Bugun...


Gülafet BAYRAM


Facebookta Paylaş









AZAP’IN SONU (Roman)-1
Tarih: 18-01-2018 23:53:00 Güncelleme: 18-01-2018 23:54:00


Yenice kahvaltı etmeye başlamıştı ki, kocasının bağırtısını duyup ,çabuk masanın arkasından kalktı. Çocuklarının da rahatsız olduğunu görünce Arzu eliyle onlara işaret etti ki, yemeklerini bitirsinler. Kendisi ise acele avluya çıktı. Kocası ağzı köpüklene-köpüklene, elini kolunu ölçe biçe avlunun ortasında durup bağırdı, karısının adresine küfür ediyordu. Arzu komşuların duyacağından utanıp Kasıma yalvarmaya başladı:

- Kurbanın olum,ay Kasım neden sinirlenirsin? Ben ne yaptım ki? Eve geç, senin sevdigin yeme ği pişirmişem ...

Kasım susmak bilmiyordu.Öyle çığırıb bağıryordu ki, sanki ona birisi ağır söz söylemişdi, hakaret eden olmuştu. Karısının yavaşça ona yaklaştığını görünce biraz da kıztı:

-Köpeğin kızı,sağırsan?Arabayla gelip kapıda kaldım. Neden kapıyı açmıyorsun?

Arzu korka korka söyledi:

- Kasım, ama ben nereden bileyim ki, senin geldigini? Aramayı tıklasaydın, arabanın sinyalini verseydin benden önce çocuklar kaçıp gelirlerdi ...

- Yaaaa, belki eve gelmeden önce sana telegraf, faks yollayım, he? .. Sen köpek gibi beni kokumdan tanımalısın.Bilmelisin ki, gelen benim!Domuz gibi başını sokmusan eve, ben de bekliyorum ki, gören Allah'ın anlamazi ne zaman kapıyı açacak? Sana kaç kez söyledim ki, böyle şeylerde dikkatli ol, eseblerimle oynama! - deyib, karısına sert bir tokat attı. Babalarının kavğasından korkan çocuklar annelerinin yanına koştular. Kasım karısını kah eli ile, bazen de tekmeyle vurdukça çocuklar ağlaşıyor, annelerini savunmaya çalışyorlardı. Hiç neye önem vermeyen Kasım söve söve üst kata kalktı. Arzu oğlu Azadı, kızı Gültacı bağrına basıp için için ağlıyordu. Çocuklar annelerinin göz yaşını silip, ellerini ovuşturdular. Gürültüyu deminden izleyen Arzunun kayınvalidesi Rehime gelinin bu halinden keyif alır gibi gulumsundu. Sonra bir ara kapıyı açıp Arzunun duyacağı sesle:

-İşte gelinin ne zaman ki başı dik durdu, gerek günde bir kabırğasını kırasan. Verdiğim süt Kasıma helal olsun! - deyip, kapıyı cirpdi, evlerine gitti.

 

***

Arzugilin evi kayınvalidesinin evine yakındı. Evleri ayrı olsa da Rehime her gün gelip gelinini ya kendisi danlamasa, ya da bir şeyleri bahane edip oğluna dögdürmeseydi yüregi sakin olmazdı. Arzu bu eve gelin geldigi günden kayınvalidsi hiç sevmemişti onu. Çünkü oğlu zengin tüccar akrabaşının kızıyla degil, yetim, fakir biriyle evlenmişti.Arzu’nun babası 45 yaşında dünyadan göçmüştü. Annesi dört çocuğu gece gündüz çalışmakla büyütmüş,her türlü kaygılarını çek mişti.Dul kalmasına rağmen,o yıllar boyunca kimseye muhtaç olmamıştı.Çoğu adamların kendi çocuklarına örnek çektiği iki oğlunu ve iki kızını büyütmüştü.Evlatlarının içinde dış görünüşce en güzeli Arzuydu ..Kasım bölgede en büyük çevresi olan ünlü iş adamı idi. Arzu orta okulu bitir mişdi..Kasım arkadaşları arasında iddialıydı. Nasıl olursa olsun,Arzu’nu alacağını söylemiş ti.Her gün modern arabayla okulun karşısına gelip kızı takip ediyordu. Gösterdiği cömertçe, centilimen davranışı ile, yalvarışlarıyla Arzu’nun gönlünü çalmıştı.Arzu okulu bitirmeden annesi Rehimeni mecbur edip elçi yollamışdı. Kızın ailesi elçilere "yok" cevabı vermişti. Kasım ise el çekmek fikrinde değildi. Kendisinden 13 yaş küçük kızı delicesine sevdiğini söylemişti. Çok git gelden sonra Arzu annesini ve kardeşlerini ikna etmiş, Kasımı yürekten sevdiğini söylemişti. Mecbur olan aile üyeleri bu işe razı olmuş.

İşte Kasım istediğine sahiplendi. Ancak Rehime hep sitem ediyordu:

- Gözelden gelin olmaz.Oğlum beni dinlemedi.O tür zengin halli varlı adamın kızını beğenme yip, acından ölenin kızını aldı.İzn vemem ki, fakirin kızı gelip evimde varımla-paramla prenses lik yapsın.

