Bugun...


Gülafet BAYRAM


Facebookta Paylaş









KALBE TAŞ BAĞLAYINCA (roman) ( I bölüm )-3
Tarih: 25-03-2017 00:53:00 Güncelleme: 25-03-2017 01:04:00


kocasını işe uğurladı. Zernazı uyandırıp ona şerbet içirtdi. Kolundan tutup balkona çıkardı. Kızına teselli verdi. Avlu kapısı çalındı. Gelen Mehmanın annesiydi. Halide onu nazik karşıladı. Çay süzdü. Nazile çevreye boylandı.
-Anlaşılan, evde sizden başka hiç kimse yok. Torunu mu ziyarete geldim ...
Zernaz hiçbir şey düşünmeden çabuk cevap verdi:
- Nazile teyze, torununuz öldü!
Kadın kulaklarına inanmadı. Rengi beyazladı, dudak ları titredi:
- Olamaz! Ben dün onu ​​sağ salim gördüm. Torunumu gizliyorsunuz. Yalvarırım, bu kadar acımasız olmayın Birce kez yüzüne bakıp gidecem.Nolur gösterin ...
-Nazile teyze, çocuğu erken doğurdum ondan ...
-Ay kızım, altı-yedi aylık çocuklar da sağ kalıyor ...
Benim çocuğumun ayı tamam değildi. Günü eksik olan çocukların sağ kalması zor...
Mehmanın annesi ellerini göğe açtı:
-Tanrım, balam elimden gitti. Yadigarını neden bana çok gördün? - deyib, için için ağladı.
Zernaz yerinde kuruyup kaldı:
- Ne konuşursuz? Mehmana ne oldu ki?..
-Nazile acı içinde kovrularak:
-Öldü..
- Mehman öldü? Ne zaman?..
Halide durumu kızına anlattı:
-Sen köye giden günün ertesi Araz onun cenazesini getirdi.
-Kim? Araz? ..
Mehman Aras'ın yanına gitmişti ki, seninle olan duru mu anladıp, özür dilesin.
-Kim öldürdü onu?
-Araz öldürmüş.Zernazın namusunu lekeledin - deyib, bıçağı kalbine sancmış. Dafinden sonra kendisi polise gidip her şeyi itirafetmiş.Mahkeme 10 yıllık ceza ver miş..
Mehmanın annesi ağlayarak:
-Kızım, sen kalbine taş bağlamayıp , onun itiraflarına,
yalvarışlarına, isteğine aldırmadan inansaydın, bu traje di de olmazdı. Taşa dönmüş kalbin onun kalbinin sesi ni duymadı, ama oğlum seninle aile kurmaktan dolayı canını da kurban verdi.Yavrum elimden gittikten sonra Arazın tutuklanmasının bana ne yararı var- deyip gitti.
Zernaz ömründe ilk kez idi ki, acı ve kederin tüm ağır lığını hissediyordu. "Dert de gelende batmanla geliyor. Mehman benim yüzümden öldü, Araz da bana göre hapis olundu.Allah, o ucuz ölümü neden bana çok gö rüyorsun?"... 
Gözleri yaşlı kendi odasına geçti.Yatağında uzanıb kendisi ile diyaloğa geçti:"Araz 10yıl hapisda yatacak.
Buna tahammül ede bileceyem mi..Kendimi öldürsem, acıdan tek canım kurtarır.Ya Araz? Yabançı birine ver diyim kızım babam-annem, kardeşim nasıl olsun? Öv lad kaybından Mehmanın annesi gör ne güne düştü .. İntihar etsem, annemlerin durumu dahha kötü olur ... Beni sevenlere bu kadar acı, dert vermeye hakkım var mı? Elbette hayır!Bu çözüm degil.Yaşamalıyım!Arazı hapisden çıkartmalıyım.Ya bebeğimi? Onu geri almak mümkün olacak mı! Ben nereden bileydim ki, başıma gelenleri tüm bölge biliyor.Keşke bana zamanında söy leselerdi. Kalplerine taş bağlayıp olanları benden sakla masalardı..Balamı kimseye vermezdim.Meseleni açıp her şeyi olduğu gibi desem nasıl? Velilerim o bebeği kabul etmiyorlar ki..Belki çocuğumu geri alıp, Nazile teyzeya verim? Ya hemşire? Babaları şehit olmuş iki yavrusu? Kendisi demiş lezgi Minayenin kardeşleri onu yaşatmazlar.Şehitin iki yavrusu tamamen yetim kalacak o zaman..Buna izn verebilir misin,Zernaz? Ha yır! Ya ben neyleyim, Allah?Her şeyi bilerek yavrumu yine de bir şeylere göre, kimine göre kurban mı ver meliyim? Zavallı yavrum..Eğer Araz beni bağışlarsa nasıl? Ne kadar aptalım mış.Dengesiz olmuşum ya.Be ni kabul edermi hiç..Hele öldürdüğü kişinin yavrusunu Bu makul değil"..Kulağına yine çocuk sesi geldi: "An ne!Beni bırakma! Beni kimseye verme!"Bu ne ya..Val
lahi,ben deliricem.Yok! Buna tahammül edemeyecem. Gidim hastaneye bebeğimi geri alım. Vererler mi? İna narlar mı. Ya hemşire doğruyu söylerse nasıl? Şuna da razı olamam. Çünkü, çocuklar anneden yetim kalıyor.
Durum nasıl da ters oldu: İki bebek şehit cocuğu, yoksa Behbudun kızının bic yavrusu ..Tercih senindir, Zernaz! Sanırım yine de kalbime taş bağlayıp ailemiz tarafından kabul edilmeyen"tehlikeli" yavrumu zengin adamın kızı lezgi Minayeye vermek zorunda kalacam. Geriye yol yok!Şehit yavrularının yetim kalıp ayaklara düşmeklerine,kimese muhtaç olmalarına razı olamam!
Allahım, bu derdi üreyimde çekmeye özün tahammül ver! "..
Annesi Zernazın odasına geldi. Saçlarına yumuşatma çekti. Yavaş yavaş sadata geldi:
-Annen kurban, kızım.. Kendini bırakma..Baban senin
için iş konuşmaya gedip..Çalışacaksın...Kafan dinlene
cek.Her şey yolunda olacak…
Annesinin sözünü duymamış gibi dedi:
-Anne, Aras'ın mahkemesi nerede oldu?
-Rayonda. Sonra Bakü'deki cezaevine yolladılar.
-Ya mahkemeye neden beni çağırmadılar?
-Çağırmışlardı. Baban senin durumunun iyi olmadığı nı söyledi. Doktordan de rapor alıp verdi. Saygı bulu nuldu.
- Demek böyle.Yarın Bakıya gidecem onun ziyaretine.
-Kızım,sen şehiri tanımıyorsun. Başına yeniden oyun açma. Baban bırakmaz ...
-Babamla giderim.
