Bugun...


Gülafet BAYRAM


Facebookta Paylaş









AZAP’IN SONU Roman-2
Tarih: 26-01-2018 00:42:00 Güncelleme: 26-01-2018 00:42:00


- Biliyorsun Arzu, dün sizde utanclığımdan kendime yer bulamadım. Benim nişanlımın annesi babası size taziyeye gelmişlerdi, bizimkiler gelmediler ama... Babam yaşasaydı, her şey başka türlü olurdu. Annemin de, kardeşimin da hegemonluğunun önüne alırdı. Ne ise ... Bir bardak şirin çay verim içirsen mi?
Arzu başıyla "evet" - dedi. Rasim mutfağa geçip çay hazırlayanda Kasım da yukarı kattan düdük çala çala iniyordu. Rasim daha dayanamadı:
- Kasım, bu zamana kadar sana bir söz söylemedim. Ama görüyorum ki, sen o denli üstün değil sin. Bir kanacağın, marifetin olsun! Karının durumu ortada. Genç kardeşini kaybetti, ancak sen utanmaz utanmaz düdük çalırsan. Hiçbir şey umurunda değil.
Kasım alay ile:
- Aziz kardeşim, sen Allah bağışla! Ben şal alıp ağlamalıydım, yüz gözümü cırmalıydım, Arzu hanım'ın önünde baş egmeliydim, ancak yapmadım ...
Sonra ciddi şekilde:
- Belki, bana akıl vermek istiyorsun? He? Ne yapıyorsam çok iyi ediyorum! Kendim bilirim! Duydun mu?
Rasim kardeşiyle yüz yüze durdu:
- Sen adam değilsin! Daha doğrusu, erkek değilsin
Kasım kardeşinin hakaretine dayanamayıp onu vurmak istedi. Rasim hızlı terpenib öyle havadaca onun elini tuttu. Kolunu arkasına burub kapıdan çıktı.
- Git, keyfine bak! Odaya geçip hastayı rahatsız etme!
Gürültüye annesi hemen yetişdi.
- Boy, başıma hayır! Bu ne olan işdi ya? Sabahleyin neden kavğa ediyorsuz?
Kasım öfkesinden bembeyaz olmuşdu. Annesini görünce elini kolunu ölçe biçe kardeşinden gileylendi:
- Görüyor musun, anne? Senin oğlun yabaçı kızını, Allah'ın dengesizini benden üstün tuttu.Bak sen, onu nasıl da savunuyor. Gelinin el altından çocuklarımı kardeşimi aleyhime kaldırdı. Onunla sonra konuşacağım! - deyib kapıdan çıktı.
Rasim hiçbir şey olmamış gibi şekerli çayı hazırlayıp Arzuya verdi.Arzu endişeyle:
- Rasim, bana göre kardeşinle aranı bozma. Vallah, tüm bunların bedelini benden çıkacak.
- Kimin cesareti varsa, sana bir söz desin. Bu kadar şiddet, azap olamaz ya!
Annesi sinirli halde Arzu yatan odaya geçti:
- Sağ ol seni, böyle oğul! Bir yabancı kızına göre annene, kardeşine acımasız, vahşi diyorsun?Bi de kardeşine utanmadan sayğısızlık yapıyorsun ya..
Rasim sinirlerini hakim olamadı:
- Peki ,siz bu elden cemaatten hiç utanmadınız mı?Düşmanınız değildi ki? Dünürünüz işte..Genç oğlu öldü,taziyeye de gitmediniz ya. Tamam..Geline saygı göstermiyorsuz...Şunu bi şekilde sak ladız.. İçyüzünüzü herkese belli ettiniz. Sizin yerinize ben utanclık yaşadım ,mahçup oldum!
Rehime kızmış halde bağırdı:
- Sesini kes! Karnımdan çıkan bana iş öğretecek. Neden utanmalıyız ki? İyi dünür olsalardı yasına beni bırakıp, başka yerden hoca çağırmazlardı.