Rehime sözünü tutup bir gün de olsun o geline huzur vermedi.Ailede o kadar çiylik oluşmuştu ki, artık Rehimenin müdahalesi olmasa da Kasım annesinin verdiği dersleri iyi yapıyordu. Arzu nu görünce sanki kutuda yılan görüyordu. Bugün de kankaraçılığını kasıtlı düşürdü. Küçük avlu kapısı açıktı.O,sessizce gelip arabasını avluya bıramak için büyük demir kapının açılmasını bekledi.Buunu kendisi de yapabilirdi.Arzunun gözünün odunu almak için bunlar bir bahane idi ...

Arzu çocuklarile üçkatlı evin alt katındaki küçük odaya geçti. Çocuklarının yemeği yarım kalmıştı. Kendini toplayıp zorla gülümsemeye çalıştı.Onlarla birlikte yeniden sofra arkasına geçti:

-Hadi,yemeğimizi yiyelim.Babanızın"öğlen konseri"bitdi.Biraz da işimize bakalım..

On yaşındaki oğlu Azad annesinin kızarmış gözlerine bakıp sordu:

- Anne,babam seni niye her gün sövüp-dövüyor? Ben büyüyünce izn vermeyecegim ki, kimse sana el kaldırsın. Babama da izn vermeyecegim!

Sekiz yaşındaki Gultac kardeşinin sözüne itiraz etti:

- O zaman kadar geç olur! Gel, şimdiden birleşelim annemizi koruyalım.

Arzu çocuklarının başını okşadı:

- Bütün bu acılara size göre katlanıyorum.Her gecenin bir gündüzü vardır.Siz böyüyenden sonra benim derdim olmuyacak. Şimdi sessizce ekmeğimizi yiyelim. Böyle sohbetleri duyarlarsa diye cekler ki, çocukları bize karşı kullanıyor.Geldiklerinde bu tür konuşmalar yapmayın, beni üzer ler. Anladız mı?

Çocuklar sessizce başlarını kıpırtatdılar.Gönülsüz yemeklerini yiyip, kendi odalarına geçtiler. Arzu sofrayı toplayıp yüzgözüne düzenverdi.Aldığı tokatlardan gözünün altı morlaşmıştı, sırtın da küt ağrılar vardı. Dinlenmek için çocuklarının odasındaki kanepede uzandı.Alın yazısına, bah tına-taleyine acıdı. Bazen kendini kınadı, bazen de delicesine sevdiği Kasımı ..Ne kendine, ne de ona hak kazandıramadı. Geçen günleri bir daha hatırladı. Kendisiyle muhatap oldu:"Aile kurdu ğumdan bu yana şiddeti ile beni yaralayan kocam sık sık beni üzüyor:Aşkın dili lal, gözü kör olur ya..Çoğu adam bu fikri mecazi anlamda kabul ediyor.Ancak ben bunu kişisel hayatımdan isbata ihtiyacı olmayan aksiom gibi kabul ediyorum. Çünkü taleyime yazılan insanın sevgisi gerçek manada lal ve sağırdır. Canım dedigim sakatlığına inanmak istemiyordum, kendi kendimi aldatıyordum. Zamanı elimde bayrak tutup sevgimin ne zamansa şifa bulacağına umut besliyor dum ve dayanırdım.Ne zamana kadar? Ben Kasımı sevende kendi dünyamı yaratmıştım. Dünya mızda bizden başka varlık yokuydu. Oradaki güneş de gezegenimizdeki güneşten farklıydı, doğa da .Dünyanın şahı aşkım, prensesi ben idim. Romantik dünyamın havası temiz, suyu göz yaşı gi bi dupduru, doğası çekici idi.Sevgim tomurcuk gibi açıldı,açıldı...kokusunu kokulayan, hassasiy etle anlayan olmadı. O, benim temiz sevgimi kıskançlıkla,ayaklar altına düşürdü. Sonradan anla şıldı ki,Kasım beni önceleri sadece eş olarak sayıp, kendisinin dediği gibi çocuklarının annesi ol duğum için"ekmek verdi".Son yıllarda o,beni hiç kadın olarak da saymıyor.Günde biriyle yatıp kalktığı bırakma rezil kadınları benden üstün tutuyor ..Düşününce dehşete geliyorum. Nasıl olu yor ki, nişanlıiyken onun dikenli sözleri iğne gibi gözlerime, yüreğime batmayıb? Nasıl oluyor ki, aklımın düşünen gözleri onun kusurlarını zamanında göreme miş? Aksine,soğuk sözlerini ku lağımda ısıdib kalbimin hassas tellerini "sovukdegme den”korudum. Bu ne harika, ne muamma idi? Mecazi anlamda söylenen aşkın gözünün körlüğü o zaman bana mı ait imiş Onun acımasız, kaba,marifetsiz davranışları sevgimin gönçesini erken yolub döktü - mahvetti. Sevgim neden böy le sakatlandı? Çünkü, benim ona olan aşkım saf, temiz, sağlıklı idi.O ateşi kalbimde kendisi alev lendirmişti.Bu nasıl sevgiydi hala anlam veremiyorum. Birce onu biliyorum ki, Kasım asla göz lerini gözlerime dikmeyib. Yüzüme baka baka gözlerimden bir kelime okuya bilemiyor. Hasre tinde olduğum gözle konuşmakdan, bakışların dilinden beni mahrum etti.