-Kızım, Aras'ın akrabaları bizi suçluyorlar. Her şey sizin kızın yüzünden oldu - diyorlar. Gitmeyin tavsiye etmiyorum.
-Araz da mı öyle diyor?
-Duyduğuma göre Araz deyib ki, karşıma çıksa onu da öldürecem.
Zərnaz yerinden dik atıldı.
-Tamam.Bırakın öldürsün ,anne!O zaman şu dünyadan mutlu bir insan gibi göçerem.
- Ne diyorsun, kızım?
-Duyduğun gibi. Aras'ın elinde ölmeyi kendim için mutluluk sanarım. Çünkü onu hayatımdan çok seviyo rum. Aras'ın hapshaneden çıkması için elimden geleni yapacağım..
-Hapsden çıksın da, seni öldürsün de,yeniden mahkum olsun de mi? Sevdiğin insanın ömrünün hapsde olması na nasıl razı olabilirsin?
Zernaz şu anda kendini savunmasız, aciz hiss etti. Ken di gözünde küçüldü.Nerdense mükavvanı hatırladı.Mü
kavva, yani uyukla kendisi arasında benzerlik aradı ğında baktı ki, müükavva hiç de yararsız bir şey deyil. En azından mükavvadan kuşları korkutmak için kullanırlar, serpilmiş tohumu kuşlarım denlememesi için adam biçiminde mükavvanı leklerin kenarlarına koyuyorlar. Ben mükavva kadar da değerli değilsem, ne için yaşıyorum?Yaşıyorsam, demek ki, mücadele etmeliyim. Kaypettiklerimi geri almak için- Arazı kur tarmak için mücadeleci olmalıyım ... ".
Annesinin sesi onu fikirden ayırdı ...
-Ne çok daldın, kızım?
-Yok bi şey.. Anne, Araz hakkında her şeyi öğrenmek için kardeşi Günelle görüşmek istiyorum.
-Acele etme, kızım, her şeyi öğreneceksin ...
-Anne, sen bana hep sırdaş olmuşsun. Yardım öyle, bir kere Arazla buluşum ..Benden nefret ettiğini bırak da, kendisi söylesin.
-Bu neyi değiştirir ki, kızım?
-Beni yaşatan hala ona olan sevgim. Senden saklamı yorum. Bırak bana nefret etsin!Yüzünü görüm ,sesini duyum da , bana yeter.
-Peki, kızım..Babanın söyledigi işe başla..Bir az geç sin Bakıya - amcanlara gideriz. O zaman seni Arazla görüşmeye alarım.
Zernaz sevindiyinden annesinin boynunu kucakladı. Yüz-gözünden öptü. Annesi pek zaman idi ki, kızının yüzünde böyle tebessüm görmüyordu. Sonra annesinin koynuna sığındı:
-Dünyada senin gibi sevilecek, duyarlı anne yok, be nim gibi de acımasız, kalbine taş bağlayan ...
Neden öyle diyorsun, kızım?
-Hiççç.Boş ver ya... Ne ise . Kendimi bırakmamak için gayret edecem.
Kapının zili çaldı.Zernaz Güneli görünce sevinçle ona taraf koştu.
-Hoş geldin, Günel! Seni öyle görmek istiyordum ki ...
Günel kaba şekilde dişlerini birbirine sıkarak dedi:
-Senin gibisi beni görmese daha iyi..
Zernaz beklemedigi cevaptan çok bozuldu..Nasıl da umutla Güneli görmek, onunla derdini paylaşmak is tiyordu...
Zernaz vakarını bozmadan durumu anlatmak istedi:
-Günel, öyle konuşma. Vallahi, ben günahsızam. Araz dan başka kimseyi sevmedim.
-Günahsızsan demek ki..Hayır, Zernaz hanım! İki deli kanlının faciasinde suçlusun!..
-Halieə Güneli susturup her şeyi anlatmak istedi:
-Günel, kızımı suçlama. Mesele siz bildiğiniz gibi değil.Gel geç eve, olup bitenleri olduğu gibi anlatalım.
-Gördük de mahkemedeki konuşmanızı..Paradan verip kızı yüze de çıkartmadınız ..İnden böyle hiçbir şeyin anlamı yok.Biri yer altında çürüyor, öbürü hapsde.Sen buna nasıl yol verdin, Zernaz? Mehmanı ben seviyor dum .. Kardeşimi da mutsuz ettin, onu da ...
Zernaz beklenmedik haberden yerinde donup kaldı.
- Sen Mehmanıı seviyordun? Günel keşke,sevginiz kar şılıklı olaydı, böyle facia da hiç ama hiç yaşanmazdı.
-Fırsat vermedin ki.İki senedi Mehmani deliler gibi se viyorum. Sanırım fark etmişti. Aras'ın yanına sık sık gelirdi. Çok düşünükden sonra sevgimi ona itiraf etme yi karara almıştım. Kızın oğlana aşk ilan etmesi çoğu zaman kötü kabul edilir, ancak benimçün farkı yoktu.
 Ona söylemekte kararlıydım. Mutluluk gökten inmi yor ki..Uyuşturucu kullandığını da biliyordum Benim aşkım onu ​​tedavü edecekdi. Her şeyi ölçüp biçmişdim.
Onu nasıl sevdiğimi bilseydi, beni benden çok sevecek di. Ama sen koymadın. En büyük suçlu sensin! Kar deşimi seve seve sevdiğimi elimden aldın!.
Şu itiraflar Zernazın seven kalbini göynetdi.Günelin haline acıdı, ancak onun ittihamlarına dayanamadı.
-Haksızsın ve beni üzüyorsunş.O kalb et parçası olsa da, aşırı dağlananda, dert görünce "yüzü silinir", kanı kurur, taşa dönür..Günel, inan bana ... Arazdan başka kimseyi sevmemişem.
-Gardaşımın adını çekme! Gözüne gözükmeyi de ka fan almasın! Dün Bakudan geldik. Aras'ın zziyaretine gitmiştik ...
Zernaz hiçbir şey olmamış gibi sordu:
-Araz nasıl?
-Sen gözüne gözükmezsen her şey iyi olacak.
-Bu onun mu fikri..
Hem onun, hem de tüm akrabalarımızın..Belanı Allah versin!
-Günel, inan ki, masum suçluyum.
Günel alay ile:
-Yok ya!Belki gökten düşen meleksin - deyip, kapıdan çıktı.
Zernaz için için ağladı. Onun son umudu da boşa çıktı. Bir yandan Araza hak qazandırsa da, diğer taraf tan gönderdiği uyarı dertten taşa dönmüş kalbini daha da taşlaşdırdı. Annesi kızına teskin verdi:
-Her şeyi zaman çözecek. Tüm suçlamalara, tenelere karşı dayanıklı olmalısın.
-Anne,bende tuhaf değişiklikler oluşur. Eskiden bir ta vuğun kafasının kesilmeyine bakamıyordum. Çünkü kırılgan,hassas kalbim almıyordu.Ama şimdi insan ölü müne, evlat ayrılığına, ittihamlara, haksız kınama lara katlanıyorum. Bu tahammül, bu zaman her an, her sani ye benim aleyhime işliyor - taslasiram! ..