Annesinin bu yanıtı Rasimi çıldırtdı. Arzunun içi daraldı. Rasim ona sık ilaç verip yine annesine taraf :
- Anne, sen ne konuştuğunu anlıyor musun?Adamın aniden genç oğlu kalp krizi geçirip, öldü. Sen oraya hoca olarak değil, dünür gibi getmeliydin. Dügün yapmıyordu ki, seni çağırmadığı için kırılasın da.. Sonrası da bu yıllar boyunca onun kızını baba evinden mahrum ettiniz. Yap tığınız hangi iyiliğe, saygıya göre size söz söylenilmeli? Bir de ki, anne, sen düne kadar tüccar idin. Şimdi kendini gerçek hoca mı sanıyorsun?Eğer öyleyse neden müselmanlığınızı,Allahı hatır lamı yorsunuz? Neden Arzuya bu azapı veriyorsuz ?
Rehime kendini tutamadı:
- Kes sesini! Karısının da yanında böyle konuşsan başımızda ceviz kırar ki! Senin gibi oğula haram olsun! Bir yabancı kızından dolayı gör annene neler söylü yorsun! ..
- Yanlış konuşuramsa haram olsun! .Ayıp ya! Kendinizi arsız utanmaz yerine koymayın. Bugün yarın öbür gelinini de getireceksin. Ona da böyle yapacaksanızsa, ilk baştan söyleyeyim ki, ne ev lenmeyecegim, ne de bölgede yaşamayacam. Rehime oğlu ile daha fazla kavğa etmek istemedi:
- Ben buraya seninle kavğaya gelmedim. Şimdi, prinçes iyidi. Hadi, çık git işinle meşğul ol!
- Gidicem.Ancak Aysunu buraya çağıracam.Arzunu yalnız bırakmak olmaz.
Rehimenin gözü kafatasına çıktı:
- Rasim, kafa mı yedin?Dügün yapmadan nişanlının burda ne işi var? El cemaat adama ne der?
Rasim alaylı güldü.
- El alemden ayıp edenler böyle rezillikler etmiyorlar. Nişanlımı kardeşımgile getiriremse burda ayıp olacak bir şey yok - deyib, Aysunu aradı.
Arzunun yine hali fenalaşdı. Rasim mecbur olup bir de doktor çağırdı. Doktor hastaya acil se rum koydu. Ona son derece sessizlik gerektiğini belirtdi. Rasim anasına da kesinlikle anlatdı ki bu tarafa geçip Arzunu rahatsız etmesin.
Aysunun gelmesi Rasimi bir çok kaygılardan uzak etti. O belli işlerde zorluk çekse de başar dığı yardımı yaptı. Aysunla Arzunu baş başa bırakıp işe gitti ...
Aysun gelin gelmeden bu evdeki iklimden haberdardı. Kasım hakkında onun da ebeveynleri iyi fikirde değillerdi. Ancak Rasim ondan farklı olarak alicenablığı, içtenliği ile akraba, dosttanış arasında büyük saygı kazanmıştı. Aysunla Rasim bir birini saf sevgiyle seviyordu. İşte bu sevgi nin büyüklüğü kız evini razı olmaya mecbur etmişti ...
Aysun Arzuya teselli verdi, gerekli yardımı gösterdi. Söhbetarası Arzunu bu kadar aciz olmakta, kendi hakkını korumamakda kınadı. Sonra ellerini tutarak:
- Arzu,seni nerdeyse kınasam da kocanın korkunç adam olduğunu biliyorum. Böylesini anlat mak, düzeltmek çok zor. Kaynvalidemiz da ülkeye burakılası değil. Ne ise ..Senden hiçbir şeyi saklamıyorum. Düğünden sonra Rehimenin başına bir oyun açacam ki, senin ayağına düşecek ...
Arzu gamli-gamli Aysunun yüzüne baktı:
- Sen hala çok şeyi bilmiyorsun. Onlarla felek de başaramaz ...
- Bildiklerim yeterlidir. En çok suç Kasımda. Erkek karısına sayğı ,sevgi göstermedikde kayın valide de, başkaları da paspas ediyor. Biliyorum ki, Rasim asla bana karşı Kasım gibi olamaz.