Romantik dünyamdaki "beni"göremedi.Manaviyyatca sağlam, düşünceli, samimi, fakat fiziksel olarak sakat insanlar mutlu yaşayabilir. Ancak Kasım gibi sakat sevgisi olan kişiyle birlikte yaşa mak zorunda olmağım en büyük ezap ve talesizlik! "- deyib, gamkeder içinde sızladı ...

 

***

 

Arzu Kasımın ezaplarına,hakaretlerine dayanamayıp birkaç kez baba evine gitmişti.Kardeşleri defalarca Kasım’la görüüşüp onu anlatmaya çalışmışlardı ki,kız kardeşimiz sahipsiz değil. Ne günahın sahibi olduğunu de, biz de bilelim.Kasım onları da hakaret etmiş, sonda:"Karı benim dir,kendim bilerem! İstersem sizi de karınca gibi ezerem! "- söylemiş.

Kasımın şöyle kendindenrazı, kaba cevabına kardeşler dayanamamış, onu iyice tokatlamışlardı. Kasım herzaman büyük konuşsa da ,yüzbeyüz saldırıda dövüldüğünü görünce ofisteki koçuları çağırmış, kayınlarına tehdit etmişti. Hiç bir şeyden ve kimseden korkmayan kardeşler ona son uyarı etmişlerdi. Bu olaydan sonra Kasım kayınlarının çalştığı ofisde patronla anlaşıp onları işten kovdurmuşdu.Arzunun kardeşleri iş için nereye müracaat etseler de Kasım oraya ulaşmış, onları hetta raftan sıkıştırmaya başlamıştı. İlçede büyük un değirmeni, birkaç ticaret alanı olan Kasıma "gözün üste kaşın var" - diyen yokuydu. Parası ile istediği memurları ele alıp kendi adamı ediyor du.Böyle haksızlığa dayanamayan kardeşler Kasımla başka türlü konuşmak kararı verdiler. An cak öbür eniştesi Arif onları sakinleştirdi. Öyle yaramazın tuzağına düşmelerine engel oldu .Ken disi çalıştığı emalathanada kayınlarına uygun iş buldu. İşte şunu bilen Kasım bacanağı Arifle de karşı karşıya geldi. Arif onun tehditlerine aldırmadı.Sakince iş gücüyle uğraştı. Son kez Arzu eza ba dayanamayıp annesıgile geldiğinde iki ay orada kaldı. Bu süre içinde çocukları ile her türlü irtibata kaybetmişdi.Kayınvalidesile harınlamış kocası buna izin vermiyordu. Çağrı edip onu bir şartla kabul edeceklerini bildirmişlerdi: "Ailenizden bir kimseyi tanımayacaksın! Bu eve sadece hizmetçi olarak döneceksin".Böyle ağır şartı kabul etmek çok zordu. Kardeşlerinin de,eniştesi Arifin de Kasımla ettiği kavğadan haberdar olan Arzu çıkmazda kalmıştı.Kasım'ın el-kolu her tarafa ulaşıyordu.İstediğini yıkıyor, istediğini de kaldırıyordu. Arzuyu en çok korkutan kocasının uyuşturucu kullanmasıydı.Defalarca onu kendine iğne vuran görmüştü.Kasım ona öyle uyarmıştı ki, korkusundan kimseye bir söz söyleyemiyordu. Denirse de ne faydası vardı ki?Annesi,ablası, kardeşleri,eniştesi Kasım'ın gönderdiği "nota" yı hazm edemiyorlardı.Arzu’nun bir de o eve dön mesini istemiyorlardı.Sahipsiz,kimsesiz olmadığını anlatmaya gayret ediyorlardı.Öyle şerefsizle ömrünü,gününü çürütmeye değmez- söylüyorlardı“Çocukların da büyüdüklerinde nerede olursan seni arayacaklar- deyip ikna etmek istiyorlardı..Ha, eğer Kasım'ın gösterdiği yolla gedeceklerse, öyle çocuklar da sana lazım değil”-söylemişlerdi ..

Ancak annesi kızının durumundan çok endişeleniyordu.

- Kızım, ben anneyim. Sizin için kipriyimle ateş götürmüşem. Onlar sana kıyarlarsa ben buna na sıl kaldırabilirim? Biraz da dayan bakalım insafa-mürvete güliyorlar mı..

Ancak söylenen sözleri Arzu anlayacak durumda degildi.. Ele hep çocuklarından dolayı ağlayıp sızlıyordu.Kardeşleri mecbur olup Arzuy’la somut konuşmayı karar verdi.

- Böyle rezaletten, gaddarlıktan sonra onların şartını kabul ediyorsansa, git! Yolun açık olsun! Ama sana bir de ezap verse, onu parça parça edip kendim karakola gideceğim. Seçim senin!

