Türkiye’de yaşlı nüfus her geçen yıl artarken, milyonlarca yaşlı birey yalnızlıkla baş etmeye çalışıyor. Kimi geçim derdinde, kimi evlat hasretinde, kimi ise sadece bir ses arıyor. İstanbul’un köylerinden huzurevlerine uzanan bu yolculukta yaşlıların tek isteği var: ‘Görülmek, hissedilmek, unutulmamak’
17 şehirde binlerce emekli, lisans ve yüksek lisans programlarına katılarak yeniden öğrenci oldu. Japonca öğrenen de var, doktora hedefleyen de. Tazelenme Üniversitesi’nde eğitim alanlar ‘Zihnimiz tazelendi, hayatımız değişti’ diyor.
Türkiye’de her yıl binlerce kişiye Alzheimer tanısı konuluyor. Bu süreçte yaşlı bireylerin yalnızlıkla verdiği sessiz mücadele de büyüyor. Prof. Dr. Bilgiç ile Prof.Dr. Kulaksızoğlu bu çift yönlek krizi fark edilip, önlenmesi gerektiğini söylüyor...
Yaşlanmak kaçınılmaz ama nasıl yaşlandığımız bizim elimizde. Genetik miras, yaşam tarzı nasıl yaşlanacağımızı belirlese de sağlıklı yaşlanmak için tek başına çaba yetmiyor. Sosyal destek, Akdeniz diyeti, egzersiz, uyku, sosyal ilişkiler, stres yönetimi, temiz çevre ve hobiler yaşlılığı yük olmaktan çıkarabilir.
Nüfusun yüzde 10’u artık 65 yaş ve üstü. Türkiye artık genç bir ülke değil. Uzayan ömürler, azalan doğumlar, değişen sosyal roller… TÜİK’in 2024 verilerine göre, yaşlı nüfusun oranı ilk kez yüzde 10’u geçti. Bu sessiz ama etkili dönüşüm aile ilişkilerinden sağlığı, ekonomiden gündelik hayatı yeniden şekillendiriyor. Dizide bu değişimi tüm yönleriyle ele alacağız.