Arzu sık dillendi:
- Hayır!Hayır!Ne diyorsun? Rasimi doğma kardeşim gibi çok istiyorum. O bunların dengi değil dir. Diyorlar, rahmetlik babasına benziyor karakterce. Kaynatamız ağır hastalığa yakalanan gün den Rehime hakimiyeti eline alıp.Hangi yuvanın kuşu olduğunu çoğu kişi bilmiyor. Rasim olma saydı oğlu ile birleşip beni öldüreceklerdi
Aysun ona kayğıyla:
- Az daha dayan ... Seni asla yalnız bırakmıyacaz ...
 
***
 
Arzunun kardeşinin 40'ı yeni çıkmıştı. Akşamtarafi Kasım avluda oturup elemanı ile tavlo oynu yordu. Bu gece yine de misafirleri olacaktı. Keyfi saz idi. Rehime oğlunun moralının iyi oldu ğunu görüp yaklaştı:
- Kasım, gelsene bu yakında Rasimin düğününü yapalım. Dünyanın işini bilmek olmaz. Birinci gelinden yarımadım. Belki, bu gelin evimize mutluluk getirdi ...
Kasım elinde cütlediyi zeri atıp güle güle dedi:
- Annemin gönlüne oğul düğününde oynamak düşmüşse, günü sabahdan gidelim kız evi ile konuşalım.
Arzu mutfaktan onların sohbetini duydu. Vücudu tir tir esmeye başladı. Kalbinde: "Benim karde şimin kabri soğumamış, gözümün yaşı kurumadan bunlar düğün yapmak istiyorlar. Rasim buna yol verecekmi?"Kendini ele alıp yemek hazırlamakla meşgul oldu.
Rehime oğlundan onay aldığı için gülerek mutfağa geçti. Baştan ayağa Arzunu süzdü. Sonra ağzını büzerek söyledi:
- Bu günlerde Rasimin düğününü yapacağız ...
Sözüne ara verip Arzunun ne diyeceğini bekledi. Istiyordu ki, gelin bir şeyler desin, o da bunu kendisine avantajlı şekilde yozub Kasıma şikayet etsin. Kardeşi öldükten bu yana dövülmeyen Arzuya bir ders verdirsin ..Gelin kayınvalidesinin fikrini gözünden okuya bilmişti. O yüzden de bir söz demeden sakitce gözyaşları akıttı. Rehime Arzunun dinmediyini görünce biraz da kıcıklandı:
- Kaldır gözünün çirkli suyunu! Senin kardeşin öldü diye ben oğluma düğün yapmayacağım mı? Yıl boyu yas mı saklayacağım? Mattem tutmak annene kısmet oldu. Bana ne? ..
Bahçeden Rasimin sesini duyunca konuşmayı kesip sık oğlunun yanına gitti:
- Rasim, iyi ki, zamanında geldin ....
Rasim kanıkara halde annesine sözünü demeye müsait etmedi.
- Derhal bölgenin yeni savcısı Hasanli Kasımı yanına çağırıp.
Rehime alay ile:
- Eee ne olsun..Öyle çağrıları çok gördük. Kasım kendisi gidip hall edecek. Biz seninle ayrı konu yu yapmak istiyoruz ...
Kasım savcının çağrısını duyunca kızıp tavlonu masaya çırpdı. Onun bu harek tinden elemanı çok irkildi. Yüzünü Rasime çevirip dedi:
- O köpekoğlunu nerede gördün?
- Senin değirmeninde ...
Kasım şaşkınlıkla sordu:
- Orda ne arıyordu?
- Tüm nesnelerini dolaşıp seni arıyormuş ..Deyibler değirmende olur. Beni görüp ciddi şekilde uyardı:
- Kardeşine söyle, çabuk yanıma gelsin!
Rehime Kasımdan sordu:
- Oğul, sen onun ağzına bir şey atmamsısan mı?