Evlatlarının ayrılığına dayanamayan Arzu "belki düzeldi" umuduyla kocasının evine döndü. Onun dönüşüne sadece çocukları sevindi. Kocası ile kayınvalidesi aşağılayıcı sözlerle hakaret et seler de onlara cevap vermedi. Sadece kayınbiraderi Rasim Arzuy’la böyle davranmanın haksız olduğunu söyledi.Kasım şehadet parmağını sallaya sallaya son sözünü söyledi:

- Bir kez aklında kalsın!Baba evini tanımayacaksan! Bu evde sen sadece hizmetçisin, çocukların kulusun! Nereye gidiyorum, kiminle ne iş yapıyorum, kiminle görüşüyorum sana ilgisi yok! Duy dun mu ?Anladın mı ?! - deyip, kapıdan çıktı. Kayın validesi gelinini alay ederek gülüyordu:

- Sen gittikten dünya kara giymiş. Oğlum gözyaşı akıdıyodu. Arzu !! - diye diye yanıp yakıl yordu.Seni öyle özlüyordu ki,eve günde bir"kaymak" getiriyordu. Ha! Ha! Gelinim küsmüş de babası evine gitmiş de! Dünya neden dağılmiyor ki? Böyle dönersen bak! Döke-döke gittin, yalaya-yalaya, toplaya-toplaya geldin! Ha! Ha! ..

Rasim annesine kızarak:

- Anne,ne istiyorsun bu zavallıdan ?Ne günahın sahipi ki,onu böyle aşağılıyorsunuz. Anlamıyor musunuz ki, o, yavrularından dolayı döndü. Yeter bu rezillik ya..! Gel, gidelim evimize, bırak çocuklariyla ilgilensin.

Yüzünü Arzu’ya çevirip söyledi:

- Arzu, sen cocuklarınla dinlen,rahat ol. Inden böye kimin cesareti varsa ,sana gözün üste kaşın var- desin.

Arzu minnettarlıkla kaynına baktı. Yüreginde: "Allahım, iyi ki, bu kan çanağında beni de anla yan oldu”. Çocukları bağrına basıp bir süre böylece dinmez söylemez dayandı…Sonra yatak oda sına geçti

***

Arzu uyandığında baktı ki, çocuklarının ikisi de onun ayak tarafında yatıblar. Sevgiyle onların yüzünden öptü, yerlerini rahatladı. Fısıltıyla: "Ben sizsiz yaşayamam.Her azab’a dayanacam, an cak sizden ayrılmayacam "- deyib, avluya çıktı. El yüzünü yıkayıp çarhovuzun yanında oturdu. Rengareng gül çiçekler,havuzda yüzen balıklar, oranın celallı ev bahçe,bunların hiçbiri Arzu nun zevkini okşamıyordu. Daha doğrusu Arzunun gözünde onların bir kuruşluk değeri yoktu.Şu zen ginlik Arzu’ya asla gönül hoşluğu,huzur, normal aile hayatı vermemişti.Kapının ağzında araba durdu.Arzu sık yerinden kalkıp mutfağa geçti.Camdan gördü ki,gelen Kasımdır.Hiçbir şey olma mış gibi çocuklara yemek hazırlamakla meşgul oldu. Kasım birkaç yeşik gıda ürünü, yağ, meyvelerle dolu filesi mutfağa topladı. Arzu dönüp ne kocasına, ne de aldığı pazarlığa bakmadı. Kasım sigarasını yakmak için kibrit istedi. Arzu hafifçe kibrit kutusunu verdi. Kasım sinirli hal de sordu:

- Çocuklar nerde?

Arzu dilucu cevap verdi:

- Yatıyorlar.

- Çocuklara meyveyi çok yedizdir. Bozuk edip atma. Al bunları da keyfin istediğinde kullanırsın! - deyib, bir altın kolyeyi, iki adet pırlanta yüzüğü masanın üstüne fırlattı. Arzu onlara gözünün ucuyla bile bakmadan. Kalbinde: "Neyime lazım aldığın o altın pırlantalar?Kadın gibi sayğı gös termeyip,benimle normal insan gibi davranmadığında sonra aldığın altunları kullanar mıyım hiç?".Kasım Arzu’nun tepki vermediğini görünce sordu:

- Kudurğanlığından altın pırlantayı da beyenmiyorun !? Çoğu kadının eşi onun hiç birini de ala bilmiyor. Ama sana avuç-avuç altın pırlantalar veriyorum. İşte da bana olan saygın ..Hiç "sağ ol" da demiyorsun!

Arzu kocasının yüzüne bakmadan tüpün üstündeki yemeği karıştırarak çok zayıf sesle:

- Bana sadece huzurlu bir hayat istiyorum. Evden dışarı çıkmadıktan sonra şunlar neyime gerek?

Kasım alay ile:

- Yok yaaa! .. Gönlüne gezmek mi düştü? Belki seni Antalya'ya, İspanya'ya yollayım?

Sonra ciddi şekilde:

- Kulağının dibini görünce bu evden dışarı çıkacaksın. İstersen kullan, istersen at. Akşama"özel" misafirlerim olacak. Çocuklarınla birlikte oturarsan evde! - söyleyip, gitti.

