat gayesi haline getirmiş gerçek bir gönül adamı olduğunu ifade etti.

Prof. D. Dilmener'in kendisine gelen her hastayı inancına, kökenine, meşrebine, statüsüne bakmaksızın bir eşrefi mahlukat, yani yaratılmışların en şereflisi olarak görüp tüm imkanları ve samimiyetiyle kucaklamış biri olduğunu dile getiren Erdoğan, "Son nefesine kadar bu hizmetlerini sürdüren hocamızın ismi elbette gönüllerde hep yaşayacaktır. Biz de Yeşilköy'de inşa ettiğimiz bu hastaneye ismini vererek hocamıza olan vefamızı göstermek istedik. Bu vesileyle sağlık çalışanlarımıza, milletimize verdikleri tüm hizmetler ve salgın dönemindeki gayretleri için bir kez daha şükranlarımı sunuyorum." diye konuştu.

 

"TÜRKİYE DİKKATLERİ ÜZERİNDE TOPLAYAN BİR ÜLKE OLDU"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin sahip olduğu güçlü sağlık altyapısı ve genel sağlık sigortası sistemi ile salgı sürecinde dikkatleri üzerinde toplamış bir ülke olduğunu anlattı.

Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Nüfusumuzun neredeyse tamamını kapsayan ve herkese aynı standartta hizmet alabilme imkanı sağlayan genel sağlık sigortamıza gıpta ile bakıldığını çok iyi biliyoruz. Geçtiğimiz 18 yılda mevcutların çok büyük bir bölümünü baştan aşağı yenilediğimiz yeni binalarla ve cihazlarla teçhiz ettiğimiz bir sağlık altyapısına sahibiz. Doktorundan hemşiresine ve destek personeline kadar 1 milyon 100 bini bulan sağlık ordumuzla milletimizin hizmetindeyiz. Sayıları 11'i bulan şehir hastanelerimizle hem inşa ve işletme yöntemi hem hizmet kalitesi ile küresel düzeyde bir model haline gelmiştir"

Aynı şekilde salgın döneminde iki ayı bulmadan inşasını tamamlayıp hizmete sundukları bu acil durum hastanelerinin özellikle örnek alınacak bir model olduğuna inandığını vurgulayan Erdoğan, "Dünyada pek çok ülkenin geçici sahra ve prefabrik hastaneler kurarak çözmeye çalıştıkları sorunu biz çok daha kısa sürede kalıcı hastane inşa ederek aşmayı başardık." dedi.

Erdoğan, bu hastanelerin başka özelliğinin de bulunduğunu belirterek, "Örneğin Pakize Öz Hastanesi, askeri havaalanının hemen bir ucunda yapılmış, dolayısıyla herhangi bir hasta buraya uçakla gelip hemen şöyle adeta yaya mesafede hastaneye ulaşacağı bir yer. Burası bizim Yeşilköy Havalimanımız. Burada da yine aynı şekilde yurt dışından bir hasta geliyorsa, uçakla gelip hemen bir yaya mesafede hastaneye gelecek tedavisini olacak ve tedaviden sonra da yine uçakla buradan nereye gidecekse uluslararası ise uluslararası, ulusal ise ulusal olarak hemen ulaşabileceği menziline ulaşacaktır."

Son dakika... İstanbula acil durum hastaneleri... Cumhurbaşkanı Erdoğandan önemli açıklamalar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yeşilköy'de inşa edilen Prof. Dr. Murat Dilmener Acil Durum Hastanesi'nin açılışında yaptığı konuşmada, oluşturdukları ilave kapasiteye ihtiyaç kalmadan salgının yayılma hızını kırdıklarını söyledi.

Şayet ihtiyaç olsaydı bu hastanelerin, on binlerce, yüz binlerce canın kurtarılmasına hizmet edeceğini belirten Erdoğan, gerektiğinde tamamı yoğun bakım için de kullanılabilecek 1008 yatağı ile bu sağlık kurumlarının ülkenin yüz akı olacağını vurguladı.

Bu hastanelerin yurt dışından Türkiye'ye teşhis ve tedavi için gelecek kişilere hizmet vereceğini aktaran Erdoğan, böylece ülkenin sağlık alanında çekim merkezi haline gelme konumunun daha da güçlendiğini, yani sağlık turizminde çok ciddi bir sıçrama yaptıklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Gençlik yıllarımızdan beri önceki gün 567. yıl dönümünü geride bıraktığımız fetihten bu yana İstanbul'umuza hizmet eden, eser kazandıran ecdadımıza layık olmak için çalıştık. Büyükşehir Belediye Başkanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak İstanbul'a kazandırdığımız nice büyük eser içinde sağlık tesislerinin ayrı bir yeri vardır. Dünyadaki en büyük mutlulukların başında sağlığın geldiğini vaaz eden bir medeniyetin temsilcileri olarak hamdolsun şehrimizi gurur verici yatırımlarla donattık. Ülkemize ve milletimize özellikle hizmetle geçirdiğimiz her gün, her an, bu yolda attığımız her adım, aldığımız her nefes için Rabbimize hamd ettik.

Geçmişte ülkemizin hazine değerindeki yıllarının, nasıl boş tartışmalarla, kavgalarla, darbelerle, ataletle geçirildiğini bu süreçte ortaya çıkan neticeyle daha iyi gördük. Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal'in, rahmetli Menderes'in, merhum Özal'ın ülkemize yaptığı hizmetlerin kıymeti, bu süreçte çok daha iyi ortaya çıktı."

Son dakika... İstanbula acil durum hastaneleri... Cumhurbaşkanı Erdoğandan önemli açıklamalar

"TÜRKİYE'NİN İHTİYACI KAVGA DEĞİL, ESER SİYASETİDİR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, buna karşılık tek parti faşizminin sadece milletin değerlerine değil, kalkınmasına, büyümesine vurduğu darbelerin ağır maliyetini de müşahede ettiklerini ifade ederek, "Koalisyonlu yılların, Türkiye'yi nasıl dibe ittiğinin en çarpıcı ispatı son 18 yılda elde ettiğimiz kazanımlardır. Türkiye'nin, ihtiyacı kavga değil, eser siyasetidir. Milletimizin beklentisi polemik değil, inşa siyasetidir. Bizden sonraki nesillere bırakacağımız en büyük miras işte bu doğrultuda gerçekleştireceğimiz zihniyet devrimidir. Tek numaraları, ülkemizin ortak değerlerinin istismarı olanların devri artık kapanıyor. Laf yerine eserlerin yarıştırıldığı yepyeni bir Türkiye için milletimizle gönül gönüle, el ele çalışmayı, mücadele etmeyi sürdüreceğiz. "diye konuştu.

15 Temmuz gecesi yaşananların, bu ülkede artık hiç kimsenin milli iradeyi zorla alaşağı edemeyeceğini gösterdiğini dile getiren Erdoğan, milletin vermediği hiçbir gücün kullanılamayacağını, demokraside ve ekonomide millete beklediği hizmetlerin sunamayanların, vesayet oyunlarıyla iktidar devşirdiği dönemlerin geride kaldığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, her kim Türkiye'de demokrasiyi, özgürlükleri, adaleti, güvenliği, dış politikayı, kültürü, sanatı daha ileri seviyeye götüreceğine milleti ikna ederse, ülkenin ona teslim edileceğini ifade etti.

Erdoğan, "Ben mesela şimdi özellikle Murat Bey'in kızından da bir şey istiyorum. Bir hoca olarak inşallah sizlerin de bizim bu tesislerimize doktorlar yetiştirmeniz lazım. Aynı şeyi Feriha Öz oğlu, kızı onlar da üçü de maşallah profesör. Onlardan da bu ricada bulundum. Dedim ki bizim şu anda eksiğimiz fiziki mekanlardan çok doktor. Bize, uzman olsun, kariyer sahibi doktorlar olsun, bunları yetiştirin ki buralarda bu boşluğu yaşamayalım. Şimdi bu yarışı yapmamız gerekiyor ve bunu da başarmamız lazım." diye konuştu.

Her kim eğitimde, sağlıkta, ulaştırmada, enerjide, tarımda, sporda, savunma sanayide, tüm temel hizmet alanlarında ülkeyi daha ileriye taşıyacağının güvenini verirse milletin ona yöneleceğini belirten Erdoğan, "Zaten böyle de oluyor." dedi.

Her kim daha çok yatırım, daha çok üretim, daha çok istihdam, daha çok iş, daha yüksek hayat standardı sağlayacağı konusunda halkın desteğini alırsa, ülkeyi onun yöneteceğini anlatan Erdoğan, bunun dışındaki yöntemlerin, zorlamaların iç ve dış ayak oyunlarının tamamının milli irade duvarına çarpıp dağılmaya mahkum olduğunu söyledi.

"MURAT DİLMENER HASTANESİ'NİN ÇEVRESİNİ YEMYEŞİL YAPMAMIZ GEREKİYOR"

Türkiye'nin önünde özellikle, demokrasiden ve kalkınmadan başka bir alternatifi olmadığını kaydeden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Biz de tüm gücümüzle, ülkemizi bu doğrultuda geliştirmenin hedeflerine ulaştırmanın gayreti içindeyiz. Bugün burada bir araya gelmemize vesile olan açılış töreni işte bu anlayışın en somut tezahürüdür. Kubbede hoş bir sada bırakmak için gece gündüz çalışmayı sürdüreceğiz. Rönesans firmasına ve Yönetim Kurulu Başkanı Erman Bey'e ona özellikle söyledim, dedim ki; 'şimdi Murat Dilmener Hastanesi'nin çevresini yemyeşil yapmamız gerekiyor.' Yani yeşilliklerle burayı donatmamız lazım. Sözünü aldım. Onun için de bu çalışmayı, Erman Bey, yoğunlaştıracağız. Her tarafın yemyeşil olması lazım. Adı Yeşilköy olduğuna göre, hem yeşil, hem köy, öyleyse bunu gerçekleştirmemiz lazım. Ben sizlere inanıyorum. 45 günde bu eser yapıldığına göre, yeşillendirilmesi de süratle yapılabilir. Kamil Bey bu işte inşallah hassas olalım."

"TÜRKİYE BU TÜR ZORLU DÖNEMLERE AŞİNA, HATTA BİR ANLAMDA ŞERBETLİ BİR ÜLKEDİR"

Salgın döneminde yavaşlayan ekonomik faaliyetlerin dünyanın tüm ülkeleriyle birlikte Türkiye'de de olumsuz etkileri olduğunu kaydeden Erdoğan, şu bilgileri verdi:

"Ancak, Türkiye bu tür zorlu dönemlere aşina, hatta bir anlamda şerbetli bir ülkedir. Mesela ilk çeyrekte Amerika yüzde 4,8, Çin yüzde 6,8, Fransa 5,8 daraldı. Türkiye ise ilk çeyrekte sağladığı yüzde 4,5 oranındaki büyüme ile bu tablodan ayrıştı. Dünya ekonomisinin önde gelen tüm ülkeleri salgın döneminde yaşadıkları kayıpları nasıl telafi edebileceklerini henüz bilmiyorlar. Ülkemiz için ikinci çeyrek bir parça sıkıntılı gözükse de sonrası aydınlıktır."