Kızım, hangi çocuğun ayrılığını diyorsun?
Zernaz konuşmada hata yaptığını anladı.Bi şekilde
fikrini örtbas elemeye gayret ett:
-Övlad...Evettt..Yavrumun ölmesini söylüyorum da ...
Cevap anneyi rahatsız etse de, bir söz demedi. Birden yanında Behbudu görüp şaşırdı:
-Ya…Başımız lafa karışmış, babanın işten geldiyini bile fark etmemişem.
-Nasılsın, kızım?..
-Sağ ol, baba. Fena değilim…
Bütün günü evde oturup acı hatıralarla yaşamak seni üer. Hastalık bulursun. ATS-de sana iş konuşmuşam.
Rezervasyon işi. Başın karışır. Yarından işe başlarsın.
Halide kocasının verdiği haberden sevindi.
-Çok iyi oldu ... Fikirden-dertten biraz uzaklaşar.
Ama Zernaz işe başlayacağına sevinemedi, aksine, bir az da rahatsız oldu.Ve bunu ebeveylerinden gizletmedi
Ben cemaat içine hangi yüzle çıkacam? Beni iş yerin de barmakla gösterecekler ...
Behbud kızını sakinleşdirdi.
-Sen hiçbir şeyden rahatsız olma. Cemaat beyazı kara dan seçe biliyor. Bütün günü dışarıdayım. Kimse bu meselede seni suşlamıyor..
-Ama Günel diyor ki ...
-Güneli kapıdan çıkınca gördüm. Ne diyorsa, kızdığın dan söylüyor.Anne-babası yok, kardeşinin tutuklanma sı onu çok üzüp. Seninle çalışacak insanların çoğu ken di akrabalarımız. Göreceksin sana nasıl özenle yakla şacaklar..
-Peki ,baba... Öylese anlaştık…
-Aferin,kızım! Hiç bir zaman vagarını bozma. Baban hep sana destek olacak …Hanım, televizyonun koman dosunu ver, bakalım dünyada neler oluyor..
Aile birlikte hoş ehvalla akşam yemeğini yedi ...
***
Aylar, yıllar birbirini takip etti. İki senedir Zərnaz gündüzleri işe gidiyor, geceleri başkasına verdiği bebek kızının, muhabbetini kalbinden silmədiyi Aras'ın hayal ları ile muhatap olurdu ... Bu gün kızının doğum ğini idi. İşten çıktıktan sonra birçok hediyeler alıp tebrik etme ye gitmişti. Kızına güzel isim de koymuşlar - Çim naz. Akşam eve geldiğinde annesi sordu:
-Zərnaz, Işten neden geç geldin? Bir şey olmadı ki? Ama gözüme iyi deyirsen ...
-Ana, Lezgi Minayəgilə getmişdim.Sənə demiştim ya. Doğum evinde aynı günde yatmışıx. Kızı benim "reh Mete giden" bebeğime çok benziyor. Onun kokusunu Çim nazdan alıyorum. Minayə sevecen gelindir. Birbirimizi iyi anlıyoruz. Çimnazın doğum günüydü. Hediye alıp gitmiştim. Öyle güzel çocuktur ki ... Kalbinde: "bex ti, kaderi benimkine oxşamasın" ...
-Böyle Dee ... Ekmek yeməyəcəksən?
-Yok, Ana ... Doğum gününden aç gələsi değildim ki? ..
Annesinin sözlü adama benzediğini Zərnaz hissetmişti. Bekliyordu, fikrini ne zaman açık diyecek?
-Zərnaz, Biz istiyoruz ki, sen acı hatıraları unudasan, geleceğini fikirləşəsən. Oraya sık sık gitmeyin yara nın qaysağını qopartmırmı?
-Ne Diyorsun, anne? Aksine, kendimi iyi hissediyorum.
Kızının o çocuğa bu kadar eğilimini düşürmesini annesi ne dense adi hal gibi kabul etmiyordu. Zərnazın ağzından qaçırtdığı "evlat ayrılığı" demeyi, Çimnazı gördükten sonra kızın oluşan hoş bir ruh hali, sifetindeki tebessüm ona gizemli görünüyordu. Ancak bu kez de fikrindəkiləri diline getirmedi. Kötü edebileceğinden ehtiyatlandı. Bu nedenle hafifçe dedi:
-Ne Diyorum ki..Qızım, babanın Bakü'de yakın qohumla rı var. Sana elçi yollamax istiyor.
Zərnaz kulaklarına inanmadı.
-Bana Elçi?
-Həə ... Sana ...
-O Adam beni nereden tanıyor?
-Geçen Yıl əminoğlunun düğününde gördü. Adı Riyad. Hüquqşünasdır. Bakü'de üç odalı evi, maşını var. Yol taşı görevli kişinin qızıymış ... Beş yıl evli olmuşlar. Çocukları da olmamış.
-Ona Göre ayrılıblar?
-Yok ... Əmingilin dediğine göre kayınvalidesi çok yeke hane, her işe karışan, paraları ile meydan okuyan adam imiş. Kızı da kocasının dediği ile yok, annesinin sözü durup-oturuyormuş. Riyad tüm bunlara dayanamayıp, boşayıp. İki senedir boşadığı kadın başkasına ere ge dip. Senin başına gelenleri əmingildən öğrenip. El adətiylə, temiz niyemeli sağlam aile kurmak istiyor. Əmingil de, akrabalar da, atan da razıdır.
Zərnaz annesinin "son haberlerine" dinleyiverdikten son ra derin fikre gitti: "Araz beni kabul etmedi. Böyle saf, ulvi sevginin cevabı nefret oldu. Bu adama git sem, en azından "mutsuz olmuş kız" adı üstümden alınacak. Sonra Aras'ın hapisten tahliye olmasına ne ce olursa olsun, yardım edeceğim. Ayrıca, normal evli kadın sayılacam, ata-anam rahatsızlıklardan, ek kaygılardan kurtarmış olacaklar. Ere gitsem, çocukla rım olacak, elimle verdiğim kızıma anne gibi gösterebilir bilmediğim kaygıyı onlara gösterecem. Kendimi gerçek anne gibi hiss edecem. Hayatta kimler içinse değerli insan olacam vb. Tüm bunlar bana Çimnazı ve Ara zı unutduracaqmı? Elbette hayır! Bes Çimnazı sıkça göre bilmesem nasıl? Dözəcəyəmmi? Dözərsən, Zer naz! Dözərsən! Qəlbinə taş bağlayıp yavruyu kendi elinle başkasına nasıl verdinse gibi dözəcəksən! Anne-baba mı görmeye gelince ona da baş atarım. Kardeşim Rıfat de büyüdü.Valideynlerim tek, yardımsız olma yacaqlar. En teeccüblüsü odur ki, tanımadığım, sevme diyim adama gitmeyi düşünüyorum. Sevmeden evlenmek ... Ne kadar kötü olsa da, sevmediğim kişinin beni mutsuz etmeyinden kötü olmayacax. Çok derinliklere gitsem "qənbərqulusu" çıxacax. Dilim gö dek, adım da lekelidir. Sevgiden konuşmaya hakkım yetmiyor ".