Arzu’nun dişi bağırsağını kesiyordu, ama bir söz söyleyemiyordu: "özel" misafirler derken bildi ki, bırakma rezil,kızları getirip sabaha kadar ikinci üçüncü katta keyif edecekler.Böyle konuk ların gelişi ilk kez değildi.Son iki üç yılda Kasım Arzu’ya çeyiziyle süslediği kendi odasına da çıkmaya izin vermiyordu. Birinci kattaki odada kalıyordu. Gözünün önünde kocası bin türlü oyundan çıkıyordu.Kaynvalidesi de oğluna destek veriyordu:

-Yaaa…gelinciyez,hoşuna gitmiyorsa kapı açık!.Baba'nın, kardeşlerinin parası ile yaşamıyor ha! Erkek keyif çeker! .. Benim oğlum da bu bölgede üç kişinin biridir. Ne isterse, onu da yapacak! Anladın mı ? - deyib, uyarısında bulunmuştu.

Her defasında "özel" misafirler geldikten sonra Rehime üst kattaki evlde temizlik yapıp, kapıları kapatıyordu ...

Kasım akşam dediği saatte müsafirleriyle geldi. Arzu ipten kıyafetleri toplayırdı. Öncelikle sarı saçlı, gözleri sürmeli, mini etek giymiş sıska bir kız avluya geçti. Kendi evi gibi demir kapıyı açtı. Kasım "Mercedes" arabasını avluya sürdü. Arabadan daha bir "ceylan" indi. Saçı kısa kesilmiş, dar pantolon ve dekoltesi açık gömlek giyinmiş kız inip Arzu’nun yanına geldi. Gülümsünenerek "salam"verip banyonun yerini sordu.Arzu yerinde donup kalmıştı.Kasım kıza hamamın yerini gösterip Arzu’ya kızdı:

- Ne donup kalmısan yerinde? Cehennem ol, geç içeri!

Kasımi'ın karısına ettigi hakaret kızlara lezzet verdi.Her ikisi de yürekten güldüler.Arzu’nu si tem, keder boğmuştu.Hiçbir söz söylemiyordu.Dillense Kasım kolundan tutup dışarı atacakdı. Çocuklarının hatırına bu kadar hakarete katlanıp sessizce onların yaına geçti. Kızlar çok serbest davranıyorlardı, bahçedeki gülleri kokluyor,Kasım’la neyise konuşup gülüyorlardı.Biraz geçmiş ti ki, yine kapı zili çalındı. Arzu pencereden bakıyordu. Gördü ki, iki kişi aşçı giyiminde ellerin de tencereler ve bir sebetl ile içeri geçtiler.Kızlar tencerenin kapağını açıp lezzetle kokuladılar. Pantolon geyinmiş kız söyledi:

- Kasımçik, öyle çok acıkmışam ki! .. Kebabın iyi beni mest eledi ...

Kasım aşçıların hakkını verip uğurladı. Yiyecekleri alıp üst kata kalktılar. Diye güle yiyip içtiler, sonra müziğin sesini zile kaldırdılar. Arzu içinde kavrula kavrula kalmıştı.Kasım’ın getirdiği kızlar zahiri görünüşlerine göre Arzunun yanından yel olup keçe de bilmezlerdi. Çocuklarının ya nında kendini sakin gösteriyordu.Üst kattakıi gürültüden çocuklar da çok rahatsız oluyordu, an cak Arzu çaresizdi. Televizyonu koşup çocuklarının fikrini yukarıdaki rezillikten dağıtmaya çalıştı.Durumla barışmakdan başka çare yokuydi. Zaten Kasım son yıllarda evinde pişirilen ye mekten yemiyordu. Onun bir artısı o idi ki, çocuklarına yiyeceklerden sıkıntı vermi yordu. Yiye cek içmeklerini en yüksek seviyede sağlıyordu..Bu kadar evli olduğu zamandan ara sıra Arzu’ya altın eşyaları alıp getiriyordu. Annesine nedense bu konuda bir söz söylemiyordu. Arzu onları takmasa da çocukları için toplayıp saklıyordu. Kaynvalidesinin haberi olsaydı onda birini de bırakmazdı.Kasımı'ın olumsuz özelliklerinin fazlalığı onun bazı olumlu yönlerini hiçe indiriyor du.Kızı Gultac annesinden serin su istedi.Arzu dışarı su getirmeye çıktığında üçüncü kattan çi mentolu yere nese düşüp çıkkıltadı. Yakılaşanda gördü ki,şırınalar.Fısıltıyla: “Bu ne ya…Kızlar da artık narkoti kullanırlar..Allahım, şu rezillige engel olacak biri yok mu? Başımızın üstünde her türlü iğrenç işler yapsınlar,ben de iki evladımla kendi evimde korka korka yaşayım. Allahım, mutluluk , huzur benden uzak artık, evlatlarımı kendin koru! "- deyib, çocuklaınr görmemesiiçin şırınları hemen çöpkabına attı.Yukarıdakılar kendi keyiflerinde idiler.Geceden hayli geçtikten sonra müzik sesi kesildi. Ondan sonra çocuklar uyudular...