Sağlık sektöründe Türkiye'de önemli çalışmaların yapıldığını söyleyen Erdoğan, "Gelişmeler ve işaretler, salgın sonrası yeniden yapılanacak küresel ekonomide, ülkemizin çok avantajlı bir konuma oturacağını gösteriyor. Üretimi tek merkezde toplamanın riskini gören tüm ülkeler ve kurumlar, yeni arayışlara girerken, alternatiflerin ilk başında Türkiye geliyor. Sağlık sektöründe de ülkemizin yıldızı giderek parlıyor. Güçlü üretim altyapımız, genç, eğitimli yenilikçiliğe yatkın insan potansiyelimizle, geleceğe umutla bakıyoruz." dedi.

"SEFERBERLİK RUHUYLA HEP BİRLİKTE BU SÜRECE DESTEK VERMELİYİZ"

Salgının kontrol altına alınmasına paralel şekilde başlatılan normalleşme adımlarının yeniden yapılanma sürecinin gerisinde kalınmamasını temin edeceğini söyleyen Erdoğan, eskisinden daha çok çalışarak, daha çok üreterek, daha çok dünyaya açılarak bu fırsatı değerlendirme kararında olduklarını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Bu konuda 83 milyon vatandaşımızın her birine büyük sorumluluk düşüyor. 3 kavram çok önemli, maske, mesafe ve temizlik. Bu hassasiyetlere tavizsiz bir şekilde riayet ederek salgının yeniden hortlamasının önüne kesinlikle geçmemiz şart. Sanayiden tarıma, ticaretten turizme her alanda inşallah önce hızlı bir toparlanma ve ardından çok daha daha hızlı bir atılım işine gireceğiz. Nitekim, yarından itibaren bu adımı atıyoruz. Büyük ve güçlü Türkiye hedefine ulaşmak için, seferberlik ruhuyla hep birlikte bu sürece destek vermeliyiz. Milletimize güveniyoruz. Ülkemize güveniyoruz."

]]>
https://ardahanhaberi.com/cumhurbaskani-erdogan-dan-onemli-aciklamalar/32601/ Sun, 31 May 2020 17:07:24 +0300
Cumhurbaşkanı Erdoğan Sancaktepe Prof. Dr. Feriha Öz Acil Durum Hastanesini Açtı

Erdoğan, Sancaktepe'deki Prof. Dr. Feriha Öz Acil Durum Hastanesi'nin açılış törenindeki konuşmasında, 72 bin metrekare kapalı alana, binin üzerinde yatağa, en modern cihazlara sahip böyle bir eseri bu kadar kısa sürede hizmete hazır hale getirmenin dünya çapında bir başarı olduğunu söyledi

Teknolojinin en ileri seviyede olanlarını transfer ettiklerini dile getiren Erdoğan, Türkiye'nin sağlık alanında geldiği seviyenin en somut örneği olan bu hastanelerin vatandaşlarla birlikte şifayı Türkiye'de arayan herkese hizmet vereceğini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl 750 bine yaklaşan yabancı hasta sayısının ilerleyen yıllarda katlanarak artmasını beklediklerini belirterek, şöyle devam etti:

"Salgın sürecinde sağlık konusunda ülkemizin elindeki imkanların kıymetinin çok daha iyi anlaşıldığına inanıyorum. Zira şu an itibarıyla 190'ı aşkın ülkeden talepler geldi ama biz 90'ı aşkın ülkeye, her türlü bu noktada sağlık ürünlerini gönderdik. Nazlanmadık, dedik ki 'Madem burada kısıntı var, biz de elimizden geleni yapacağız.' Bir başka adım son 18 yılda inşa ettiğimiz 1526 yeni hastane, 4 bine yakın tedavi kurumu, toplamda 240 bini bulan yatak kapasitesi, 1 milyon 100 bine yaklaşan sağlık çalışanı sayısı seviyesine biz hocalarımızın gayretleri, bizim hazırladığımız fiziki mekanlarla ulaştık. Ülkemiz hastanelerinde 48 adet olan, lütfen buraya çok dikkat edelim, MR sayısını 906'ya, 323 olan bilgisayarlı tomografi sayısını 1210'a, 4 bin 891 olan diyaliz sayısını 17 bin 640'a, 889 olan yoğun bakım yatağı sayısını 40 bine, 618 olan ambulans sayısını 5 bin 382'ye çıkartmamış olsaydık herhalde bu başarıyı gösteremezdik."

Erdoğan, muhalefetin kendilerini adeta topa tuttuğu şehir hastanelerinin yüksek kapasiteleri ve güçlü altyapılarıyla ne kadar önemli olduğunun bu süreçte çok daha iyi görüldüğünü ifade ederek, bugüne kadar hizmete açılan 16 binin üzerinde yatak kapasitesine sahip 11 şehir hastenesinin her birini dünya çapında sağlık kuruluşları olarak inşa ettiklerini dile getirdi.

Ecdadın "Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi" ifadesine uygun şekilde dünyanın en büyük mutluluğunu sağlık olarak gören bir inançla ülkenin dört bir yanını en modern tesislerle donattıklarını söyledi.

"İnsanı yaşat ki devlet yaşasın." anlayışıyla sağlık hizmetlerinin kapasitesini artırmak ve kalitesini yükseltmek için yaptıkları her yatırımın karşılığını aldıklarını belirten Erdoğan, Feriha Öz Hoca'nın 3 çocuğunun da onun gibi tıp alanında profesör olduğunu hatırlattı.

Öz'ün çocuklarına rica bulunduğunu dile getiren Erdoğan, "Dedim ki, yetiştireceğiniz öğrenciler çok çok önem arz ediyor. Zira tıpta biz fiziki mekanları hazırlıyoruz. Ama biz fiziki mekanları hazırlarız, hocaları ise siz yetiştirecek ve hocalarımızla da bu fiziki mekanlar ayrıca güç bulacak. Bunu ne kadar başarırsak, bu işte ne kadar büyük hamleler yaparsak, inanıyorum ki bu hastanelere gelen hastalarımız da oradaki gördükleri kabiliyetli hocalarımızla birlikte şifa bulacak ve ondan sonra da dualar hem size hem bize olacak." diye konuştu.

"TÜRKİYE'NİN GENEL SAĞLIK SİGORTASI SİSTEMİNİN ÖNEMİ ANLAŞILDI"

Dünyanın en kapsamlı ve en düşük maliyetli Genel Sağlık Sigortası sistemini Türkiye'de kurmanın öneminin salgın sürecinde daha iyi anlaşıldığını dile getiren Erdoğan, "Amerika bile çözemedi işi. Rusya çözemedi işi. Hepsi sıkıntıda hepsi. Bizden destek istediler. Biz de her yere gönderdik. 'Madem ki bizde var göndeririz.' dedik. Ürettik, üretiyoruz." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, serbest ve ücretli çalışanların gayet makul prim ödemeleriyle sistemde yer aldığını belirterek, ayrıca dileyen herkesin de sadece ayda 88 lira ödeyerek Genel Sağlık Sigortası'na dahil olabildiğini anlattı.

Bu rakamı ödeyebilecek gücü olmayan vatandaşların primlerini ise tümüyle devlet olarak üstlendiklerini dile getiren Erdoğan, teşhisin, tedavinin, ilacın tamamının Genel Sağlık Sigortası kapsamına girdiği için vatandaşların herhangi bir sıkıntı yaşamadığını kaydetti.

Erdoğan, özel sağlık kuruluşlarından hizmet almak isteyenlerin de genellikle oldukça makul bir rakam olan farkı ödeyerek bu imkandan yararlanabildiklerini belirterek, millet tarafından tüm bu hizmetlerin mukabelesiyle memnuniyetle karşılandığını söyledi.

Diğer ülkelerin hiçbirinde böyle bir sistemin olmadığını vurgulayan Erdoğan, Amerika'da, Avrupa'da, diğer gelişmiş ülkelerde insanların ancak yeteri kadar paraları varsa sağlık hizmeti alabildiğini, yoksa çok perişan durumlara düştüklerini aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, üstelik salgın döneminde özellikle Hollanda'da çalışan ve ölüme terk edilen bazı vatandaşların ambulans uçaklarla getirilerek Türkiye'de tedavilerinin yapıldığını anlatarak, bu hizmetleri bütçeyi alt üst etmeyecek, sağlanan fayda ile maliyetin gayet dengeli olduğu ekonomik bir zeminde verdiklerini dile getirdi.

Erdoğan, "Türkiye'deki Genel Sağlık Sigortası'nı incelemek için dünyanın dört bir yanından heyetler ülkemizi ziyaret ediyor. İnşallah salgın döneminden sonra hem sağlık tesislerimizi hem Genel Sağlık Sigortamız başarılı bir model olarak küresel düzeyde daha çok ilgi çekecektir." dedi.

"MİLLETİMİZ İSTİKLALİNDEN VE İSTİKBALİNDEN ÜMİDİNİ HİÇ KESMEMİŞTİR"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin son iki asırdır bir uçtan diğerine savrulurken tarihi fırsatları kaçırdığını ifade ederek, "Ülkemizin bu savrulmalarının ve içe dönük mücadele üzerine kurulu serencamının sürmesini isteyenler darbelerden vesayete, terör örgütlerinden kifayetsiz siyasetçilere kadar malzeme bulmakta zorlanmamıştır. Ancak milletimiz istiklalinden ve istikbalinden ümidini hiç kesmemiştir." diye konuştu.

Milletin tevekkül, inanç ve azimle bugünlere geldiğini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu süreçte milli iradeden aldığı güçle bu kısır döngüyü kırmak için mücadele verenlerden bazıları darağacına gönderilmiş, bazıları da aynı akıbetle tehdit edilmiştir. Rahmetli Abdülhamid-i Sani, Gazi Mustafa Kemal, Adnan Menderes ve Turgut Özal gibi isimlerin milletimizin gönlünde taht kurmasının gerisinde işte bu gerçek vardır. Milletimizin 18 yıldır gerektiğinde canı pahasına bizim yanımızda yer alması da bu mücadele silsilesinin devamıdır. Türkiye'de bu dönemde yaşanan her hadiseyi, gerisindeki bu büyük fotoğrafın bir parçası olarak görmek gerekiyor. Rabb'ime binlerce şükür olsun ki bunca emek, bunca çaba boşa gitmemiş, ülkemiz her alanda hedeflerine doğru kararlılıkla ilerlediği bir çizgiye oturmuştur."

"ÜLKEMİZE YAPACAK DAHA ÇOK HİZMETLERİMİZ VAR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sancaktepe Belediye Başkanı Şeyma Döğücü'nün kendisini her gördüğünde, "Başkanım burada da bir şehir hastanesi yapacaktık, ne oldu? Hani bunun vaadini de yapmıştık." dediğini aktardı.