- Hee, kızım, bu işe ne diyorsun?
-Menden Cevap gözleyirsiz? İslanmışın yağmurdan ne korkusu? Ancak bir şeyi bilin ki, ben bu kapıdan düğün la cixmayacam. El adeti ile evlenmek isteyen kişiye fikrimi iletin. Ana, sen iyi biliyorsun ki, Arazdan başka kimseye kalbimde yer yok. Artık benim için yaz da birdir, kış da. Kendiniz nasıl tavsiye bilir iseniz, ayrıca edin.
Annesinin sevinçten gözleri yaşardı.
-Akıllı Kızım, gidip babana haber vereyim ...
Zərnaz yine de kendisi ile diyaloğa geçti. "Beni ere verir ler. Neylesinler? Torun istiyorlar, ancak bilmiyorlar ki, onların torunu sağ salamatdır ve beni kendileri de bilme den qızımdan uzaqlaşdırırlar. Çok şükür olsun ki, kızımın adım atıp yeriməyini gördüm, tatlı konuşmalarını duydum. Kalbim isteyen kıyafetlerden, oyuncaqlardan "teyze" adı altında her gidişimde aldım. Ancak bunlar ana kaygısı demek değil ... Neyse ... Demek ki, sık likle Bakü'de yaşayacağım. Kocam, evim-eşiyim olacax. Her durumda beni kötü adama vermezler. Kadere bak! Görmeden, sevmeden ere gidiyorum. Olsun! Katılıyorum.Bir süre sonra ölüm de olsa Aras'ın yanına gedecem. Zaten o kişi hakkımda her şeyi bilir. Ne pahasına olursa olsun, Arazı cezaevinden kurtarmalı! ..
***
Dört-beş ay idi ki, Zərnaz evlenmişti. Kocası da, koşulları beklediğinden, hesaba getirdiğinden iyiydi. Riyad'ın ılımlı huyundan çok razıydı. Bugün o, hamile olduğunu kocasına bildirdi. Riyad çok memnunum haberin karşılığında ne arzuladığını sorulduğunda, Zer naz Aras'ın yanına gitmek için izin istedi. Riyad kültürel, entelektüel insan olduğu için Zərnazın talebine olumlu yanıt verdi. Zərnaz Araz için çok azık gö turuba özel sürücü ile cezaevine - görüşme için ayrılan yere geldi. Nezaretçiye gerekli bilgi verdi bekledi. Heyecanla beklediği an yetişti. Polisin çağrısını duydu:
-Araz Ùacıbala oğlu! Randevunuza gelen var!
Zərnaz heyecandan kendine yer tapmırdı. Sonunda kapı açıldı. Zərnaz Arazı görünce:
-A-Raz !! - Deyib, bayıldı. Araz hızlı kıpırdama şeydi başı duvara deyecekdi. O, heyecanla bağırdı:
-Zərnaz! Ne oldu sana? Polis, yardımcı ol! Lütfen edi rem, su verin!
Aras'ın Zərnazı bağrına basıp yardım istemesi polisin ilgisini çekti:
-Neyin? Üç yıldır, burada yatıyor. Yanına gelenlerin çoğunu tanıyorum. Ama bu hanımı birinci defa görüyorum.
Araz acele cevap verdi:
-Sonra Bilirsin, su getir ...
Araz Zərnazın yüzüne su attı, saçlarına mesh çekti. Zərnaz yavaş yavaş kendine geldi.
- Zərnaz, hayatım! Benim, Araz ...
Onu dikkatle sandalyede eyleşdirdi. Kollarını boynuna ke yırtıp kendine doğru çekti. Zərnaz özlemle Aras'ın göz lerine baktı. Nefretten, kinden eser görmedi."İlahi, yüreğimde aşkını gezdirdiyim bu insanın gözlerindeki ateş, ateş ne ​​kadar güçlüdür. Bu bakışlar gibi kimsenin kaygısı, nevazişi kalbimi benzemiyor ".Arazla nefes-nefese bulunduğunda tüm varlığında bir ferahlık, bir zindelik hissetti. Aras'ın sevgi dolu ba xışlarının altında kendini mutlu saydı. Şu anda kön Lunde hoş duygular uyandı, kalbi rahat döyündü. Göğüs si genişledi, çok hafif nefes aldı. Zərnaz çoktan idi ki, böyle rahat nefes almıyordu. Birden Günelin sözleri ya Dina düştü. Duyduklarına kesin emin olmak için dedi:
-Araz! Ömrümün anlamı! Senin kucağında ölsem, dün yanın xoşbexti olaram.Öldürsən de hakkın var.Səni gördüm, bu bana yeter ...
Araz kızın konuşmasından bir şey anlamadı.
-Ne Diyorsun? Seni neden öldürmeliyem ki? Her şeyi bilirəm.Mənim en zarif gülümsən.Sədaqətinə inanıyorum
-Sene Sədaqədim sönmeyen, tükenmeyen eşqimdir, Araz. İnan ki, kalbimde senin muhabbetin göyerib. Od lu bakışların o kadar ateşi sineme toplayıp ki ... Araz, and olsun bizi yaradana, ben günahsızam. O, rezil aşkımı zin "billur sarayını" çilik-çilik elədi..Gözləmədiyim
mutsuzluk oluştu. Araz, ben seni ...
Araz nevazişle parmağını Zərnazın dudağına sıktı:
-Sus! Konuşma! Bırak gözlerimiz, kalplerimiz konuşsun ..
Ateşli bakışlar eskiden olduğu gibi Zərnazın kalbine, damarlarına kaynar kan gibi aktı. O, şu anda herkesi, her şeyi unutmuşdu.Yalnız Arazı görür, kalbinin dövün tülərini duyuyordu. Araz da tüm acısını unutmuş, kendini cezaevinde yok, gökyüzünün enginliklerinde özgür, mutlu hissediyordu. Yüzünü kızın yüzüne dayayıp picilda tı ile dedi:
-Zərnaz, Kim ne derse desin, nasıl varsansa gibi kabul edeceğim. Sana olan aşkımı gönlümde meşale gibi yakıp, oduna isinmişəm. Şimdi de aşkımızın odu na isinirəm ...
Zərnaz kulaklarına inanmadı.
-Ne Diyorsun, Araz? Sen yani beni ... oysa, dediler ki ...
-Deyilənlərə Inanma, olanları xatırlama.Gəlişin benim çün ikinci ömür oldu. Yetimliyə, kasibciliga, yabancı liye, haksızlığa, cezaevi hayatına da katlanıyorum. Ancak sensizliğe dayanamıyorum. Hayalin her yerde beni takip ediyor. Buradan sık çıxmağım için arkadaşlar, akrabalar ne gerekiyorsa yapacaklar. Bekle beni!