Sabah erkenden Arzu bağ bağçede temizlik işleri yapıyoru.Bir de baktı ki,dün gelen kızlar kaba görünüşte sırıtarak merdivandan iniyorlar. Kasım onların ardından pencereden bağırdı:

- Benim ceylanlarım, kendinize dikkat edin. Yarın söylediğim saatte sizi bekleyeceğim!

Kızlar Arzunu görmezden gelerek:

- Kasımçik, Çau! Görüşürüz !! ..

Sonra yüzüne bakıp kasten güldüler, alay ettiler. Arzudan ses çıkmadığını görünce sarışın saçlı :

- Ofa, o ki dengesizin teki ... Boş ver ,gedelim! - söyleyip, kapıdan çıktılar.

Arzu iyi biliyordu ki ,eğer o abırsız kızlara tek kelime söz deseydi, Kasım onu ​​nefesi kesilince dövecekdi.Gücü sadece göz yaşlarına yetiyordu. Ağlaya ağlaya işiyle meşğul oldu.Avlu kapısı açıldığında derdest gözünün yaşını sildi. Kapıbir komşusu Valide idi. Elinde bir tencere yoğurtu Arzu’ya verdi.

- Al, iyi yoğurttur. Köyden getirip satıyorlardı. Biliyorum, seni dışarı çıkmaya koymuyorlar. Göz kızarmasından biliyorum ki, şimdi ağlamışsın. Yoğurt alırken gördüm kapınızda bir çift "kuş-kuş" çıktı. Çokmu üzdüler seni?

Komşunun halına acımasından Arzu gözyaşlarını sel gibi akıttı.Valide onu sakinleştirmeye gayret etti.

- Ağlama, elin gözü terezi. Kasım kocamla bazı çalışmalarda serikdir.Tüm günü bir yerde çalışı yorlar. Ama senin kocanın yaptığı o suçu benim kocam tarih boyunca yapmaz. Onu daha da kudurtan annesi.

Arzu korka korka söyledi:

-Kurbanın olum,Valide..Nolur yavaş konuş Duyarlarsa beni öldürürler. Sonra diyecekler ki, gelin komşuya evin sırrını açıyor.

- Başlarını taşa döverler.Onların yüzüne bu kapıya hangi komşu gelir ki.Sadece ben geliyo rum.Cesaretleri varsa, tek kelime söz söylesinler. Akıllarını sana vermesinler. Kaynvaliden seni bu konuda suçlarsa, biliyorsun ona neler derim? .. Kar yağıp, çöplerin üzeri örtülüp öyle mi? Ay onun başı için! Senin kaynvaliden, kendi kaynvalidesini şiddetli tokatla vurup öldürdü!

Arzu şaşkınlıkla sordu:

- Kaynvalidesini mi öldürmüş? Nasıl?

- Nasıl olacak? Zavallı kadın evli olan kızına evden yeyecek şeyler , gida ürünleri götürüp .Evine döndügünde ikinci katın merdivanında yakalayıp. Kaynvalidesine kızıp neden evden pay götürüyorsun? O da dedi ki, kızmın kocası çok kasıp.Kendi paramla almışım.. Sana ait olan şey değildir. Senin kaynvaliden da sinirlenip ki, bu kapıdan içeri ne varsa benimdir! - deyib, yum ruğu ihtiyar kadının gicgahına vurup. Kaptırmış yaşlı kadın da merdivandan başı üste yere dü şüb.Kadın hemen ölmüş. Herkese da söyleyib ki, tansionu yükselip – merdivandan düşüp. Ama konşulardan gören olmuş.. Abırsız Rehimeden korkup şahitlik yapmayıplar.Tutuklanmadı. Savcıya para verip canını kurtardı.Sovyetler döneminden gizli ticari işleriyle meşğuldu.Defalarca polis kontrolüne çağrıldı.Kaynvalidesini öldürdükten sonra Allah'tan korkmadan ,bi de köylerde yaslarda ağı diyor, hocalık ediyor.Dilerim Rabbimden onun okuduğu Kur'an canına ganim olsun! Dine, imana, Allah'a hizmet eden kişi oğlunun evinin fahişelık yuvasına, uyuşturucu deposuna dönüşmesine destek olmamalı! Allah onun cezasını versin! Senin gibi geline göz baka baka dağ çekti ya...

Arzu onu çay içmeye davet etti. Valide minnettarlıkla :

- Sağ ol! İndice içip geldim. Kendini bırakma..İyi ki ,benim kaynvalidem böyle cadı değil. İnan ki, Arzu annemle ona fark koymuram. Allah'tan dilegim budur ki, senin gibi gelinim olsun ..Ne ise .Hakkı haksıza kurban vermeyen Allah var işte. Az dayan..Bakalım bu işlerin sonu ne olu yor? Gedim, biraz işim var.Vaktim olunca geleceğim ...

Validenin verdiği bilgiler Arzunu şoka düşürmüştü.Yüreginde:"Demek ki, bana kan yutturan kaynvalidem kendisi genç geliniken kaynvalidesini vurup öldürmüş. Şimdi de kasten bana böyle zulüm edip, gözümü korkuzuyor ki, yaptığı kötülük karşısına çıkmasın.Of, vicdansız, katil ya. Ben senin gibi zatıkırık sütü bozuk değilim ki.. Hırsız öyle zanediyor ki, herkes hırsız "- deyib, mutfağa geçti. Çocuklar uykudan uyanmışlardı. Arzu onlara kahvaltı hazırladı. Kasım ağır ağır merdivanları inip eli cebinde mutfağın kapısında durdu. Oğluna yüzünü tutup dedi:

- Aslan oğlum, bugün gezmeye gitmek istiyor musun?