Kasımi'ın moral motivasyonu bozulmuştu. Şaşkın halda dedi:
- Anne, yeni savcıya bi şeyler şpiyonlamışlar. Geldiği iki aydır. Bu süreçte birkaç kez fazla para teklif ettim. Yakına bırakmadı.Adamlarıyla beni takip etdiryor,yaptığım işlerle ilgileniyor. Sanırım, onunla başka türlü konuşmalı olacam
Elemanına anlattı ki, “misafirlerin” gelişini biraz ertelesin. Acele arabasını çalıştırıp kapıdan çıktı. Rehime savcının adresine küfr edrek kendi evine gitti. Rasim yigenlerinin odasına geçti. Onları gezdirmeye götürmek için Arzuya söyledi ki, elbiselerini geyindirsin. Çocuklar neşeyle amcalarının kucağına atıldılar. Arzu kıyafetleri getirende Rasim baktı ki, onun gözleri kızarıp.
- Arzu, seni yine üzdüler mi?
Arzu çocukların yanında ağlamak istemedi, ancak göz yaşları onu boğuyordu. Rasim onun kolun dan tutup mutfağa geçti.
- Arzu, kardeşinden bir şey saklama. Söyle bakalım, neler oluyor?
Arzu kendini bir şekilde topladı:
- Rasim, iki gündür kardeşimin 40'ı çıktı. Annen yanıma gelip söyledi ki, bu günlerde sana dü ğün yapacaklar ...
Rasim haberi çok sakin karşıladı. Hiçbir şey olmamış gibi dedi:
- Arzu, kaynvalideni tanımıyor musun? Kendiliğinden karar vermeye öğrenip. Benim fikrimi bilmeden neden böyle sarsılıyosunr ki? Bi kez anla: Ben özel hayatımı birilerinin talimatı ile idare etmem. Aysunla kendi planımız var.Dügünle alekalı duyduklarını kafana takma. Kardeşi nin yılı çıkmamış bu iş olmuyacak. Sana söz veriyorum. Emin olabilirsin.
Arzu sık gözünün yaşını silip minnettarlıkla Rasimin boynunu kucakladı:
- İyi ki, sen beni anlıyorsun.Yoksa, bu acılara tahammül edemezdim.
Rasim kayğıyla :
- Azabın da sonu olur. Üzülme. Her şey iyi olacak.
Arzu çocukları zevkle giydirip amcasıyla gezmeye uğurladı. Rasimin kararlılıkla verdiği söz onu sakinleşdirse de akşam Kasım'ın misafirleri olacağını düşünüldüğünde yine içi daraldı.Onun kötü emellerine karşı bir şey yapamayınca, onun ağır şartlarını kabul edip böyle manevi acılara dayan dığına göre kendi kendisine darıldı. Kulağına tuhaf bir ses geldi: "Bu kadar itaatkar, aciz olma! Olma! ". Ses birkaç kez yankılandı.Arzu elleriyle kulaklarını ovuşdurdu. Ses yine de tekrarlan dı.Arzu sesin büyüsüne düşmüştü. Ona öyle geliyordu ki, sesin sahibini tanıyor. Ancak bir türlü hatırıayamıyordu. Bu arada avlu kapısı çalındı. Arzu kapıyı açınca gördü ki, restoran aşçılarıları kazanlarda hazır yiyecekler getirdiler. Arzu bilmedi onlara ne söylesin. Orta yaşlı erkek yemek kazanını ona verdi
- Bunları Kasım sipariş etti. Lütfen alın.
Arzu korkusundan tek kelime söz demedi. Yemek kazanlarını ikinci katın merdivanına koyup onun için sadece birinci katta ayrılmış odaya geçti. Çocuklar evde olmadığına göre yürekdolusu ağladı. Sonra ellerini göğe açıp Allah'a dua etdi: "Allahım, kendin her şey biliyor ve görüyor sun.Bu kadar sabırlı olma. Yardım eyle çektiğim acılar bitsin. Kasımı doğru yola getir. Kötü lüklerden uzak olsun! "- deyib, yeniden mutfağa geçti. Çocuklar dönünceye gibi akşam yemeğini hazırlayacaktı. Çok çekmedi ki,Kasım "müsafirleri" ile geldi. Birinin adresine o ki var küfür ediyordu. Arzu dikkat edende anladı ki, küfürler savcının adresine. Kalbinde: "Sanırım, onunla anlaşamayıp. Bu kez taş kayaya rast geldi ". Yemek tencereleri merdivenlerde görüp Bakü'den özel onun için gönderilmiş "ceylanlara" dedi:
-Bunları arabaya koyun. Yukarıdan "lezzetleri" alıp geliyorum.