Bu inden bile mümkün değil, Araz ...
Neden mümkün değil? Dedim ki, olanları unut gitsin. Kendim dustağam, aşkım neden sinemin altında tutsak olmalıdır? Burdan çıktıktan sonra toyumuzu edip seni Azerbaycan'dan götüreceğim. Bekle beni!
-Araz, Axı ... bu ... ben ...
Ben senin sadakatine inanıyorum!
Moderatör polisin sesi duyuldu:
- Görüşme Zamanı kurtardı!
Zərnaz Aras'ın yüz gözünden öpüp kucakladı.
-Araz, Senin buradan çabuk çıkılması için elimden ge leni edecem. Onu bil ki, gönlümde sadece senin aşkını yaşadıram.
-Zərnaz, Bekle beni!
Hasretle birbirinden ayrıldılar.
Zərnaz hapishanenin heyetindeki skamyada oturdu. Rüyada olmadığını kesinleştirmek için çantasından sancak alıp koluna batırdı. Ağrı hissetti. "Yok! Bu rüya değil, gerçek. Araz beni eskisi gibi seviyor. Bes Günel neden öyle dedi? Ben annemle Aras'ın ya nına gidecektim ... Anlaşılıyor galiba ... Günel ben den intikam almak için böyle söyledi ... Neden böyle yaptın, Günel? .. Şimdi de sen kalbine taş bağlayıp mutsuz liyimizə neden oldun. Çünkü, nereden bileydim ki, Araz beni kabul edecek? Kötü üstünden daha bir hata ... Gerek Günel'e inanmayaydım ... Allah'ım, ben şimdi ney neyim? Riyadla yenice aile qurmuşam.Kendim de ha miləyəm. Kocam da soylu, medeni insandır. Derdlerimi zi unutmak için elinden geleni yapıyor. Şapka değilim ki, günde birinin başına konulabilir. El, cemaat adama ne der? Riyad'ı da tekrar mutsuz edemem. Bun dan da büyük korku olabilir mi? Yıllarca hasretiyle yaşadığım sevgilinin nefesini duyasan, başını göğsüne koyup kalp döyüntüsünü, kalbinin sesini eşidəsən, ancak ona qovuşmayasan. Yetim oğlanı sevdiğimden mi məhəbbətim yetim kaldı? Bilmiyorum! Birce onu bilirem ki, hayatımda üçüncü kez kalbime taş bağlamalı - Bebeğimi başkasına verdiğim gibi sonra onu "öldürdüğüm" gibi ... Bu taşı kalbime bağ layıb hayatımdan çok sevdiğim Arazdan da imtina etmeliyim. Riyad'a her şeyi söylemeliyim. Yalvaracam ki, onun buradan çabuk çıkması için başardığı yardımı yapsın. Bir de buraya gelemem. Başkası ile aile kur düğümü Araza diyemezdim. Kalbi kırılmasın. Cezaevinden çıktıktan sonra her şeyi bilecek .. "Elveda Araz! Bu kez müebbet ayrıldık. Toz, sönmeyen aşkım! Sen öyle zirvəsən ki, senli zirveye uçmaya kana dımın gücü yetmiyor.Neden kendini bu kadar Sevdirdin? Zaten bu muhabbet doğumundan yetimdir. Araz! Araz "- deyib, ağlayarak cezaevinden uzaklaştı ...
***
Acı yıllar birbirini takip etti. Bu geçen yıllar Zərnazın hayatında silinmez izler bıraktı. Oğlu Emi nin, kızı Sebnemin sağlıklı büyümeleri ve iyi okuma maları için elinden geleni esirgemirdi. Riyad yer den-göğe kadar memnun oldu. Qaynanası, görümceleri Zərnaz gibi gelinleri olduğu için iftihar ediyorlardı. Yeri gelen de böyle kızı terbiye eden ailenin adresine hoş konuşuyorlardı. Zərnaz namuslu, iş, ailecanlı kadın gibi kimseler akraba arasında büyük saygı kazanmış dı.Səhər erkenden Riyad ailesini bölgeye uğurlamak için garaja getirdi ...
Behbud ile Halide sabırsızlıkla kızının, kürekeninin, torunlarının gelişini bekliyorlardı. Halide sevincini giz lede bilmiyordu ...
-Bu Günümüze çok şükür, ay kişi ... Zərnaz artık ev bark, çoluk çocuk sahibidir. Adına vurulan leke örtbas dır olundu. Riyad da kötü damat değil ha! ..
-Düz, Ay arvad. Tuz yükünden canımız kurtardı ... Eşi, bu saat əqrəblərindən sanki taş asılı ... Birce tez gelselerdi ... Nevelerim için çok özledim.
-Hardasa Şimdilerde çatmalıdırlar. Rayona gelmeleri lap iyi oldu. Yazın Bakı çok sıcak olur.Tez öyle, sen git avtovağzala, ben de yemekleri isidim.
Behbud sık kapıdan çıktı. Halide binbir hevesle suf ra süsledi. "Acaba aklımdan bir şey çıkmadı ki? ..". Sərinləşdiricini işe salıb, gül toplamak için bahçeye düş dü.Elə bu arada avlu kapısı açıldı.Zərnaz, çocuklar diye güle içeri geçtiler.
Halide sevinç onların önüne gitti.
Hoş geldin, ay kızım! Hep yüzünü bile güler göreyim!
Ana-bala yılların həsrətlisi gibi görüştüler. Halide torunlarını da bağrına bastı. Ne kadar çalışsa da, göz yaşlarını tutamadı.
-Nənəniz Sizin için yaman özleyip.
O tarafa, bu tarafa boylanıb şaşkınlıkla kızından sordu
-Zərnaz, Bes Riyad hanı?
-Ana, Onu işten bırakmadılar ...
-Keşke, O da gelseydi.
Behbudla Halide kızının, torunlarının rahat olmaları
için her şey organize etmişlerdi. Halide gülerek erine dedi:
-A Kişi, söz-sohbetle onları doyuzdurmağımız yeter. Tez ele kebabı çek, iyi kahvaltı edelim. Mangal ağacın altındadır.
Torunları bir ağızdan bağırdılar.
-Biz De gidiyoruz kebap çekmeye !!
-Gelin Gidelim, şeytanlar.Arvad, samovara od salmış n?
-Erkek, Merak etme ... Dedim ki, her şey hazırdır. Sen kebabı çekene gibi ben de kızımla dərdləşim.
-Ne Kadar istiyorsun, kalbini boşalt. Gedek, qoçaqlar!
Onlar avluya çıktılar. Zərnaz kanepede oturan annesi nın önünde diz çöktü. Başını onun dizine dayayıp bir süre sessizce durdu. Anne kızının da kalbinin dolu olduğunu biliyordu. Koruyup onun ipek gibi yum çocuk ve parlak saçlarına mesh çekti. Sonra Zərnazın ba şını kaldırıp alnından öptü, yanında oturttu.Sükutu Zərnaz bozdu.