Özellikle şehir hastanelerini yap-işlet-devret sistemiyle yaptıklarına değinen Erdoğan, Rönesans gibi bir yüklenici firma bulurlarsa buradaki şehir hastanesine de başlayabileceklerini söyledi.

"Benden duyurması, araması da Sağlık Bakanımızdan" diyen Erdoğan, Prof. Dr. Feriha Öz Acil Durum Hastanesi ile artık acil ihtiyacın kalmadığını vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Daha bir asır önce 'hasta adam' yaftasıyla tarihe gömülmek istenen bir milletin bugün gıptayla takip edilmesi, bu gerçeğin en yalın ifadesidir. İnşallah ülkemize yapacak daha çok hizmetlerimiz var. Türkiye'yi mutlaka 2023 hedeflerine ulaştıracağız. Gençlerimize bugün 567. yıl dönümüne ulaştığımız fethin 600. yıldönümü olan 2053 için büyük ve güçlü Türkiye'yi bırakmakta kararlıyız. Biz göremesek de evlatlarımızın Malazgirt Zaferi'mizin bininci yıldönümü olan 2071'de tüm kayıplarını telafi etmiş, dünya sahnesinde hak ettiği yere gelmiş bir Türkiye'de yaşayacağından eminiz. Rabb'im yar ve yardımcımız olsun."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Prof. Dr. Feriha Öz Acil Durum Hastanesi'nin hayırlı olmasını dileyerek, hastanenin yapımından donanımına emeği geçenleri tebrik etti.

Törende, sağlık çalışanları Erdogan'ı yanına çağırarak fotoğraf çektirmek istedi. Erdogan, mesafenin her ihtimale karşı korunması gerektiğini belirterek, "Siz de çok iç içesiniz." diye uyardı.

SAĞLIK BAKANI KOCA: YENİ BİR VİZYON

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, acil durum hastanelerinin, sadece deprem, afet ve salgın durumlarında kapısını açıp sonra devre dışı olan mekanlar olarak tasarlanmadığını, normal zamanlarda da özelleşmiş alanlarda hizmet vermeye devam edecek kalıcı hastaneler olarak inşa edildiğini bildirdi.

Koca, Sancaktepe Prof. Dr. Feriha Öz Acil Durum Hastanesi'nin açılış töreninde yaptığı konuşmada, hastanenin, sağlık altyapısına yeni bir anlayışla güç katacağını, sağlık hizmetinde yeni bir alternatif ve yeni bir vizyon getireceğini söyledi. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a açılışa katılımlarından dolayı şükranlarını sunan Koca, Erdoğan'ın sağlığa verdiği önem ve sürekli destekle bu gururun yaşanmasına vesile olduğunu vurguladı.

Sağlık Bakanı Koca, Erdoğan'ın liderliğinde herkesin sağlık hakkının korunduğu, ihtiyaç halindeki herkesin vaktinde ve kaliteli sağlık hizmetine kolayca erişebildiği bir Türkiye'ye adım adım ilerlediklerini dile getirdi.

Erdoğan'ın gösterdiği hedef doğrultusunda sağlıkta Türkiye'nin çağ atladığı bir dönemin yaşandığına işaret eden Koca, bu dönemin, insanların layık olduğu hizmete en üst düzeyde kavuşmasını sağlayan örnek bir model olmasını arzuladıklarını dile getirdi.

Koca, bu hafta içinde her biri biner yataklı iki acil durum hastanesi ile Hadımköy Dr. Niyazi Kurtulmuş hastanesinin faaliyete geçtiğini aktardı. 

Kovid-19 pandemisinin tüm dünyaya çok şey öğrettiğini hatırlatan Koca, "Bugüne kadar sağlığa yapılan yatırımların ne kadar yerinde olduğunu ve sağlığa yapılan yatırımın neden kalkınmanın merkezinde olması gerektiğini her zamankinden daha fazla gösterdi." dedi. 

Güçlü bir sağlık sistemi, gelişmiş bir altyapı ve fedakarlıktan çekinmeyen yetkin bir sağlık ordusunun böyle zamanlarda toplumu ayakta tutan en önemli güç olduğunun altını çizen Koca, son 18 yılda bu alandaki gelişmelerin neticesinin hep birlikte görüldüğünü, bu gibi salgın hastalıklara olduğu kadar başta deprem olmak üzere doğal afetlere de hazırlığı test etmiş olduklarını ifade etti. 

"BURALAR SAĞLIK TURİZMİNDE KAMUNUN ÖNEMLİ KÖŞE TAŞLARI OLACAK"

Fahrettin Koca, bir yandan şehir hastanelerini devreye sokarak hizmet kalitesinde fark oluşturmaya çalışırken, diğer taraftan afet durumuna hazırlıklı olmak için çabaladıklarını belirterek, hastanelere ilişkin şu bilgileri paylaştı: 

"Bu hastaneler, sadece deprem, afet ve salgın durumlarında kapısını açıp sonra devre dışı olan mekanlar olarak tasarlanmadı. Normal zamanlarda da özelleşmiş alanlarda hizmet vermeye devam edecek kalıcı hastaneler olarak inşa edildi. Yoğun bakım ve palyatif bakım hastaları için önemli bir kapasite kazanmış oluyoruz. Diyaliz hastaları buralardan hizmet alacak. Havalimanına yakınlığı ile stratejik bir konuma sahip olan hastane, yakınındaki pistlerle yurt dışından ve şehir dışından getirilecek hastaların uçaktan iner inmez sağlık hizmetine kavuşmasını sağlayacak. Buralar sağlık turizminde kamunun önemli köşe taşları olacak. İstanbul'un sağlık altyapısını salgın, deprem ve her türlü afete hazır hale getiren ve büyüyen sağlık turizmine önemli katkılar sunacak olan bu hastaneler, depremden etkilenmeyen yatay bir mimariye sahip. Rekor denecek bir sürede, 45 günde tamamlandı. Hastane 2 bölüm halinde 8 bloktan oluşuyor. Toplam alan 125 bin metrekare. 500 araçlık otoparkı mevcut. 75 bin metrekare kapalı alanda 432'si yoğun bakım olmak üzere 1008 yataklı. Yeterli laboratuvar ve görüntüleme imkanları bulunuyor. Bütün hasta yatakları gerektiğinde yoğun bakıma dönüştürülebilme özelliği taşıyor. Tam teşekküllü 16 ameliyathaneye sahip olan hastanede ayrıca, kronik böbrek hastalarının ihtiyacını karşılayacak 100'e yakın diyaliz üniti bulunuyor."

"TÜRKİYE TÜM DÜNYAYA ÖRNEK BİR BAŞARI SAĞLADI"

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, içinde bulunulan günlerin tüm dünyanın ortak bir kaygıda birleştiği ender bir zamana şahitlik ettiğini söyledi. 

Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını ile mücadelede Türkiye'nin tüm dünyaya örnek bir başarı sağladığına işaret eden Koca, "Ancak tehlike henüz geçmiş değil, son vakaya kadar ülkemiz de vatandaşlarımız da bu riskin altında. Bu nedenle bir süre daha tedbirlerimize devam etmek zorundayız." dedi. 

Koca, bütün vatandaşlar risk altında olmasına rağmen, mücadelede ön safta yer alan sağlık çalışanlarının herkesten daha fazla bu riski taşıdığının altını çizerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

"Bu yüzden başta doktorlar olmak üzere sağlık çalışanlarımızdan yitirdiklerimiz oldu. Kayıplarıyla bizleri derin üzüntüye boğan kıymetli hocalarımız da yitirdiklerimiz arasındaydı. Ben dahil birçok meslektaşım sahip olduğumuz sanatımızı bu hocalarımızdan miras olarak aldık. Korona günlerinde açılışını yaptığımız Okmeydanı Şehir Hastanemize koronadan yitirdiğimiz Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu'nun adını verdik. Şimdi art arda açılışını yapmakta olduğumuz acil durum hastanelerimize Prof. Dr. Feriha Öz ile Prof. Dr. Murat Dilmener'in adlarını veriyoruz. Daha önce söylediğim gibi, bu hocalarımızın bize bıraktığı miras karşısında, söz konusu hastaneler değil bundan sonraki işlevleri, sadece bu iki bilim insanımızın adını yaşatmış olsa bu bile yeterli bir sebeptir."

"PROF. DR. FERİHA ÖZ HOCAMIZIN HATIRASINI YAŞATMASINI DİLİYORUM"

Bakan Koca, 2 Nisan günü, günlük bildirimlerine bir acı haberi daha eklemek zorunda kaldıklarını, bunun binlerce meslektaşın yetişmesinde çok büyük katkıları olan, on binlerce kritik hastanın tanısını koyan, bütün öğrencilerinin minnetle andığı Prof. Dr. Feriha Öz'ün koronaya yenik düşmesi haberi olduğunu hatırlattı. 

Koca, Prof. Dr. Feriha Öz ile ilgili şunları söyledi: 

"Patolojinin duayen ismi Prof. Dr. Feriha Öz, Cerrahpaşa'da verdiği hizmetlerin ardından Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesinin Patoloji Ana Bilim Dalı'nın kuruluşunu da üstlenmişti. Emekli olduktan sonra da misyonunu terk etmedi. Son güne kadar evinden de katkı vermeye devam etti. Belki de virüsle onu buluşturan bu gayretiydi. Duayen bir hoca olmasının yanında anaç yapısı sayesinde çok sayıda meslektaşına patoloji bilimini özel olarak sevdirmeyi başardı. Hayatını patolojiye adayan Prof. Dr. Feriha Öz, yetiştirdiği meslektaşlarının tabiriyle sadece yaşarken değil, ölümüyle de patoloji biliminin tanınmasını sağladı. Prof. Dr. Feriha Öz Hocamızın adı ile anılacak olan bu acil durum hastanemizin, onun hatırasını yaşatmasını ve emeklerinin devamı olacak katkıları sunmasını diliyorum. Buralarda görev alacak doktor arkadaşlarımın, tüm sağlık çalışanlarımın, hocalarımızın adına layık bir anlayışla hizmet bayrağını taşıyacağına şüphe duymuyorum. Genç meslektaşlarıma sadece modern binalar, son teknoloji cihazlar değil, hocalarımızdan aldığımız kültür, ilim ve irfanı; insan sevgisini, insana hizmet şuurunu da bıraktığımıza inanıyorum." 

"Her geçen gün güçlenen sağlık sistemimiz, 21. yüzyıl dünyasında Türkiye'nin adını sağlık ülkesi olarak yazdıracaktır." diyen Koca, sözlerini şöyle tamamladı: 

"Krizin fırsata dönüştürülmesinde, bu vizyonun ortaya konmasında ve hayata geçirilmesinde öncülük eden başta zatıaliniz olmak üzere, tüm katkı verenlere şükranlarımı arz ediyorum. Bu tesisi kısa sürede inşa eden yüklenici firma çalışanlarına ve bütün emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Fethin 567. yıl dönümünün de başta İstanbullular olmak üzere bütün vatandaşlarımıza hayırlı olmasını diliyorum."