Kızlar sevinerek yemekleri arabaya koydular. Kasım ellerinde şırıngalar ve kağıda sarılmış am pülleri acele alıp evden çıktı. Savcı kanını karaltsa da o "ceyranları" elden vermek istemiyordu. Yedek ederek kızları bu kez arkadaşının dağ eteğinde yaptırdığı eve getirdi. Savcı Ali tarafından hazırlanmış ameliyattan ve takip edilmesinden haberi olmayan Kasım dostunun evinde keyifde idi. İyice yiyip içip, iğneden de vurmuştu. Getirdiği konuklardan birine - İrinaya ne kadar ısrar etse de kız iğne vurmayı Kabul etmedi.. Bu nedenle kız hareketleri düşünceli yapıyordu.
Kasım'ın çirkin işleriyle ilgili elinde yeterince olgular olan savcı ona birkaç kez uyarmıştı. Para sına, arkasında dayananlara güvenen Kasım son konuşmasında savcıya meydan okumuştu. Evinde uyuşturucu maddeler barındırdığını, orada ahlaksızlık yuvası yarattığını bilen Savcı Ali Kasıma yakın olan adamlardan birini kendi tarafına çekmiş, cinayeti tam tasdik edilecek bir sonraki "konuklardan" birinin polis görevlisi olması için o kişinin yardımından kullanmıştı. Gizlin çekim için İrinanın çantasına küçük kamera da yerleştirilmişti. Kasım'ın keyfi 99'u vuranda öbür kıza emretti ki, "Köbek" dansı etsin. Kız başardığı gibi köbegini atarak dans etti. Kasım ondan memnun kalmadı. Elleriyle kızın zarif belini sımsıkı sıktı.
- Sana verdiğim paralara göre isteklerimi yüreyimce yapmalısın! Anladın mı?
Kız ağrıdan nasıl bağırdısa İrina korkudan kendini kapıya doğru attı. Kasım masanın gözünden tapançayı çıkarıp kaçmak isteyen kız hadaf aldı:
- Nereye koşuyorsun? Şimdi sıra senin. Kafatasının dağılmasını istemiyorsan, geri dön!
İrina yerinde donup kalmıştı. O biliyordu ki, savcı operasyona başlamış, ev kontrol altında. Kamera da gereken bölüm çekti. Anlık kapıyı açıp kaçmak istedi. Ancak tereddüt etti. Kasımdan her şey bekliyordu. Çileden çıkan Kasım kızı korkutmak için ateş açtı. O, kasten duvardaki tabloyu hedef almıştı. Kız yavaşça dönüp sandalyada oturdu.
Kurşun sesini duyan Hasanlı eve girmeye emir verdi. Kasım tapançanı beline geçirip kendi sinden memnun halde koltukta yaykanmışdı. Dans eden kız onun şaka yapmadığını anlayıp gönlünü almak için onun kucağında oturdu, yüz gözünden öpmeye başladı. İrinanın dikkati cam da idi. Arkadaşlarının gölgesini görmüştü. Yüreginde: "Kasım, senin de burnun ovular" – diyor du. Öteki kız Kasımı yalancı öpücüklerle mest ettiginde kapılar da, pencereler de ayni zamanda açıldı. Polisler ona teslim olmak emrini verdiler. Kasım bir eliyle kucağında oturan kızın saçından tutup kenarda bıraktı. Öbür eliyle silahını sık çıkarıp kızın gicgahına diredi:
- Bana yakın gelmeyin,yoksa bu kızları öldürecem! Sizi buraya yollayan adamla erkek gibi konuşmak istiyorum!
İşte tam bu sırada Hasanlı eve girdi:
- Kızı bırak, silahı yere koy! Nasıl gerekiyorsa konuşalım!