-Ana, Kardeşim nerede?
-Dostugilə Gidip, birazdan gelir.
-Ana, Akrabalar, qonşulardan ne haber var?
-Qızım, Seni sık sık lezgi Minayə soruşurdu..Yadında dimi, aile kurmadan önce hediyeler alıp onlara gidiyordun. Kızı da büyüyüp ... Bilmiyorum kaçıncı sınıfta okuyor, ama öyle güzel, terbiyeli kız oluyor ki, vallah, desem ki, sana benziyor, bana gülersin. Minayə diyor ki, Zərnaz bebek zamanında kızımın yanında çok oldu ğundan Çimnazı kendisine oxşatdı.
Zərnaz bir anlık kendini kaybetti. Kalbi kuş gibi çırpındı ..
Bilmedi annesine nasıl cevap versin. Çünkü, nasıl desin ki, o, Minayənin değil, benim kızım, senin de Neven. Nasıl desin ki, bir-iki yıl çocuğun yanında olmak üzere onu kendine oxşada bilmez. Nasıl desin ki, o, benim ciğer param! Nasıl desin ki, yanında oturan bu yaşında da koynuna qısılan kızın kalbine taş bağlayıp kendi yavrusunu sıcak, doğma ana kucağından ayırdı - başkasına verdi ... Zərnaz kendini ağlamaktan zor tuttu. Qəhər onu öyle boğmuştu ki..Qızındakı tutkunluğu hissedip Xali de sordu:
Ne oldu sana?
-Heeçç.Heç Bir şey.Vaxtım olsa, Minayəgilə gedecem.
-Bıy, Başıma hayır! Vaktim olsa nedir? Hara telesirsen ki? Babana söyledim ki, kızımı da, torunlarımı de yayda burda saklayacağım ...
-Ana, Riyad evde yalnızdır. Biz burda, o da orada iyi alınmıyor.
-İstiyə Göre diyorum, ay kızım. Buraya dağlıx rayondu. Biraz dincəlsəydiniz iyi olurdu ...
-Riyad Deniz kenarında bahçe tutup. Sık sık orada olaca ğıq.
-Görürəm Ki, Riyad çok razısan.Bu güne çok şükür!
-Riyad Asıl insandır. Onu yalnız bırakmak istemiyorum. Çocuk lardan ayrı çok duramıyor.
-Peki, Kızım. Nasıl istersen öyle yap ...
-Ana, Nazile xalagildə durum nedir?
-Mehmanın Yılı çıktıktan sonra öbür oğluna komşu Ta maranın kızını aldılar. İyice da düğün yaptılar. Bizi de düğüne çağırmışdılar.Atan beni gitmeye qoymadı.Nazilə
seni her gördüğümde sorar.
Bes Arazgildən ne haber var?
-Günel Iş arkadaşına katıldı kaçtı. Bir oğlu da var. Arazı sık bıraktılar. Cezasını hiç dört yıl çekmedi. Sə ne demek istemiyordum. Türmeden çıkınca buraya gel di. Seninle evlenmek istiyordu. Bilende ki, aile qurmusan sn, hüngür hüngür ağladı. Neden beni beklemedi? - Deyib, seni kınadı.
-Türmədən Çıkmasını biliyorum.
-Hardan Biliyorsun?
Riyadla aile qurandan sonra cezaevine onunla görü işe gittim. "Nasıl varsan, bana kabuldür. Gözle me ni! "- Dedi. Suçsuz olduğumu biliyordu. Ama aile qurduğumu ona diyemedim. Söz verdim, seni burdan tez çıxartdıracam. Riyad rica ettim, ne la zımdırsa onun için etsin. Mahkemede tanıdıkları çok dur.Namus, gayret meselesi olduğuna göre 10 yıllık ce zani, dört ile saldırdı. Beni gördükten sonra bir yıl yat dı. O, bir yılda Riyadla ona gereken her şeyi yolla mışam.
-Həə ... Araz diyordu ki, bir kişi bana sık sık gereken şeyleri getiriyordu. Soruşanda deyibler ki, qohumla rındandı. Demek o, Riyad imiş ...
-Ana, Riyad benim sadece eşim değil, hem de en yakın dostumdur, sirdaşımdır ...
- Kızım, ne iyi ki, bahtına iyi insan çıktı ...
-Ana, Hiç demedin, Araz rayondadı?
-Yox..Türmədən Çıkan dan bir ay sonra Ulyanovskiyə gitti. Diyorlar orada bir rusqızı ile yaşayır.Qanunla ev
lənməyib bir şekilde korur ...
Onu mutlu görsem, kendimi de mutlu sayarım ... Araz mert, gayretli oğlandır.O, benim kalbimden asla, hiçbir zaman çıxmayacax ...
-Ne Isə..Qızım, yol gəlmisən.Söhbətə vaktimiz çok ola caq. Atan da kebabı çəkib.Uşaqları da səsləyək.Görək neyniyirler? Ekmek yiyip, dincelsinler ...
Zərnazgilin Bakü'ye çabuk dönmeleri ebeveynlerinin ürə yincə olmasa da, kızının ailesinde narazılığın olmama sı için durumla barışmalı oldular.
***
Rüfetin teyinatını kendi bölgelerine alıp, yüksek öğrenimini başa vurması ailede düğün neşesi yarat mışdı.Xalidə 5il öğrencilik hayatını yaşayan oğluna çok lu leziz yemekler hazırlamıştı.
- Anan boyuna kurban! Sınavlar seni sıkıp. Bişirdiklərimin hepsinden ye. Rıfat, ne iyi ki, teyinatını kendi rayonumuza aldın. Sevindiyimdən bilmiyorum ki, ne deyim ... O gün olsun ki, çocuklar yiyesi olasan, ay bala! ..
Rıfat güle-güle dedi:
-Ay Ana, axı henüz evlənməmişəm ... Oğul-çocuk nedir?
-Ay Sakalı ağarmış, enstitüsü kurtardın, şimdi de evlen mek sırası ulaştı ...
-Tələsmə, Ay ana. Hele bir işlerimi yoluna koyayım ...
-İllər Ne çabuk geçti? Elinden tutup okula yaptığım gün sanki, dün, srağa gündü ... Başım karıştı, so ruşmaq aklımdan çıktı. Zərnazla görüşmədin? Akşam babanla ne haqdasa telefonla yaman çok konuştu. Bana bir söz demediler. Durumları nasıl?
Zərnazgillə araya geldim.
- Riyad, çocuklar nasıl?
-Hiç Onlara çocuk demek olmaz, böyüyübler. Riyad eskisi gibi çalışmasıyla meşğuldu. Zərnaz da iyidir. Kısacası, salamatçılıxdı.
-Təki Salamatçılıx olsun ... Rıfat, sen düşünceli, akıllı oğul. Biz de qocalmışıx. Babanın da kalbi hastadır. Inden bele esas işler senin ohdene düşecek ...