 

Son dakika haberleri | Tarihi açılışta son dakika açıklaması: Birinin bedeli kendilerine ait

 

Prof. Dr. Feriha Öz Acil Durum Hastanesi hakkında

Açılışı yapılan hastane, başta yeni tip koronavirüs salgını olmak üzere salgın, deprem ve afetlerle mücadelede kullanılacak.

Yapımı için yaklaşık 4 bin personelin 3 vardiya şeklinde çalıştığı sağlık tesisi, 125 bin metrekare alana kurulurken, peyzaj ve otopark alanı 50 bin metrekareden oluşuyor.

500 araçlık otoparkı bulunan hastanenin 75 bin metrekarelik kapalı alanı bulunuyor. 1008 yatak kapasitesi ile sağlık sistemine önemli katkılar sunacak hastanede 16 ameliyathane yer alıyor.

Hastanede 36'sı diyaliz ve yoğun bakım altyapısına sahip 576 banyolu hasta yatak odası, 36'sı diyaliz hasta altyapısına sahip 432 yoğun bakım yatağı, 36 acil müşahede yatağı, 8 triyaj, 2 CRP, 4 tomografi, 4 MR, 2 X-ray odası bulunuyor.

 

Son dakika haberleri | Tarihi açılışta son dakika açıklaması: Birinin bedeli kendilerine ait

 

Son dakika haberleri | Tarihi açılışta son dakika açıklaması: Birinin bedeli kendilerine ait
]]>
https://ardahanhaberi.com/cumhurbaskani-erdogan-sancaktepe-prof-dr-feriha-oz-acil-durum-hastanesini-acti/32324/ Fri, 29 May 2020 21:00:00 +0300
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Şehirlerarası seyahat sınırlaması 1 Haziran'dan itibaren tamamıyla kaldırılmıştır

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tarabya'daki Huber Köşkü'nde video konferans yöntemiyle düzenlenen ve 4 saat süren Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'nın ardından yaptığı açıklamada, vatandaşların geçmiş Ramazan Bayramını kutladı. 

Salgın sebebiyle uygulanan sokağa çıkma kısıtlamasının gönüllere uygun bir bayram yapmaktan mahrum bırakmış olsa da kalplerdeki sevginin ve umudun hep korunduğunu, hatta güçlendirildiğini ifade eden Erdoğan, yaklaşık 2,5 aydır yaşanılan bu musibetin hayata, elimizdekilere dair bir muhasebe yapma imkanı verdiğini dile getirdi.

 

"Zor zamanlarında vatandaşlarımıza yanlarında olduğumuzu gösterdik"

Erdoğan, geleceğe dün olduğundan çok daha berrak ve olgun şekilde bakılabilen bir gönül ve zihin dinginliği kazanıldığını düşündüğünü vurgulayarak, "Hele hele salgının çok büyük kıyımlara yol açtığı ülkelerle kendimizi mukayese ettiğimizde hep birlikte elimizdeki nimetlere şükrettiğimizi gayet yakından biliyorum. Elbette alınan tedbirler sebebiyle işine ara verdiği, işi yavaşladığı, geliri azaldığı için sıkıntı çeken vatandaşlarımız olmuştur. Özellikle de devletin tüm imkanlarını bu vatandaşlarımızın hizmetine sunarak zor zamanlarında yanlarında olduğumuzu gösterdik." diye konuştu.

Ülke genelinde 5,5 milyon kişiye karşılıksız biner lira dağıtarak sıkıntılarını hafifletmeye çalıştıklarını, yine 4,5 milyon vatandaşın istihdamını kısa çalışma ödeneği, asgari ücret desteği, nakit desteği gibi yöntemlerle desteklediklerini anlatan Erdoğan, vergi ve sigorta primi ertelemeleriyle, düşük maliyetli kredi desteği gibi daha pek çok yöntemle büyüklü, küçüklü tüm işletmelerin ayakta kalmasını temin ettiklerini kaydetti.

Erdoğan, önümüzdeki dönemde de vatandaşların ve iş dünyasının yanında olmayı sürdüreceklerini belirterek, şöyle devam etti.

"Türkiye'nin salgının önlenmesinde ve can kaybında dünyada örnek alınan bir konuma gelmesi 83 milyon olarak hepimizin ortak başarısıdır. Bu süreçte fedakarca görev yapan sağlık personelimize bir kez daha teşekkür ediyorum. Aldığımız tedbirlerin uygulamaları 81 il ve 922 ilçede valilerimiz, kaymakamlarımız, emniyet ve jandarma teşkilatlarımız tarafından yürütüldü. Sokağa çıkma kısıtlaması getirilen yaklaşık 8 milyon, 65 yaş üstü vatandaşımız ile 25 milyondan fazla 20 yaş altı gencimizin her türlü ihtiyaçları Vefa Sosyal Destek Grupları tarafından karşılandı. Bugüne kadar Vefa Sosyal Destek Grupları toplam 6 milyon 240 binin üzerinde talebe cevap verdi."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni normalleşme kararlarını açıkladı

"Son 2,5 aydaki kayıplarımızı çok kısa sürede geri alacağız"

Halkın yaptığı hiçbir fedakarlığın boşa gitmediğinden emin olmasını isteyen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Allah'ın izni, milletimizin gayreti, devletimizin katkısıyla son 2,5 aydaki kayıplarımızın hepsini de hem de çok kısa sürede ziyadesiyle geri alacağımızdan en küçük bir şüphemiz yoktur. Ülke ve millet olarak birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi, dayanışmamızı güçlü tuttuğumuz müddetçe Rabb'im bizlerin önünde nice kapılar açacaktır. Nitekim siyasi ve ekonomik bakımdan yeniden yapılanma sürecinde olan küresel sistemde Türkiye'nin gerçekten çok iyi bir yere geleceğinin işaretlerini şimdiden almaya başladık. Sanayide, teknolojide, ticarette, tarımda, enerjide, ulaşımda sağlıkta, eğitimde, sporda, savunma sanayisinde, velhasıl hayatın her alanında Türkiye parlayan bir yıldız olarak öne çıkıyor." 

Erdoğan, son 18 yılda demokraside ve ekonomide kat edilen büyük mesafenin geleceğe güvenle bakmada en önemli güç ve moral kaynağı olduğunu dile getirerek, bu süreçte milletin önüne kurulan tüm tuzakları birer birer bozarak 2023 hedeflerine ulaşma konusundaki kararlılığını gösterdiklerini kaydetti.

 

"Aydınlık bir geleceğin bizi beklediğine yürekten inanıyoruz"

Erdoğan, vesayetin ayak oyunlarından darbe teşebbüsüne, terör örgütlerinin saldırılarından ekonomik tetikçiliğe kadar her yolun denendiğini ama büyük ve güçlü Türkiye yolculuklarının engellenemediğini söyledi.

"Rabb'imizin 'Sizin hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır olabilir' emri ilahisine inşallah bir kez daha mazhar olacağımız bir süreç yaşıyoruz" diyen Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Bir asır önce 'hasta adam' yaftasıyla tarihten silinmeye çalışılan Türk milletinin bugün, hastaların ümidi olarak öne çıkması dahi başlı başına bir ibret vesikasıdır. İnşallah bundan sonrası daha kolaydır. Kendimize güveniyoruz, halkımıza ve devletimize güveniyoruz. Aydınlık bir geleceğin bizi beklediğine yürekten inanıyoruz."

Yarın İstanbul'un fethinin 567. yıl dönümünde milletle birlikte çok güzel programlara şahitlik edeceklerini aktaran Erdoğan, "Önce, Sancaktepe'de iki ayda inşa ettiğimiz 1008 yataklı Prof. Dr. Feriha Öz Acil Durum Hastanesi'nin açılışını yapacağız. Akşam saatlerinde Okçular Vakfı'nın Fetih Kupası yarışmaları gerçekleştirilecek. Bunun ardından ise Kültür ve Turizm Bakanlığımızın düzenlediği Fetih Şöleni kapsamında, Ayasofya'da Fetih Suresi okunacak ve dualar edilecek. Milletimizin fetih sevincini bu programlarla hep birlikte yaşamaya çalışacağız. Bu vesileyle Fatih Sultan Mehmet Han başta olmak üzere bu toprakları bize vatan kılan tüm gazilerimizi, şehitlerimizi, kahramanlarımızı hürmetle yad ediyorum." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin cumhuriyet tarihi boyunca yaşadığı önemli dönüm noktaları olduğuna değinerek, bunların bir kısmının üzüntüyle bir kısmının mutlulukla hatırlandığını belirtti.

"27 Mayıs Türkiye'ye darbe virüsünün ilk girdiği tarihtir"

27 Mayıs 1960 darbesi ve sonrasında yaşananların, üzüntüyle hatırlanan dönemlerden biri olduğunu ifade eden Erdoğan, dün açılışını yaptıkları eski adıyla Yassıada, milletin verdiği isimle Yaslıada, 2013 yılında verdikleri isimle Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nın bu dönemin adeta sembolü olduğunu söyledi.

27 Mayıs'ın, Türkiye'ye darbe virüsünün ilk girdiği tarih olduğunu belirten Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Maalesef bu tarihten sonra darbe, cunta, muhtıra, bildiri veya darbe girişimi şeklinde demokrasimize yönelik pek çok saldırıyla karşı karşıya kaldık. En son 15 Temmuz'da darbe girişimini hep birlikte yaşadık. Milli iradeyi esir alma amacı taşıyan bu tür darbelerin veya girişimlerin ülkemize çok ağır maliyeti olmuştur. Daha da çarpıcı olanı milli iradeye yönelik hemen her saldırının Türkiye'nin büyük kalkınma hamleleri başlattığı dönemlerin ardından gelmesidir. İlk darbenin ardından geçen 60 yıla baktığımızda bu durumu inkarı mümkün olmayan bir gerçek olarak görüyoruz. 

Cumhuriyetin ilk yıllarında çok zor şartlarda başlatılan kalkınma hamlesinin kazanımları, Gazi Mustafa Kemal'in sağlığını kaybetmesi ve vefatının akabinde tek parti CHP'si döneminde tamamen heba edilmiştir. Milletin baskısıyla geçilen çok partili siyasi hayatın ardından demokrat partinin iktidara gelmesiyle Menderes ve arkadaşları yeni bir kalkınma hamlesi başlattı. Türkiye daha önce birer ikişer tanesine sahip olduğu hidroelektrik barajlarına 18 tane, sulama barajlarına 8 tane, limanlarına 11 tane, havalimanlarına 5 tane, rafinerilerine 3 tane ilave etti. Ayrıca ülkemizin dört bir yanında 13 şeker fabrikası, 19 çimento fabrikası, 82 hububat silosu, 88 büyük ölçekli fabrika kuruldu. Milli geliri 3 kat artan Türkiye 2. Dünya Savaşı sonrası yeniden yapılanan küresel ekonomide hak ettiğini alma yolunda ilerliyordu."