Kasım savcını görünce biraz da kızdı.
- Demek ki, tuzak kurmuşsan!Sana uyardım ki, bana takılma! - deyib, düz savcının kalbini nişan aldı.
Bunu gören polis memuru - İrina hızlı meyve bıçağını alıp arkadan Kasımın sırtından vurdu. Kasım yüzüstü yere yıkıldı.Savcı kıza bağırdı:
- Sen ne yaptın? Zırhlı yelekte olduğumu bilmeliydin! Ayakta olduğumu da mı gözün görmedi?
İrina yanlış yaptığını anladı. Artık geçti. Bıçak Kasım'ın yüregine vurulmuştu. "Ambulansa" çağrı yaptılar. Polis memuru Kasımın nabzını yokladı:
- Sayın savcı, nabzı vurmuyor ...
Savcı tersters bıçağı vuran kızın yüzüne baktı. İrina kendisini savunmak istedi:
- Korktum ki, kurşunu başınızdan vurur ...
Savcı kızın sözüne aldırmadan polislere talimat verdi:
- Öteki kızı şubeye, cenazeni de morga götürsünler! .. Salimovla, Muhtarov da benimle gidecekler ...
Savcı elemanları ile birlikte Kasım'ın evine geldi. Hava karalmıştı. Arzu avluda polisleri görünce şaşırdı:
- Size kim lazım?
Savcı Ali ağır ağır adımlarla Arzu’ya taraf geldi. Görünüşte güzel, ama oldukça aciz, mütevazi görünen Arzu’ya dikkatle bakıp, teessüfle başını terpetti..Bed haberi birdenbire söylemek istemi yordu. Bağ bahçaya, üçkatlı eve dikkat etti. İkinci kata çıkmak isteyince Arzu dillendi:
- Lütfen, yukarı çıkmayın. Kasım oraya çıkmayı bana yasakladı. Hiç bırakmaz.
Savcı bir iki basamak kalkmıştı ki, Arzu yalvarmaya başladı:
- Allah aşkına! Yukarı çıkmayın! Kasım gelip beni öldürecek. Kendisi geldiğinde ne kadar isterseniz ...
Savc ona öyle manalı baktı ki, Arzu kelimesinin ardını söylemedi. Savcı nazikçe merdivan dan dan indi. Arzuyla yüz yüze durdu.
- Kızım, merak etme. Kasım daha sana acı vermeyecek! Dögmeyecek, sögmeyecek ve de bu eve gelmeyecek! Anladınmı ?
Savcının söylediklerini öncelikle Arzunun aklı almadı, nasıl derler, başına çarpıp döndü. Savcı polislerle ikinci kata kalkınca ona anlaşıldı ki,Kasımın başına iş geldi. Korkudan vücudu titredi. Düşmemek için sık merdivanda oturdu. Rasimle çocuklar geziden döndüler. Oğlu Azad sık ​​dillendi:
- Anne, kapıda polis aracı var.
Rasim heyecanla sordu:
- Arzu, burda neler oldu?
Arzu dili topuk çala-çala söyledi:
- Rasim, po-polisler üst katta. Kendin sor onlardan ...
Rasim acele merdiven yukarı kalktı.Savcı onunla samimi görüştü ve durumu anlattı :
- Rasim, kardeşinin çirkin emellerinden muhtemelen habersiz değilsin. Yıllar var ki, rayonda kanun dışı işler yapıyor.Dövlete bile karşı çıkıyor.Kimseyi dinlemiyor. Bende olan bilgiye göre bu evi ahlaksızlık yuvasına çevirip. Uyuşturucu maddeler kabul edip genç kızları, oğlanları da saptırır.Eşine verdiği acıları, şiddeti ,azapı da el-cemaat konuşuyor.Kimse de ona gülden ağır söz söylememiş. Birkaç saat önce seninle haber yolladım ki, yanıma gelsin. Kanunsuz işler yaptığını anlatmaya çalıştım. Düz yola dönmesini istiyordum. Sonunda bana tehdit geldi. Verilen bilgilere göre bu kez arkadaşının evinde keyif meclisi kurmayı planlamıştı. elemanlarımızla operasyon hazırladık. Teslim olmasını talep ettim. Bana ateş açtı. Zırhlı yelekte olduğumu bilmeyen elema nımız arkadan bıçakla onu vurdu. Yerinde keçindi.