-Ana, Siz nasıl derseniz, ayrıca olacax. Merak etme yın, daha yanınızdadır ...
Ana, avtovağzala Arazı gördüm.Bakıdan birlikte gel dik.Deyir ki, Vatanı görmeye geldim. Zərnazı sordu, gözleri doldu. Yıllar geçse de onu vazgeçilmez.
-Ay Oğul, kısmet değilmiş ... Hiç kimse istemezdi böyle olsun ...
- Neyse ... Babam ne çok yattı? Gedim oyadım.
-Getme, Şimdi durar.Ürəyi ağrıyordu, ilaç verdim.
İşte bu arada yatak odasından Behbudun sesi geldi:
-Oyanmışam, Ay oğul! Geliyorum ...
Yeri göğü silkələyən Behbud eser kalma mışdı. Fazla arıqlamış, gözleri çukura düşmüş dü. Oğlunu görcek çocuk gibi kövreldi.
Hoş geldin, ay oğul, gözümün ışığı ...
Rüfetin başını ağrıyan kalbinin üstüne koyup bir süre böylece durdu. Halide kocasının kövrəldiyini hissedip, sesine zindelik katarak dedi:
-İyi Bakalım sen de ... Bu sıcakta bizi nasılsa eleme ... Erkek, Rıfat diplomasını aldı - kendisi de kırmızı. İli muzda işleyecek. Bizi tek qoymayacax.
Rıfat babasının kolundan tutup kanepede oturdu.
-Baba, Kendini nasıl hissediyorsun?
-Seni Gördüm, biraz iyileştim. Demek ki, kendi rayonumuzda işleyeceksen. Tamam işte ... Bakü'den ne haber var? Zərnazgil nasıl?
-Salamatçılıqdır.
-Təki Esenlik olsun. Arvad, çocuklar ekmekten-zad dan yeyibmi, hala çeneyi "xoda" salmısan?
-Anası Kurban onun boyuna-buxununa! .. Ne gerekiyor sa, yapmışım. A kişi, kalbimde bir isteğim var. Rıfat de yeke kişi olup ... Gelsene, okullar başlayana gibi oğlumuzu "baş-göz" yapalım ... Nişan için de çok şey ha zırdı. Sandığım dolu. Toy etmek de bizim için çə tin değil ...
Qəfildən ortaya düşen açık konuşmadan Rıfat utandı. Yüz-gözü ter bastı. Babası gözaltı oğlunun utangaçlığın fikir verdi. Kalbinde ise: "Annenin sütü helal olsun. Akıllı, terbiyeli olduğunu öyle burdaca gösterdin "- de di. Yüzünü Xalidəyə çevirip kaş göz eledi.
-Peki, Ay arvad ... Çocuğu utandırma. Ana-bala kendi ara nızda çözün, kimin kızını istiyorsanız seçin, qera rını bana dersin. El-adətiylə nasıl gerekiyorsa işimizi görürüz. Dərmanımı atım, biraz da dinleneyim.
Behbud yatak odasına geçti. Halide oğlunun yanında oturdu. Nevazişle yüz gözüne mesh çekti. Sonra alnın dan öpüp dedi:
-Utancaqlığını Yığışdır.De görüm, kalbine yatan var mı
-Birisi Var.
-Tələbə Yoldaşlarındandı, yoksa buralardandı?
-Ana, Hoşlandığım kızı siz de tanıyorsunuz. Geçen geldiğimde kendisi ile sohbet ettim. Fikrimi de bildirdim.
- Kimdir, ay oğul? İnstitutda okuyor?
-Məktəbi Henüz qurtarmayıb.Razılaşmışıq ki, orta mektedir bi bittikten sonra bölgede Pedaqoci texnikumda oxuyacax.
- Kimdir? De bakalım ...
-Ana, Zərnazın arkadaşı Minayə teyzenin kızı Çimnaz ...
-Ay Oğul, o senden çok küçüktür. İlk kez institute dan kesilip askerliğe gittiğimde o, ilkel sınıfa gidiyordu. Şimdi bilmiyorum kaçıncı sınıfta okuyor. Güzel kızdır, dal boylu, terbiyeli bir kız çocuğu, ama yaşı azdır. Ne deyim, vallah ... Yine kendin bilirsin.
-Narahat Olma, anne. Okulu gelecek yıl sona erer. Yüzük takıp bekleriz. O zamana kadar da çalışmalarımızı kurala salari. Kendim onu ​​texnikumda oxudacam. Önemli olan, birbirimizi seviyoruz.
-Ne Diyorum ki? .. Ondan fazlasını almayacaxsan ha? .. Gözümüzün önünde büyüdü. Zevkin de kötü değil. Allah hayır versin! Onda Zərnaza çağrı yapalım gelsin! El çi gidelim, nişan aparax.
Ben kendim gidip zil ederim. Sen atama kararımızı de, ama ben gittikten sonra ...
-Peki, Gözümün ışığı.
Rıfat giden gibi Halide kocasının yanına geçti.
- Ay kişi, ne çok yatdın? Dur bakalım, ne dersin? ..
Behbud gözlerini ovxalaya-ovxalaya ayağa kalktı. O, biri odaya geçtiler. Halide sık pürrengi çay süzüp kocasının yanında oturdu. Yüz-gözü sevinçten ışık saçıyordu. Behbud güle-güle dedi:
- Ne oldu, ay arvad? Göz "cibbildiyir", el-ayağın yere konulmamıştır ...
Halide sevincini gizletmirdi. Kocasının boynunu sar dı, rengi avazımış yüzünden öptü. Behbudun da keyfi ya vas yavaş açılıyordu. Mehribanlıqla karısını göğsüne sı xıb sordu:
-İclasınız Kurtardı?
-İclas Kurtardı. Kararımız imzaladığı ve "pecat" vurmak gerekir.
-Ne Karara geldiniz, kimin kızını seçtiniz? Kimin elçi taşının üstünde oturmalı oluyoruz?
-Ay Kişi, soruları dolu gibi üstüme yağdırma. Kulak ver deyim. Oğlumuz Zərnazın arkadaşı lezgi Minayənin kızı Çimnazı seviyor. Kızla muhabbeti de oldu.
-Ne Diyorum ki ... İyi, sakin ailenin kızıdır. Kimi iste yir onu da alalım. Zərnaza haber vermisiz?
-Hiç Zərnazsız hayır mıyız? Odey ... Rıfat gelir. Belki de telefon edip.
-Rüfət Babasını çay içen görünce həyətdən eve ol istəmədi.Ağacın altındaki skamyada oturdu. Ebeveyn leri bildiler ki, Rıfat utançtan orada oturup. Beh uyluk karısına işaret etti ki, oğlunu eve çağırsın. Halide kaldırıma çıkıp dedi:
-Rüfət, Eve çık, işimiz var. Merak etme, her şey qay dasındadır.
Rıfat yavaşça eve geçti. Babası qayğıkeşliklə sordu:
-oğul, Kız kardeşinle ister konuşabilir mi?
-Danışdım, Baba. Sabah erkenden bölgede olacax.