27 Mayıs darbesiyle bu sürecin kesintiye uğratıldığını, Türkiye'nin yeniden uzun yıllar boyunca sürecek siyasi ve ekonomik istikrarsızlık bataklığına sürüklendiğini belirten Erdoğan, "Menderes ve arkadaşları, ülkemize ve milletimize yaptıkları hizmetlerin bedelini, ağır işkencelerle hakaretlerle hapis yatarak ve idam sehpasına yürüyerek ödemiştir." dedi. 

Yassıada'da kurulan ve tam bir hukuk katliamı örneği olan düzmece mahkemelerde aylar süren yargılamaların yapıldığını hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Sonuçta, Başbakan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan idam edilirken yüzlerce kişi de uzun yıllar hapis yattı. İdam sehpasına yiğitçe yürüyen Menderes, Zorlu ve Polatkan'ın milletimizin yüreğinde bıraktığı acı, hala tazedir. Rahmetli Özal, bu üç kahramanın mezarlarını İstanbul'a taşıyarak, ilk adımı atmıştı. Biz de Türkiye'nin, 60 yıl önceki kara günlerine şahitlik eden Yassıada'yı, istiklalimizin ve istikbalimizin sembolü haline dönüştürmeyi istedik. 

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimizle birlikte burayı Demokrasi ve Özgürlükler Adası haline getirecek yatırımları 5 yılda tamamlayarak, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ile birlikte dün resmen hizmete açtık. Oteli, kongre salonu, müzesi, camisi ve diğer tesisleriyle Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nı, rahmetli Menderes ve arkadaşlarının hatıralarını yaşatacak bir mekan haline getirdik. Tabii burası ulusal, uluslararası her türlü toplantıya ev sahipliği yapacak olan bir ada. Rabb'ime, bize 60 yıl sonra bu dönüşümü gerçekleştirme imkanı sağladığı için hamd ediyorum. Menderes ve arkadaşlarını bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Ülkemizin yeniden aynı acıları yaşamaması konusundaki kararlılığımızın altını da tekrar çizmek istiyorum. "

"15 Temmuz Türkiye'de darbeler döneminin artık kapandığının işaretidir"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Milletimizin 15 Temmuz'da ortaya koyduğu güçlü irade ve cesaret, Türkiye'de darbeler, cuntalar, vesayet dönemlerinin inşallah artık kapandığının işaretidir. Milli iradeden güç alarak yönetime gelmek yerine hala darbelerden, terörden, kaostan, sokak olaylarından medet umanlara milletimiz asla fırsat vermeyecektir. Rahmetli Menderes'le bizim fotoğrafımızı yan yana koyarak akıbetlerimizi hatırlatan faşistlere bugün de rastlanması teyakkuzu elden bırakmamamız gerektiğini gösteriyor. 

Bu ülkede ezanları susturmaya, bayrakları indirmeye, milletin vermediği gücü gasp etmeye, halkına hizmet edenleri idama göndermeye artık kimsenin gücü yetmeyecektir. Bu yıl 949. yıl dönümüne ulaştığımız Malazgirt Zaferi'ndeki, yarın 567. yıl dönümünü kutlayacağımız İstanbul'un fethindeki ruh, heyecan ve kararlılıkla mücadeleye devam edeceğiz. Cumhuriyetimizin 100. yılı olan 2023'ü milletimiz için yepyeni bir şahlanış vesilesi haline getirmek için gece gündüz çalışmaktan bir an bile geri durmayacağız. Büyük ve güçlü Türkiye hedefine doğru demokrasimizi ve ekonomimizi sürekli daha ileriye taşıyarak yürümeyi son nefesimize kadar sürdüreceğiz." 

"Şehirlerarası seyahat sınırlaması 1 Haziran'dan itibaren tamamıyla kaldırılmıştır"

Türkiye'nin, milletin verdiği destekle süreci, sağlık hizmetleriyle ve diğer tedbirlerle en az sıkıntıyla geçiren ülkelerin başında geldiğine işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Sadece ülke içindeki insanımıza sahip çıkmakla kalmadık, 126 farklı devletten 75 bin vatandaşımızı, 365 uçak, 34 karayolu ve 10 deniz yolu seferiyle ülkemize getirdik. Moritanya'dan Bolivya'ya kadar, nerede olursa olsun hiçbir vatandaşımızı sahipsiz bırakmadık. Bunun yanında ülkemizden yardım veya ürün talep eden 135 ülkeden 100'üne cevap vermeyi başardık. Salgın sürecinde dünya genelindeki 246 misyonumuzla yurt dışındaki vatandaşlarımız ve muhatap ülkeler nezdinde çok güçlü bir koordinasyon sağladık. Ülkemiz içinde ise 65 yaş üstü büyüklerimiz ile 20 yaş altı evlatlarımız başta olmak üzere getirdiğimiz kısıtlamalara hassasiyetle riayet eden tüm vatandaşlarımıza şahsım, ailem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, alınan tedbirler sayesinde yeni hasta sayısı ile yoğun bakım ve solunum cihazına bağlı hasta sayısının sürekli azaldığını aktararak, "Testleri yaygınlaştırarak, takipleri tavizsiz sürdürerek, salgını kontrol altında tutuyoruz. Hastalığın tedavisinde ihtiyaç duyulan ilaçların ve cihazların üretimi konusunda da epeyce mesafe kat ettik. Yurt dışı temininin ve özel sektörün desteğinin yanı sıra Milli Savunma Bakanlığı ilaç fabrikaları da üretime başladı." diye konuştu.

Solunum cihazı üretiminin özel sektör ile Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu vasıtasıyla sürdürüldüğünü aktaran Erdoğan, "Şu ana kadar ürettiğimiz 3 bin 626 solunum cihazının 1000 adedini de ihraç ettik. Makine ve Kimya Endüstrisi kurumumuz, üretim kapasitemizin artmasına büyük katkı sağlayan maske cihazı ile termal kamera imalatına da başladı. Dikkatle takip ettiğimiz tüm bu gelişmeler bize yeni normal dediğimiz süreçte gereken adımları atma imkanı sağladı." dedi.

Kabine toplantısında alınan yeni kararlar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yaklaşık 1 aydır normalleşme takviminde yer alan hususları, gelişmeleri yakından takip edip her hafta peyderpey açıkladıklarını belirterek, bu hafta itibarıyla Kabine Toplantısı'nda alınan yeni kararları ise şöyle sıraladı:

"Şehirlerarası seyahat sınırlaması 1 Haziran'dan itibaren tamamıyla kaldırılmıştır. Gelişmeleri takip ederek, olumsuz bir durum görmemiz halinde bazı illerimiz için bu kısıtlamayı yeniden getirebiliriz. İdari izinde bulunan veya esnek çalışma sistemine dahil olan kamu personeli, 1 Haziran tarihi itibarıyla normal mesaiye başlayacaklar. Kreşler ve gündüz bakım evlerinin tamamı da buna uygun şekilde 1 Haziran'da açılacak. Sağlık Bakanlığı tarafından tanımlanan ve takibi yapılan kronik hastalığı olan kamu personelinin durumları, kurumlarınca değerlendirilecek. Sokağa çıkma kısıtlamalarının bazılarını bir müddet daha sürdürmekte fayda görüyoruz. 65 yaş ve üstünün sokağa çıkma sınırlaması ve pazar günleri 14.00-20.00 saatleri arasında istisna kapsamında olma uygulaması devam edecek."

Esnaf ve sanatkar olarak işletme sahibi 65 yaş üstü vatandaşların maske, mesafe, temizlik şartına riayet şartıyla işlerinin başında olabileceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şu üç kavram çok önemli: Maske, mesafe ve temizlik. 20 yaş altıyla ilgili sokağa çıkma uygulamasını da 18 yaşa indiriyoruz ve 0-18 yaş grubunun tamamı, çarşamba ve cuma günleri, 14.00-20.00 saatleri arasında sokağa çıkma sınırlamasına tabi olmayacak. Yani ikili sistem yok. Artık bunu teke indiriyoruz. Önümüzdeki pazartesi, yani 1 Haziran tarihi itibarıyla restoran, kafe, pastane, kıraathane, çay bahçeleri, dernek lokali, yüzme havuzu, kaplıca türü işletmeler belirlenen kurallar dahilinde saat 22.00'ye kadar hizmet vermeye başlayacak. Eğlence mekanları ile nargile satışı bu kapsamın dışındadır. Sadece kendi müşterilerine hizmet veren turizm tesislerinin bünyesindeki işletmeler saat sınırlamasına tabi değildir. Yol güzergahlarındaki dinlenme tesisleri de 1 Haziran'da hizmet vermeye devam edecek."

"Üç vazgeçilmezimiz: Maske, mesafe, temizlik"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelişmelere göre hem kapsamı hem saatleri ayrıca değerlendireceklerini de belirterek, şöyle konuştu:

"Plajlar, milli parklar ve bahçeler, belirlenen kurallar dahilinde 1 Haziran'dan itibaren faaliyete geçebilecek. Müze ve ören yerleri 1 Haziran'da onlar da açılıyor. Hayvan satış yerleri 1 Haziran'dan, hipodromlar 10 Haziran'dan itibaren yeniden faaliyete geçebilecek. Bireysel sporlarla ilgili sınırlamalar kaldırılmıştır. Spor tesisleriyle içlerindeki tesisler, gece 24.00'e kadar hizmet verebilecektir. Deniz turizmi, balıkçılığı ve taşımacılığıyla ilgili sınırlamalar da belirlenen kurallar dahilinde kaldırılmıştır. Sürücü kursları benzeri kurslar 1 Haziran'dan itibaren hizmet verebilecek. Kütüphaneler, millet kıraathaneleri, gençlik merkezleri, gençlik kampları 1 Haziran'dan itibaren belirlenen şartlar dahilinde faaliyetlerini sürdürebilecektir. Yani bağlı oldukları kurumlar, onların kendi iç şartlarını belirleyecektir."

Açık havada oturma alanları bulunan yerlerdeki konserlerin saat 24.00 ile sınırlı olmak şartıyla başlayabileceğine değinen Erdoğan, tüm bu konularla ilgili ayrıntılı açıklamaların ilgili kurumlarca kamuoyuyla paylaşılacağını söyledi.

Erdoğan, "Aldığımız kararların, ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Yeni normal düzeninde, yine bu üç kavramı söylüyorum: Maske, mesafe, temizlik... Bu hususları aman ihmal etmeyelim. Muhakkak maskeyle dolaşalım, muhakkak fiziki mesafeye dikkat edelim, muhakkak temizliğe dikkat edelim ki bunlar bizim üç vazgeçilmezimizdir." dedi.