Azad korka korka babasının yüzüne baktı. Bilemedi ne cevap versin. Gultac kardeşinin kolundan vurup gizli ona göz kırptı. Sonra yüzünü babasına çevirip söyledi:

- Baba, annemizi dövdügün için biz seninle daha hiçbir yere gitmeyeceğiz!

Kasım öfkesinden kıpkırmızı kızardı. Kızarak Arzuya bakıp dişlerini sıktı:

- Demek ki, çocukları bana karşı koyuyorsun? Sana öyle ders veririm ki, ömrün boyunca unuta mazsın!

Çocuklar ekmeklerini yarıda bırakıp annelerini kucakladılar. Azad ciddi şekilde söyledi:

- Biz inden böyle seni annemizi dövmeye izn vermeyecegiz!

Kasım bi şey söylemek istiyordu ki, kardeşi Rasimin heyecanla orta kapıdan avluya geçtiğini gördü. Rasim onlara yaklaşırken çocukları rahatsız görüp sordu:

- Sabah sabah yine ne oluyor?

Kasım dillenmedi. Arzu kaynına çay süzdü.

Rasim ona kayğıyla söyledi:

- Hiçbir şey gerekmez. Hazirlan, annenlere gitmelisin ...

Kasım kardeşinin yüzüne hırsla baktı:

- Sen başımın üstünden ne iş çeviriyorsun? Onun ayağı hiç bi zaman babasının harabasına değ meyecek! Ben sözümü söyledim!

Arzu heyecandan tir tir titriyordu.Erkenden Rasimin kanıkara gelip annesine gitmesinin önemini söylemesi hiç de iyi işten haber vermiyordu.Ayakta dura bilemeyeceğini hissedip sık sandalyede oturdu. Dili dudağı titreyerek sordu:

- Rasim, annemlerde ne olmuş? Belki anneme ...

Sözünün devamını diyemedi. Göz yaşı onu boğmuştu.Çok endişelenmişdi. Çocuklar annesinin boynunu kucakladılar, yüz gözünden öpdüler. Kasım mızıldana mızıldana sordu:

- Ne oldu o harabada? Bu gitmese işler düzelmiyecek mi?

Rasim kardeşine cevap vermedi. Nevazişle Arzu’ya yaklaştı:

- Kendini bırakma, abin hastalanıp..Ziyaretine gitsen iyi olur ...

Rasim söyleyemedi ki, kardeşin kalp krizinden ölüb. Alem birbirine karışmış. İki bebek yavrusu babasız kaldı.

Arzu anlıyordu ki, hastalanmaya göre Rasim onu ​​gitmeye mecbur etmezdi. Kardeşinin huyuna iyi beleddi. Birinin öldüğüne kesin emindi. Ancak o tür cüsseli kardeşinin ölmesini aklı almıyor du. Kasım durumun ciddi olduğunu görüp bir de sordu:

- Rasim, benimle oyun çıkarma!Yani gitmeyi önemli mi? - deyib,işaretle ölüp ölmediğini bilmek istedi. Rasim de aynı işaretle kardeşinin öldüğünü anlattı. Kasım gönülsüz halde:

- Peki, o zaman kendin arabayla götür. Belki ben de geldim ...

Arzu ağlayarak elbiselerini giyip kapıdan çıkınca kayınvalidesi avlunun o başından dillendi:

- Çocukları alma! Sen getmezsin dünya dağılacak. Alma çocukları!

Rasim annesinden farklı olarak samimiyyetle :

- Arzu, çocuklar evde kalsa iyi olur.

Arzu hafifçe çocukları babalarına yolladı.Kasım suratı asılmış merdivenlerde oturup tazaiye yerine gidip gitmeyeceğini düşünüyordu ...

 

***

 

Kardeşi defn olunan günün akşamı Arzunu mecbur evlerine götürdüler. Genç kardeşinin ölümü onu öyle sarsmıştı ki, kendini bir türlü toparlıyamıyordu. Genellikle durumu kötüleşiyordu. Kayınbiraderi doktor çağırmışdı. Arzuya sakinleştirici iğne yapıldı. Çocukları annesinin yanın dan kalkmıyorlardı.Hekim söylemişti ki, tam sakitlikde, kendisi de gözaltında olmalıdır. Kasım kendi kendine: "Gözüm aydın da. Şimdi durup sinsi kardeşine yas tutacam, dengesiz ablasının na zıyla mı oynuyacam ya..Yok öyle şey!".Yüzünü kardeşine tutub:

- Benim böyle şeylere sabrım yetmez.İşim gücüm var. Çocukları anneme bırakırsın.Senin de vak tin olursa şu "hanımı" ara sıra ziyaret edersin. Ölerse, haberimiz olsun. Ben de gittim yatmaya ...