-Arvad, El-ayağımızı yığışdırax, çalışmalarımızı planlaşdırax. Oğul, sen de get dincel ...
Ailede neşeli bir ruh hali hüküm sürüyordu. Sabırsızlıkla Zərnazgilin gelişini bekliyorlardı. Rıfat geceyi-sabaha gibi uyuyamadı. Akşam tarafı Çimnazla görüşmeyi, kendisine söylediği şad haber, Çimnazın sevgi dolu bakışları kinolenti gibi gözünün önünden geçti. Bizatihi ge doğrusu uzunluğundan şikayətlənsə de, sabah vaktinde açıldı.Dan yeri söküldü. Bir-bir, iki-bir horozların banı duyuldu. Güneş dağların arkasından boylanmamış, Ru
FET bahçedeki dut ağacına çıkıp şirin tutlardan yeye-yeye Çimnazgil tarafa boylanırdı. Heyet-Bacalarda qo yun-kuzu meleşmesi, komşuların birbirini seslemesi, makine sesleri yeni günün başlandığını haber veriyordu. Ağacın başından o tarafa, bu tarafa boylananda sokak lerine taksi makinesi döndüğünü gördü. Bildi ki, gelen Zərnazdır. Tez ağaçtan düşüp avlu kapısını açmaya qaçdı.Yanılmamışdı. Sevinç ablasının boynuna sarıl dı. Sonra şaşkınlıkla sordu:
Bes niye tek geldin?
-Riyadın Işini misin? Herhangi bir ağır suç işini açmakla meşguldürler. Zararı yok. Nişanı edelim, toyu na gelecek.
Annesi de kızını karşılamaya çıkmıştı.
-Seni Hep hayır işlere gelesen, kızım ... Bes Riyad, nevelerim hanı?
-Riyadın Önemli işi vardı. Nevelerin de öbür büyükannesinin yanındadırlar. Acele geldiğim için telefon edip onları eve gətizdirmədim.Yenicə gitti. Inciye edebilmek olacaktır rinden korkar da hiç bir söz söylemedim.
-Neynək, Kızım ... Onların da torunlar, bizim de ... Sağ lık olsun, genel düğüne gelirler. Oyleş, çay iç, ekmek ye, yoldan geldin. Dincel, sonra çalışmalarımızı plan dırax.
Aile birlikte diye güle sabah yemeğini yedi. Zərnazın sevinci yere-göğe sığmıyordu. Nihayet, onların da evinde el adeti ile düğün olacaktı. Fikirleşirdi ki, ata-anasının yüzünü ben güldürməsəm de, kardeşim o sevinci, o fe rehi onlara ihsan edəcək..Ancaq annesinin görüşlü, meşgul bazen mutfağa, kah öbür odaya gidip gelmesi diqqə tinden şaşmadı. Bunu hem babasının hastalığı, hem de Riyad'ın, çocukların gelmemeleri ile bağladı. Kızın fikrinde başka yozum yoktu.Annesi bir sonraki de fe mutfağa geçince Zərnaz onun kolundan tutup sax ladı:
-Ana, Nedense gözüme rahatsız görünüyorsun. Elçiliye gitmeye hazırlaşdığımız günde ne oldu sana?
Halide hime bəndimiş gibi kalbinden geçenleri dedi:
-Qızım, Senden ne gizledim? .. Rüfetin evlənməyinə ha Midan çok ben seviniyorum. Ama, sevdiği kızın yaşı çok azdır.Orta okulu henüz bitirməyib. Rıfat diyor ki, nişan taxaq okulu qurtarmağını bekleyelim. Bu taraf den de babanız bile xestedi. İsteyirdim öyle bir kız olsun ki, sık nişanlayıb, tez de düğün yapalım. İşin içinden bir iş çıkar. Ne diyeyim? Oğlumuz kızı istiyor, durum de ki,
işte böyle ...
Zərnaz annesini sakinleştirdi:
-Qismet Allah'tandır, ay ana. Hiç kimse bilmiyor ki, yarın başına ne gelecek. Ele hey kızdan konuşuyorsunuz. Bir de mirsiniz ki, kardeşim kimin kızını seviyor?Rıfat sık yerinden dillendi:Sen o kızı tanıyorsun. Biliyorum ki, gibi olacaktır. Ge len yıl okulu bitirir. Nişanlayıb, ne kadar gerekiyorsa bekleyeceğim. Teki, birbirimize qovuşax.
DEVAM EDECEK-1.BÖLÜM-3


Bu yazı 1786 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • ÇILDIR GÖLÜ’NDE KIŞ ŞÖLENİ 2018
    ÇILDIR GÖLÜ’NDE KIŞ ŞÖLENİ 2018
  • Yalnızçam Kayak Merkezi Açıldı
    Yalnızçam Kayak Merkezi Açıldı
  • ARDAHAN EMİTT FUARINDA
    ARDAHAN EMİTT FUARINDA
  • Ardahan da Kartpostallık Kar Görüntüleri
    Ardahan da Kartpostallık Kar Görüntüleri
  • Çıldır Gölünde Böylesi İlk Defa Oluyor
    Çıldır Gölünde Böylesi İlk Defa Oluyor
  • Başbakan Binali Yıldırım Ardahan da
    Başbakan Binali Yıldırım Ardahan da
  1. ÇILDIR GÖLÜ’NDE KIŞ ŞÖLENİ 2018
  2. Yalnızçam Kayak Merkezi Açıldı
  3. ARDAHAN EMİTT FUARINDA
  4. Ardahan da Kartpostallık Kar Görüntüleri
  5. Çıldır Gölünde Böylesi İlk Defa Oluyor
  6. Başbakan Binali Yıldırım Ardahan da
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Ardahan Belediyesi Tiyatro Günleri
    Ardahan Belediyesi Tiyatro Günleri
  • Aslan Çetelerinin İnfaz Görüntüleri
    Aslan Çetelerinin İnfaz Görüntüleri
  • ARDAHAN'DA 23 ŞUBAT KURTULUŞ COŞKUSU
    ARDAHAN'DA 23 ŞUBAT KURTULUŞ COŞKUSU
  • Çıldır Kristal Göl Kış Şöleni Nefes Kesti
    Çıldır Kristal Göl Kış Şöleni Nefes Kesti
  • Çıldır Kristal Göl Kış Şöleni Nefes Kesti
    Çıldır Kristal Göl Kış Şöleni Nefes Kesti
  • Ardahan ın Tanıtım
    Ardahan ın Tanıtım
  1. Ardahan Belediyesi Tiyatro Günleri
  2. Aslan Çetelerinin İnfaz Görüntüleri
  3. ARDAHAN'DA 23 ŞUBAT KURTULUŞ COŞKUSU
  4. Çıldır Kristal Göl Kış Şöleni Nefes Kesti
  5. Çıldır Kristal Göl Kış Şöleni Nefes Kesti
  6. Ardahan ın Tanıtım
VİDEO GALERİ
YUKARI