Rasim kardeşinin ölüm haberini duyunca kalbini tutup yere çöktü. Rengi ağardı. Ona sık ilaç verdiler, yüzüne su vurdular.Savcı Ali yaşanan olaydan üzüldüğünü bildirdi. Sonra elini Ra sim’in omuzuna koyup dedi:
- Rasim, senin hakkında toplum hoş sözler söylüyor. Kardeşine benzemedigini diyorlar. Eminim ki, meni doğru anlayacaksın.Kasımın çirkin emellerine ne zamansa, kimse son koymalıydı. Biz onu öldürmek niyetinde değildik. İstiyorduk ki, kanun önünde cevap versin. Teslim olmadı. Ben bir daha üzgüldügümü sunuyorum. Olanlara rağmen görev borcumu yerine yetirmeliyim. Evde arama yapılmalı.
Rasim sarsılmış durumda savcının yüzüne baktı.
-Kanun neyi teleb ediyorsa onu da yapın! - deyib, Arzugilin yanına geldi. Çocuklar da annesine bakıp ağlıyorlardı. Rehime bağırtıyla avlu kapısını açtı. Dizlerine vurarak, ağlayarak Rasim’e dedi:
- Rasim, kardeşini öldürdüler!Morga doğramaya götürdüler.Koyma yavrumu yarsınlar! Işbirlik çilerin oğlumu ele verdiler! Kasımı öldürenin annesi meler kalsın! Kasım gibi oğula kıymak olur muydu? Namerdler onu arkadan vurdular!
Rasim annesini sakinleştirmeye gayret etti:
- Anne, kendine gel. Her şey bildiğin gibi değil. Bağırmakla küfr etmekle Kasımı hayata dön deremeriz.
Rehime Arzunu ağlayan görünce sanki yarasına tuz bastılar.
- Yalandan gözünün suyunu akıtma! Eline kna koy, git oyna! Kasımdan canın kurtardı. Bu boyda mülk, zenginlik sana kaldı. Bu derde katlanmak olur mu hiç? Oğlum ölsün, varım-mülküm yetim yesire kalsın? Ay köpeğin kızı, kalk ayağa! Çal, oyna! Höş güne çıktın!
Bahçedeki gürültüyü duyan Hasanli sakince aşağı indi. Rehime’ni baştan ayağa süzdü. Hangi yuvanın kuşu olduğunu iyi bilse de evladını kaybetmiş anneye başsağlığı verdi. Sonra ciddi şekilde dedi:
- Gelinle işin olmasın! Gelipgideninizi uğurlamaya hazırlaşın. Kasım’ın yeddisin den sonra savcılığa gelmelisiniz.Kanun karşısında yılların hesabını vereceksiniz..
Rehime savcıya ağzına geleni söyledi,küfr etti. Oğlunun masum olduğuna inandırmak istedi. Polis elemanları ellerinde iri torbada uyuşturucu maddeleri ve bir adet otomatik, iki adet pistaleti görünce Arzunun gözleri kellesine çıktı. Rehime yudkunayudkuna kaldı. Savcı Rasime yüzünü tutup dedi:
- Eminim ki, senin yardımınla bu çcuklar düzgün eytim alacaklar. Arzu kızımızın da çektiği acıla ra , azaba son verilecek...
Rehime dayanamadı:
- Söylüyorum ya ... Eline kna koyup oynasın! Arzu hanım, mutlu güne çıktın!
Savcı Rehime’ye ters ters baktı. Arzu’ya başsağlığı verip gitti. Rehime de beddua döke döke, ağlayarak evlerine geçti. Rasim çocukların korkmaması için onları Arzu’nun anasıgile götür meyi münasip sandı:
- Arzu, sen üst kattakı evleri temizle. Ben çocukları sık annengile bırakıp define hazırlık işleriyle meşgul olacağım. Kendini bırakma. Annemin sözlerine aldırma. Inden böyle kimse sana azap veremeyecek!