]]>
https://ardahanhaberi.com/cumhurbaskani-erdogan-sehirlerarasi-seyahat-sinirlamasi-1-haziran-dan-itibaren-tamamiyla-kaldirilmistir/32159/ Thu, 28 May 2020 22:00:00 +0300
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ‘Yassıada’ açıklaması: Burada yapılan bir hukuk cinayetiydi, idama gönderilen milletin iradesiydi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Darbe ile görevinden indirilen, Yassıada'da kurulan tiyatro mahkemelerde yargılanan rahmetli Menderes ve arkadaşları değil, tarihi, kültürü, değerleri ve inançlarıyla milletimizdi. Ama bilmiyorlardı ki Türk milletinin kalbindeki sevgiyi, yüreğindeki ateşi söndürmeye, onu hedeflerinden koparmaya bir avuç darbecinin gücü yetmezdi." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası Açılış Töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin bundan tam 60 yıl önce tarihinin en kara günlerinden biri olan 27 Mayıs darbesine maruz kaldığını ifade etti.

Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bir grup cuntacının gerçekleştirdiği darbenin ardından yaşananların ise sadece demokrasi adına değil, adalet ve insanlık adına da utanç verici olduğunu aktaran Erdoğan, "Üzerinde bulunduğumuz Yassıada'da, diğer bir ifadeyle 'Yaslı Ada'da yapılan ve bizzat faillerinin itirafıyla önceden verilen emirlerin uygulanması şeklinde geçen yargılamaların sonu çok büyük bir faciayla bitmişti." diye konuştu.

Yıllarca ülkeye hizmet etmiş olan ve milli iradenin temsilcisi konumundaki Demokrat Parti yöneticilerinin her türlü hakarete, işkenceye, iftiraya maruz kaldığı yargılamaların burada yapıldığını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Aslında burada yapılan iş yargılama değil, darbe yaparak anayasayı çiğneyenlerin ülkenin meşru yöneticilerini anayasayı ihlal ithamıyla giriştikleri bir hukuk cinayetiydi. Yassıada'da aylar boyunca tam anlamıyla bir zulüm makinesi işletilmiştir. Ülkenin cumhurbaşkanı, başbakanı, bakanları, komutanları, milletvekilleri, bürokratları hiçbir somut suçları olmadığı halde kin ve nefret ürünü insanlık dışı muamelelere maruz bırakıldılar. İstiklal Harbimizin kahramanlarından olan bu ülkenin cumhurbaşkanını intihara teşebbüs noktasına kadar getirdiler. Nezaketi, kibarlığı, insani hasletleri dillere destan olan bir başbakanı idama götürürken bile prostat muayenesi bahanesiyle aşağılamaya kalkacak kadar alçaldılar. Bu ülkenin yüreği vatan sevdasıyla dolu genelkurmay başkanını darbecilere katılmayı reddettiği için bir teğmene tokatlatarak tarihimizde görülmemiş rezillikler sergilediler."

İlgili Haber Erdoğan'dan Demokrasi ve Özgürlükler Adası paylaşımı

"Her üç kahraman da idam sehpasına vakarla, gururla, inançla yürüdü"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demokrat Parti Hükümetinin Başbakanı Adnan Menderes ile Bakanları Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu'nun idam kararlarının da yine burada alındığını aktararak, şöyle devam etti:

"Her üç kahraman da idam sehpasına vakarla, gururla, inançla yürüdü. Darbeden yaklaşık 16 ay sonra, 16 ve 17 Eylül 1961 tarihinde gerçekleşen bu idamlar milletimizin yüreğine kor bir ateş gibi düşmüştür. Aslında o gün hukuk ve adalet ayaklar altına alınarak idam sehpasına gönderilen milletin bu üç adamı değil, bizatihi milli iradenin ta kendisi olmuştur. Darbe ile görevinden indirilen, Yassıada'da kurulan tiyatro mahkemelerde yargılanan rahmetli Menderes ve arkadaşları değil, tarihi, kültürü, değerleri ve inançlarıyla milletimizdi. Ama bilmiyorlardı ki Türk milletinin kalbindeki sevgiyi, yüreğindeki ateşi söndürmeye, onu hedeflerinden koparmaya bir avuç darbecinin gücü yetmezdi. Bu vesileyle sürgüne gönderildiği Hindistan'dan idam kararlarının hukuki ve meşru olmadığını, insanlık duygularıyla uyuşmadığını belirterek trajediyi engellemek için çırpınan merhum Alparslan Türkeşi de rahmetle yad ediyoruz. Menderes'i ve arkadaşlarını idam sehpasına çıkartanların ve onları destekleyenlerin alınlarındaki kara leke hiçbir zaman silinmeyecektir. Buna karşılık Menderes ve arkadaşlarının milletimizin kalbindeki mümtaz yeri her geçen yıl daha da güçlenerek hep devam edecektir."

İlgili Haber Son dakika... 'Demokrasi ve Özgürlükler Adası' açıldı! İşte ilk kareler

Erdoğan, "Böylece bir yandan o meşum günleri hatırlarken, bir yandan da milli iradenin her hal ve şart altında üstün geldiğini gösterebiliriz."

Uzun süre Yassıada'da kalmış şair Faruk Nafiz Çamlıbel'in "Zindan Duvarları" kitabındaki şiirden bir dize okuyan Erdoğan, şöyle devam etti:

"İdam sehpasındaki son sözü, 'Devletime ve milletime ebedi saadetler dilerim.' olan rahmetli Menderes'in aziz hatırasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur. İdama götürülürken önce, abdestini alıp, iki rekat namaz kılıp, ardından altındaki sandalyeyi kendisi iterek düşüren ve celladına da 'Sen çekil, o sandalyeyi ben iterim.' diyen Fatin Rüştü Zorlu'nun hatırasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur. Kişilik bu, kimlik bu, şahsiyet bu, mesele bu. Başarılı bir Maliye Bakanı olduğu halde, sırf geçmişte darbecilere istedikleri imtiyazları sağlamadığı için kendisine kin beslenen Hasan Polatkan'ın hatırasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur. Onları deviren, yargılayan ve asanlar, hayatlarını milletin nefret dolu bakışları altında sürdürmek zorunda kaldılar. Her ne kadar bu cinayete ortak olanlardan bazıları sonradan 'Biz Yassıada'da katliam yaptık.' diyerek suçlarını ikrar etseler de tarihin ve milletin hükmünden kurtulamamışlardır."

"Gönüllerdeki hasbi sevginin nişanesi olacak"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, merhum Adnan Menderes ve arkadaşlarının kabirlerinin, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın gayretleriyle İmralı Adası'ndan İstanbul'a taşınmasının da 30 yıl sonra gelen bir vefa örneği olduğunu kaydetti.

Erdoğan, 60 yıl sonra yeni bir dönemi başlatarak, gönülleri tekrar tamir etmek üzere bir arada olduklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Milletimiz buranın adını Yassıada'dan Yaslıada'ya dönüştürmüştü. Üzerinde durduğumuz toprakların ızdırabını dindirmek için Yassıada'yı da Yaslıadayı'da tarihe gömüp, burasını Demokrasi ve Özgürlükler Adası haline getirmeyi kararlaştırdık, bu da bize nasip oldu. Adadaki her bir tesise de tarihi anlamına uygun isimler verildi. Subay Gazinosunun ismi Adnan Menderes Müzesi olarak devam edecek. Konferans salonu da Adnan Menderes ismini taşıyacak. Her ikisi de burada yargılanan Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun'un ismi meydana, Oramiral Sadık Altıncan'ın ismi de kütüphaneye verildi. Yargılamaların yapıldığı spor salonu, Hasan Polatkan'ın, cami de ölümün üzerine iman dolu bir haykırışla yürüyen Fatin Rüştü Zorlu'nun ismini taşıyacak. Tüm bu sembolleriyle Demokrasi ve Özgürlükler Adası, ülkemizin geçmişten bugüne verdiği istiklal ve istikbal mücadelesiyle gönüllerdeki hasbi sevginin inşallah nişanesi olacaktır."

"Gençler bu dönemi çok iyi bilmeli"

Adnan Menderes'in "Yeter söz milletindir." çıkışını kendilerinin de daha sonra, "Yeter karar milletindir." ifadesiyle geliştirdiklerini anlatan Erdoğan, bu süreçlerin birbirini adeta bütünlediğini dile getirdi.

Şehitlere Allah'tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin çok partili siyasi hayata geçiş sürecinin çok önemli olduğunu vurguladı. Ülkenin her bir ferdinin, özellikle gençlerin bu dönemi çok iyi bilmesi gerektiğine işaret eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal'in hastalığının ve ölümünün ardından tek parti CHP yönetimi ülkenin üzerine adeta bir kabus gibi çökmüştü. Kurtuluş Savaşımızdan sonra başlatılan kalkınma hamlesinin önü, tek parti zihniyeti tarafından bilinçli bir şekilde kesilmiş, mesafe katedilen çalışmalar birer birer akamete uğratılmıştı. Merhum Menderes'in 1950-60, 10 yılı, gençler burayı iyi öğrenmelisiniz, 10 yılda Türkiye'nin katettiği mesafeyi çok iyi öğrenmelisiniz. Bu işler lafla olmuyor. Acaba 10 yılda bu ülkede yapılan barajlarından tutunuz köprülerine, yollarına varıncaya kadar, bütün bunlarla beraber Türkiye neler kazandı, milli geliri nereden nereye çıktı, bire üç katlamak suretiyle Türkiye katladı. Buralara vardı. Bunları gençlerin araştırıp öğrenmesi lazım. Bütün bunlarla beraber uçak üretiminden demir yollarına, silah yapımından tarımın geliştirilmesine kadar, pek çok kritik milli üretim projemiz, işte bu dönemde hayata geçti. Bunları görmek lazım. Halkın taleplerine ve baskısına daha fazla dayanamayan tek parti CHP'si millete olan güvensizliği sebebiyle çok partili siyasi hayata geçişi ancak açık oy gizli tasnif yöntemiyle başlatmıştı. Böyle bir demokrasi olabilir mi? Ama işte CHP bunu yapmıştı. 1950'de nasıl olsa yine sandıklara hakim olacağı inancıyla gittiği seçimlerde milletimizin ortaya koyduğu iradenin gücünü kırmaya CHP'nin faşizan yöntemleri bile engel olamadı."

"Darbe virüsünü sokanları bu millet affetmeyecek"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra yapılan 1954 ve 1957 seçimlerinde de milletin demokrasi ve özgürlükler konusundaki tercihinde kararlı olduğunu gösterdiğinin altını çizdi.

Demokrat Parti'nin 1950 seçimlerini yüzde 53,5, 1954 seçimlerini yüzde 56,6 ve 1957 seçimlerini yüzde 47,8 ile birinci olarak tamamladığına işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Rahmetli Menderes'in milli gelirimizi üç katına çıkaran, ülkeyi barajlarla yollarla lojmanlarla sanayi tesisleriyle donatması milletimizi memnun ederken, birilerinin de rahatsızlığına yol açıyordu. Yerli ve milli olan her şeye husumeti hayatlarının merkezine koyanlar, ardı ardına gelen bu demokrasi ve kalkınma dalgalarına karşı daha sonra da sık sık başvuracakları bir yönteme sarıldılar. Sınırlarımızın bekçisi, milletimizin güven kaynağı kahraman ordumuz içinden devşirdikleri cuntacılar vasıtasıyla milli iradeyi tehditle baskıyla silahla yeri geldiğinde kanla alt etmeye çalıştılar. Sadece darbe yapanları değil, 'Daha ne bekliyorsunuz' kışkırtmasıyla ordumuzun içine darbe virüsünü sokanları da bu millet asla affetmeyecektir."