Rasim kardeşini ilk kez görüyormuş gibi onun yüzüne öyle dikkatle baktı ki, Kasım bir anlık kendini kaybetti:

- Ne var yüzümde? Neden öyle bakıyorsun?

Rasim gözlerini kırpmadan kardeşine bakmaya devam ediyordu. Kasım kendisinden küçük kardeşinin teneli sözlerini dinlemek niyetinde de değildi. Bu nedenle elini havada sallayıp:

- Başımı ağrıdan azmış gibi bir yandan da bu! Ne yazık ki, kardeşimsin! -deyib, ikinci kata kalktı.

Arzunun ağabeyinin genc yaşda ölümü Rasime kötü etkilemişti.Taziy eviine ne annesi, ne de kardeşi gelmemişti. Arzunun kardeşinin cenazesi başında dediği ağıları duyunca gözyaşlarını tutamamıştı.Mtemde duyduğu aşırılıklardan de mahcub olmuştu.Cemaat Arzunun annesini kını yordu ki, o güzellikte kızı bak kime verdin.Böyle akrabalık,böyle insanlık mı olur..Rasim, bu kınakları duyunca utançtan taziye evinde dayanamadı...

Arzunun durumu sabahleyine kadar birkaç kez fenalaştı. Rasim doktorun verdiği reçeteyle nasıl gerekiyorsa ona yardım etti. Arzu sabah uykudan uyanınca kaynını yanındakı masaya yaslanıp uyuyan görünce anladı ki, Rasim geceni yatmayıb, onun bakımına kalıp.Yüreginde:"İyi ki, bu ailede seni de bozmayıblar.İyi ki, kardeşine, annene benzememisin "- deyib, zorla ayağa kalktı. Mutfağa geçmek istediginde başı döndü, elini çabuk kapıdan tuttu. Dokunduğundan Rasim I rkilip ayıldı. Arzunun kolundan tutup yatakda oturttu:

- Beni aniden uyku aldı.İçim geçmiş. Uzan yerinde. Sana dinlenmek gerekir.

Arzu minnettarlıkla kaynına baktı,sonra onun boynunu sarıp hüngür hüngür ağladı

- Keşke, kardeşimin yerine ben ölseydim. Böyle azaptan, canım kurtaraydı ...

Rasim Arzuya teselli verdi:

- Öyle deme.Herkes kendi ömrünü yaşıyor. Anlıyorum. Kardeş kaybı çok ağırdır. Kendini topar lmalısın. Yavrularını düşün. Onların aşkına bu kadar azaba dayanırsın.Söz veriyorum ki,inden böyle kimseyi seni incitmeye izn vermeyecegim

Bir anlık daldı. Sonra şöyle devam etti:

DEVAM EDECEK



Bu yazı 491 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • ÇILDIR GÖLÜ’NDE KIŞ ŞÖLENİ 2018
    ÇILDIR GÖLÜ’NDE KIŞ ŞÖLENİ 2018
  • Yalnızçam Kayak Merkezi Açıldı
    Yalnızçam Kayak Merkezi Açıldı
  • ARDAHAN EMİTT FUARINDA
    ARDAHAN EMİTT FUARINDA
  • Ardahan da Kartpostallık Kar Görüntüleri
    Ardahan da Kartpostallık Kar Görüntüleri
  • Çıldır Gölünde Böylesi İlk Defa Oluyor
    Çıldır Gölünde Böylesi İlk Defa Oluyor
  • Başbakan Binali Yıldırım Ardahan da
    Başbakan Binali Yıldırım Ardahan da
  1. ÇILDIR GÖLÜ’NDE KIŞ ŞÖLENİ 2018
  2. Yalnızçam Kayak Merkezi Açıldı
  3. ARDAHAN EMİTT FUARINDA
  4. Ardahan da Kartpostallık Kar Görüntüleri
  5. Çıldır Gölünde Böylesi İlk Defa Oluyor
  6. Başbakan Binali Yıldırım Ardahan da
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Ardahan Belediyesi Tiyatro Günleri
    Ardahan Belediyesi Tiyatro Günleri
  • Aslan Çetelerinin İnfaz Görüntüleri
    Aslan Çetelerinin İnfaz Görüntüleri
  • ARDAHAN'DA 23 ŞUBAT KURTULUŞ COŞKUSU
    ARDAHAN'DA 23 ŞUBAT KURTULUŞ COŞKUSU
  • Çıldır Kristal Göl Kış Şöleni Nefes Kesti
    Çıldır Kristal Göl Kış Şöleni Nefes Kesti
  • Çıldır Kristal Göl Kış Şöleni Nefes Kesti
    Çıldır Kristal Göl Kış Şöleni Nefes Kesti
  • Ardahan ın Tanıtım
    Ardahan ın Tanıtım
  1. Ardahan Belediyesi Tiyatro Günleri
  2. Aslan Çetelerinin İnfaz Görüntüleri
  3. ARDAHAN'DA 23 ŞUBAT KURTULUŞ COŞKUSU
  4. Çıldır Kristal Göl Kış Şöleni Nefes Kesti
  5. Çıldır Kristal Göl Kış Şöleni Nefes Kesti
  6. Ardahan ın Tanıtım
VİDEO GALERİ
YUKARI