İlgili Haber Bahçeli 'Demokrasi Adası' açılışında konuştu: Milletin cesur yüreğini yenemeyecekler

 

Erdoğan, darbecilerin her darbe öncesinde sokakları kana ve ateşe boğarak binlerce masumun acı çekmesine, her darbe sonrasında da yetişmiş kadroları tasfiye ederek, ülkenin gerilemesine yol açtıklarını belirterek, şunları ifade etti:

"Halkı hor ve hakir görerek, inancını, kılığını, kıyafetini aşağılayanların, gerçekte ne kadar ilkel, bağnaz olduklarının en çarpıcı örnekleri darbelerdir. Darbeciler ve onları yönlendirenler, hep aynı kodlarla hareket etmişlerdir. Demokrat Parti'nin ezanı aslına döndürmekten, kapalı camileri açmaya, Türkçenin bin yıllık birikimine sahip çıkmaya kadar milletin taleplerine verdiği her cevabı yüzlerine atılmış bir tokat gibi görüyorlardı. Yıllardır kendisine söz hakkı verilmeyen milletin, demokrasi ve özgürlük talebinin karşılık bulması, bunlarda başlarına inmiş birer yumruk hissi uyandırıyordu. 'Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir' ilkesinin hayata geçirilişini, hesapsız, sorumsuz bir şekilde kullandıkları iktidar gücünün ellerinden kayıp gidişi olarak değerlendiriyorlardı."

Demokrat Parti'nin milletin güçlü desteği ile iktidara gelmesinin darbecilerin oyunlarını bozduğunu hatırlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Üstüne bir de milli iradenin desteğini almaktan ümitleri kesilince bunlar için her yol darbeye çıkmaya başladı. Sokakları karıştırmaktan, terör örgütlerinden medet ummaya, emperyalistlerin senaryolarında figüranlıktan yalana ve iftiraya kadar her yolu mübah sayan kirli bir siyaset anlayışına sarıldılar. Sırf kendi çıkarları için meclisi itibarsız hale getirmekten, provokasyonlara çanak tutmaktan, darbe çığırtkanlığı yapmaktan bile asla çekinmediler. Ülkenin ve milletin başına gelen her felaketi kendilerine iktidar alanı açacak bir fırsat olarak görerek, çoğu defa da gizleyemedikleri bir sevinçle karşıladılar. Yapılan her hizmete, ülkeye kazandırılan her esere, her yatırıma, yükselen her inşaata, elde edilen her başarıya karşı çıktılar. Menderes'e hangi inançla saldırdılarsa, rahmetli Özal'a, şimdi de Cumhur İttifakı'na aynı nefret duygularıyla yöneldiler. Hükümetlerimiz dönemlerinde bunun sayısız tezahürleriyle karşılaştık. Eğitimi güçlendirmek için okullar inşa ettik, üniversiteler kurduk, öğretmen, akademisyen istihdam ettik. Ücretsiz bilgisayar ve kitaplar dağıttık. Hepsini de eleştirdiler."

 

İlgili Haber Son dakika... TBMM Başkanı Şentop'tan Demokrasi Adası açılışında önemli açıklamalar: 27 Mayıs'ta demokrasiye suikast düzenlendi

"Attığımız her adımda önümüzü kapatmaya kalktılar"

Sağlık hizmetlerini geliştirmek için yeni hasteneler açtıklarını anlatan Erdoğan, "Şehir Hastaneleri kurduk. İçlerini en gelişmiş cihazlarla donattık. Personel eksiğini giderdik, hizmet kalitesini yükselttik. Hepsini de engellemeye çalıştılar. Adeta koronavirüs olaylarını yaşar gibi, bu şehir hastanelerini ve eğitim araştırma hastanelerini inşa ettik. Ulaştırmada ülkemizi boydan boya bölünmüş oto yollarla, hızlı tren hatlarıyla, havalimanlarıyla donattık. İstisnasız hepsinde de karşı çıktılar. Enerjide yerli ve milli imkanlara öncelik vererek, kalkınmamız için gerekli alt yapıyı kurduk. Attığımız her adımda önümüzü kapatmaya kalktılar. Hatırlarsanız, Akdeniz'deki sondajlarımızdan rakip ülkelerden daha çok CHP ve şürekası rahatsız oldu. Biliyorsunuz, kaç tane sondaj gemimizin Akdeniz'de olduğunu bilmeyecek kadar bunlar cehalet timsalidir. Biliyoruz yine rahatsız olacaklar ama şimdiden müjdesini milletimizle paylaşmak istiyorum. Fatih sondaj gemimiz 29 Mayıs'ta İstanbul Boğazından geçerek, yeni sondajlar için Karadeniz'e açılacak." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'yi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri yapma hedefiyle sanayiyi geliştirdiklerine vurgu yaparak şöyle konuştu:

"Ticaretimizi büyüttük, ihracatımızı artırdık, artırıyoruz. Üretime yönelik istihdamı rekor seviyelere çıkarttık. Bu zihniyet hepsine engel olmaya çalıştı. Türk Milleti 15 Temmuz darbe girişiminde sokaklarda hainlere canı pahasına mücadele verirken, tankları alkışlayan, televizyon başında sonucu bekleyenler işte yine bunlardı. AK Parti ve MHP olarak ülkemizin en büyük üretim reformunu hayata geçirirken de yine bunlar vardı. Dün ezandan, İstiklal Marşından, bayraktan, birliğimizden, beraberliğimizden rahatsızdılar bugün de rahatsızlar. Dün milli iradeye rağmen iktidar rüyası görüyorlardı, bu günde aynı rüya ile avunuyorlar. Dün darbeden, emperyalistlerin desteğinden, felaketlerden medet umuyorlardı bugün de aynı beklentiye özellikle sarıldılar."

Bu hafta içerisinde 1006'şar yataklı Yeşilköy'deki Prof. Dr. Murat Dilmener Acil Durum Hastenesi ile Sancaktepe'deki Prof. Dr. Feriha Öz Acil Durum Hastenesi'nin açılışını yapacaklarını yineleyen Erdoğan, Sultan 2. Abdülhamid'in askerler için yaptırdığı Hadımköy'deki hastaneyi de İsmail Niyazi Kurtulmuş adına 31 Mayıs'ta açacaklarını ifade etti.

"Ülkemizde bugün demokrasimize gölge düşürmeye çalışanlara dikkat edin. Hepsi de 27 Mayıs hayranıdır." diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Hepsi de zahirde 12 Eylül'e karşı gibi gözükse de o darbeden en çok faydayı görendir. Hepsi de 28 Şubat meftunudur. Hepsi de 15 Temmuz'a tiyatro diyerek milletimizin destansı mücadelesini küçümsemeye çalışır. Hepsi de ülkesini yurt dışında bulduğu her mahfilde şikayet eder. Hepsi de geçmişten bugüne teröristlere karşı derin muhabbet besler. Hepsi de yerli ve milli olan her şeye düşmandır. Hepsi de milli iradeden umudunu kestiği için darbecilerden, yabancılardan, terör örgütlerinden medet umar. Dünyanın tamamıyla birlikte ülkemizi de etkileyen koronavirüs salgınını dahi bu amaçla kullanmaya kalkacak kadar sefil bir zihniyetle karşı karşıyayız. Sadece bu tablo bile bize tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet diye ifade ettiğimiz milli çağrımıza ne kadar sıkı sıkıya sarılmamız gerektiğinin ispatıdır."

"Buralarda ne işimiz olduğunu çok iyi anlayacaksınız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt içinde terör örgütlerinden ekonomiye kurulan tuzaklara, sınırlar dışında beka için gerçekleştirilen harekatlara kadar tüm mücadeleyi bu anlayışla yürüttüklerini dile getirerek, "Bize ne diyorlar? 'Suriye'de, İdlib'de, Libya'da ne işimiz var?' Buralarda ne işimiz olduğunu çok kısa zamanda çok çok iyi anlayacaksınız. Hamdolsun, milletimizin desteği ve duası her zaman olduğu gibi bugün de en güçlü şekilde yanımızdadır." diye konuştu.

"Açılışını yapmak üzere bir araya geldiğimiz Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nın Türkiye'nin 60 yıllık mücadelesi yanında gelecekteki hedeflerinin de sembolü olacağına inanıyorum." ifadesini kullanan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Biliyorsunuz, meşhur bir Camp David Adası vardır ve burada uluslararası toplantılar yapılır. Kapanırlar oraya ve orada toplantı biter, nihai kararlar ordan açıklanırdı. İnşallah Demokrasi ve Özgürlükler Adası işte bu tür toplantıların yapılabileceği bir ada olacak. Misafirlerimiz buraya gelecek. Burada ulusal, uluslararası fark etmez, toplantılar yapılacak ve bu toplantılardan sonra da buradan nihai kararlarını açıklayarak ayrılmış olacaklar."

Merhum Başbakan Adnan Menderes başta olmak üzere Türkiye'nin gelişmesi, kalkınması, büyümesi, istiklali ve istikbali için mücadele eden tüm kahramanlara, bu uğurda canını veren tüm şehitlere Allah'tan rahmet dileyen Erdoğan, sınırların içinde ve dışında, Türkiye'nin bekası, milletin esenliği için görev yapan tüm askerlere, polislere, jandarmalara ve istihbaratçılara teşekkür etti.

"Türkiye Cumhuriyeti var oldukça demokrasinin ve özgürlüğün simgesi olarak kalacak"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhur İttifakı olarak kararlı bir şekilde emin adımlarla bu yolda devam ettiklerini belirterek, şunları söyledi:

"Rabb'im hepimizi milletçe inşallah diyorum ki bütün olabilecek belalardan korusun, esirgesin ve zafere ulaştırsın. Genel Başkan Sayın Bahçeli'ye, ekibindeki tüm MHP'li kardeşlerime Türkiye'nin tarihinin en zorlu mücadelelerinden birini yürüttüğümüz bu dönemde sergiledikleri dirayet ve verdikleri destek için şükranlarımı sunuyorum. Yassıada'nın Demokrasi ve Özgürlükler Adası haline gelmesini sağlayan, yatırımları gerçekleştiren Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimize, Sayın Başkan'a ve ekibine milletim adına teşekkür ediyorum. Hasbi olarak bunu söylüyorum. Bu eserin ülkemize kanadırılmasında emeği geçen Kültür ve Turizm Eski Bakanımız Ömer Çelik, Genel Başkan Yardımcımız Çiğdem Karaaslan ve yanında eşinin de çok emeği var. Buranın mimari noktadaki gayretlerini bir kenara koymak mümkün değil. Aynı zamanda Ankara Milletvekilimiz Ali İhsan Arslan başta olmak üzere herkesi tebrik ediyorum."

Oteli, kongre merkezi, müzesi, spor salonu ve diğer tesisleriyle bu adanın Türkiye Cumhuriyeti var oldukça demokrasinin ve özgürlüğün simgesi olarak kalmayı sürdüreceğine inandığını ifade eden Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nın Türkiye ve millet için hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.

Notlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından beraberindekilerle açılışın yapılacağı alana geçti. Burada Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, dua etti.

Erdoğan, "Demokrasi ve Özgürlükler Adamız, tüm milletimiz ve tüm demokrasi ve özgürlük aşığı insanlığa hayırlı olsun. Ya Allah, bismillah." diyerek kurdeleyi kesti.

Açılışta, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, kabine üyeleri, AK Parti genel başkan yardımcıları ve milletvekilleri de yer aldı.]]> https://ardahanhaberi.com/cumhurbaskani-erdogan-dan-yassiada-aciklamasi-burada-yapilan-bir-hukuk-cinayetiydi-idama-gonderilen-milletin-iradesiydi/32027/ Wed, 27 May 2020 22:47:37 +0300 Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlere şiirle seslendi

AK Parti Gençlik Kollarının Twitter hesabından yapılan paylaşımda, "Bu bayram herkesi, her şeyi daha fazla özledik. Cumhurbaşkanımızın AK Gençliğe özel okuduğu şiir ile bayramınızı kutlamak, özleminizi bir nebze de olsa gidermek istedik. Siz bu bayram en çok neyi özlediniz?" ifadeleri yer aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, paylaşılan klipte şu dizeleri okudu:

Alemi İslam'a su gibi aksın, bayram olsun bayramlarınız. Evleriniz cennet kokusu gibi koksun, bayram olsun bayramlarımız. Zindan medresedir, gam yayla size. Farkı yok bin yılın bir ayla size. Melekler yukarıdan gıptayla size baksın, bayram olsun bayramlarımız. Serilsin gönüller döşek misali, patlasın sevgiler fişek misali, hakikat durmadan şimşek misali çaksın, bayram olsun bayramlarımız."

]]>
https://ardahanhaberi.com/cumhurbaskani-erdogan-genclere-siirle-seslendi/31706/ Mon, 25 May 2020 01:38:23 +0300
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan corona virüs açıklaması: Dünya bizi dikkatle takip edip örnek alıyor

Erdoğan, AK Parti İstanbul İl Teşkilatı ile videokonferans yöntemiyle görüşme gerçekleştirdi.

İstanbul İl Teşkilatı mensuplarını ve dava arkadaşlarını selamlayarak sözlerine başlayan Erdoğan, il teşkilatıyla yaklaşık 2 aylık bir aranın ardından videokonferans yöntemiyle de olsa yeniden bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Teşkilatın, İstanbulluların, milletin ve tüm İslam aleminin Ramazan Bayramı'nı tebrik eden Erdoğan, salgın hastalık sebebiyle bugüne kadar hafızalarda olanlardan çok farklı bir ramazan ayı geçirildiğini, bayrama da aynı şekilde alışılagelenin dışında bir iklimde girildiğini söyledi.

İnsanlığın, dünyanın tamamını etkisi altına alan salgın sebebiyle 5 milyar kişinin evine kapanmak, ayrıca 2,7 milyar kişinin de işine ara vermek zorunda kaldığı zorlu bir süreci yaşadığını aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Türkiye, salgına karşı hem sağlık hizmetleri hem de temel ihtiyaç maddelerinin temini konusunda, hamdolsun örnek bir görüntü ortaya koymuştur. Vakitlice aldığımız ve etkin şekilde kullandığımız önlemler sayesinde hem salgını hızla kontrol altına aldık hem de normalleşme sürecini güvenle başlatabildik. Her vesileyle ifade ettiğim gibi dünya ve ülkemiz için artık yeni bir normal durumu özellikle gündemde tutmaya mecburuz. Mart ayı öncesindeki hayat düzenimize yeniden dönüşün uzunca bir süre mümkün olmadığı görülüyor. Dünyanın her yerinde salgın tehdidi sona erinceye dek, hayatımızı maske kullanımı, fiziki mesafeye dikkat ve temizliğe riayet olarak ifade edebileceğimiz temel kurallara göre düzenlemek mecburiyetindeyiz."

"Salgınla mücadele kazanımlarını korumamız ve ileriye taşımamız şarttır"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar kararlaştırdıkları her normalleşme adımını bu hassasiyetin altını tekrar tekrar çizerek attıklarına dikkati çekerek, "Salgınla mücadelede elde ettiğimiz kazanımları korumamız ve daha ileriye taşımamız şarttır. Aksi takdirde yeni salgın ataklarına maruz kalabiliriz. Böyle bir durumda ise artık tahammülümüzün olmadığı çok daha ağır sonuçlarla karşılaşabiliriz. Bunun için hep birlikte önümüzdeki süreci hem sağlıkla ilgili hassasiyetler hem ekonomik hedeflerimiz hem de küresel siyasi gelişmeler bakımından çok dikkatli yönetmemiz gerekiyor." diye konuştu.

Şu ana kadar tüm bunları birlikte yapabilecek kapasiteye ve iradeye sahip olduklarını gösterdiklerini dile getiren Erdoğan, "Ülkemizin hem salgınla mücadelesi hem de salgın sonrasına ilişkin vizyonu, tüm dünyada dikkatle takip ediliyor ve örnek alınıyor. İnşallah önümüzdeki dönemde aynı dikkati ve dengeyi sürdürmek suretiyle yolumuza devam edeceğiz." dedi.

 "AK Parti, Türkiye'nin geleceğinin umududur"

AK Parti'nin, Türkiye'nin son 18 yılının mimarı olmasının yanında geleceğinin de umudu olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Ülkemizde tüm farklılıkların ötesinde 83 milyon vatandaşımızın tamamının ortak paydasını teşkil eden değerlerin ve beklentilerin tek temsilcisi AK Parti'dir. Hep söylediğim gibi bu partinin sahibi, kuruluşundan bugüne bizatihi milletimizdir, inşallah hep de öyle kalacaktır. Türk siyasi hayatında kaderi ülkesinin ve milletinin kaderiyle bu kadar bütünleşmiş bir parti örneği bulunamaz. Bu tablo, AK Parti'nin yönetim kademelerinde görev almış olan herkesin sorumluluğunu daha da ağırlaştırmaktadır." ifadelerini kullandı.

İstanbul İl Teşkilatı'nın yöneticilerinin şehirde ulaşmadık ve gönlünü kazanmadık kimse bırakmamakla mükellef olduğunu belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şayet bu şehirde AK Parti il ve ilçe teşkilatlarımızın hala kapısını çalmadığı, elini sıkmadığını, halini hatrını sormadığı tek bir kişi dahi varsa görevimizi eksik yapmışız demektir. Biz hiçbir zaman milletimize sadece seçimden seçime giden bir parti olmadık. AK Parti'nin asıl gücü, yılın 365 günü, günün 24 saati Hakk'ın rızasını kazanmak ve halka hizmet etmek için çalışan bir yapıya sahip bulunmasıdır. Kazançlarımızın da kayıplarımızın da sebebini arayacağımız yer, işte burasıdır. Beklediğimizi bulamadığımız durumlarda suçu millete yıkmayacak, faturayı başkalarına kesmeyecek, dönüp kendimize bakacağız, kendimizi sorgulayacağız. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, siyasetin özü insan insana, yüz yüze, kalp kalbe iletişim olarak kalmayı sürdürecektir. Elbette devrin tüm imkanlarını sonuna kadar ve en etkili şekilde kullanacağız ama bu asla siyaset yöntemimizin temel ilkesini oluşturan yüz yüze iletişimi koparma pahasına olmayacaktır."

"Yeni bir gönül seferberliği başlatıyoruz"

"Unutmayınız, siyasete girmekle talip olduğumuz tek şey, milletimizin hizmetkarlığıdır." diyen Erdoğan, "Konumunu yanlış değerlendirip millete hizmet etmek yerine tahakküme, tepeden bakmaya, kayıtsız davranmaya, azarlamaya kalkan hiç kimsenin bu çatının altında yeri yoktur. Diğer partilerde bu tarz siyaset yapan ziyadesiyle kişi vardır. Milletimizin de onları nerede tuttuğu ortadadır. Bunun için hemen yarından tezi yok yeni bir gönül seferberliği başlatıyoruz. Sokağa çıkma kısıtlaması günlerinde telefonla ulaşarak, çarşambadan itibaren de bizzat sahaya inerek, milletimize gidecek, kendimizi anlatacak, onun da derdini dinleyeceğiz." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 29 Mayıs İstanbul'un fethi gibi önemli yıl dönümlerinin, bu çalışmaları daha üst seviyelere çıkarmanın vesilesi olarak görülmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Bu arada 27 Mayıs var. 27 Mayıs'ta da bu yıl Yaslıada'yı, Demokrasi ve Özgürlükler Adası olarak açıyoruz. Öncelikle 27'sinde dar kapsamlı bir açılış töreni yapacağız. Ondan sonra inanıyorum ki başta teşkilatımız olmak üzere, burayı ziyaret etmek suretiyle orada yapmış olduğumuz yatırımı, mimari çalışmayı yerinde görerek, inanıyorum ki bu ülkede demokrasiye kimin sahip çıktığını, özgürlüklere, haklara kimin sahip çıktığını bizzat yerinde görmeliyiz. Bunun için İstanbul İl Teşkilatımızın üzerindeki görev yüklü. Hiç gecikmeden, açılışını yaptıktan sonra, teşkilatımız bence Demokrasi ve Özgürlükler Adası'na gitmeli, orada yaptığımız tüm çalışmaları, mimari çalışmaları olsun, diğer düzenlemeleri olsun yerinde görmeli. Bunu da tüm İstanbul'a değil tüm ülkemize, yurt dışında olanlar varsa onlara da anlatmalı."

]]>
https://ardahanhaberi.com/cumhurbaskani-erdogan-dan-corona-virus-aciklamasi-dunya-bizi-dikkatle-takip-edip-ornek-aliyor/31549/ Sun, 24 May 2020 00:58:17 +0300
Cumhurbaşkanı Erdoğan babasının ve annesinin kabristanını ziyaret etti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğle saatlerinde Tarabya'daki Huber Köşkü'nden çıkarak Karacaahmet Mezarlığı'na gitti. Annesi Tenzile Erdoğan ve babası Ahmet Erdoğan'ın mezarını ziyaret eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, burada dua okudu. Erdoğan, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde şehit olan Erol Olçok'un kabrini de ziyaret etti.]]> https://ardahanhaberi.com/cumhurbaskani-erdogan-babasinin-ve-annesinin-kabristanini-ziyaret-etti/31494/ Sat, 23 May 2020 16:55:15 +0300