Arzu heyecanla ikinci kata kalktı. Gelin geldiği evde en son ne zaman olduğunu hatırlamıiyor du. Arama aparıldığından her şey birbirine karışmıştı.Çevreye dikkat ettii.Kasımın sapık kızlarla görüntüleri masanın üstüne sepelenmişdi. Şırıngalar, kullanılmış ampuller yere dökülmüştü. Nereden ve neden başlayacağını bilemiyordu. Birce onu biliyordu ki, çocukları babasız kaldı. Kasım ona ne kadar azap verse de, Arzu asla acımasız kocasına ölüm arzulamamışdı. Bu ani ölüm haberi onu çok sarsmıştı. Dikkatli yatak odasına geçti.Kasımın kıyafetleri çarpayının üstüne tplanmıştı.Mobilyaların kapıları sonuna kadar açılmıştı. Asılkanda sadece yeni evlendik lerinde aldıkları beyaz takım elbise vardı. Arzu kostümü alıp ceplerini yokladı. Sol cebinden eski otobüs bileti, içeri cebinden Kazsımın dağda çektirdiği fotoğrafı çıktı. Resim son zamanlarda çekilmişti. Ve bu şekli Arzu ilk kez görüyordu. Kasım resimde öyle bakıyordu ki, sanki "dünya benimdir" - diyordu. Arzuya öyle geldi ki, Kasım hareket ediyor, onu parmağı ile tehdit edi yor.Çabuk resmi yatağın üstüne attı.Kasım'ın bağırtısı,küfürleri,hakaretleri kulağında seslendi. Kulaklarını tutup odadan çıkmak isteyince merdivenlerden ayak sesleri duydu. Korkusundan yerinde donup kaldı. Arzuya öyle geldi ki, Kasım basamakla kalkıp şimdi onu öldürecek. Ayak sesleri yaklaşırken Arzu ellerini ileri uzatıp dehşetle bağırdı:
- Kasım, beni öldürme! Yemin ederim ki,Rasim burayı temizlemeyi görevlendirdi. Yakın gelme, öldürme! - deyib, kapının ağzındaca tabana çöktü. Valide ikinci kata kalktığındaa Arzu’nu bayılmış halde gördü. Çabuk onu kanepede uzatıp yüzüne su attı. Biraz geçtikten sonra Arzu kendine geldi. Valideni yanında görüp şaşırdı:
- Bes Kasım nerde? İndice merdivenlerle kalkıyordu.
Valide onu hayalet bastığını anladı.
- Arzu, kendini ele al.Kasım’ın öldüğünü biliyorsun. Kötü haber tez yayılır. Şimdi cemaat dökü lecek. Sana yardım etmeye geldim.Seni sesledim, cevap vermedin. Düşündüm ki, üst katta ola caksın. Bu nedenle buraya kalktım ...
- Valide,iyi ki, geldin. Rasim,söyledi ki, buraları temizle. Korkudan bir şey yapa mıyorum. Ka sım’ın sesini duyuyorum, nereye bakıramsa onu görüyorum.
Valide haline acıyarak ona sarıldı:
- Korkma, ben yanındayım. Her şeyin sonu olduğu gibi, azabın da sonu var! - deyib, dökülen kıyafetleri toparlamaya başladı.
Arzu’nun kulağında bu sözler yankılandı: Azab’ın sonu! Azab’ın sonu! ..
SON


Bu yazı 1959 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
FOTO GALERİ
  • 23 Nisan Ardahan'da büyük bir coşkuyla kutlandı
    23 Nisan Ardahan'da büyük bir coşkuyla kutlandı
  • Doğu Anadolu gökyüzünden bir başka güzel
    Doğu Anadolu gökyüzünden bir başka güzel
  • Çıldırın düşman işgalinden kurtuluşu
     Çıldırın düşman işgalinden kurtuluşu
  • Ardahan'ın Kurtuluşunun 97. Yılı
    Ardahan'ın Kurtuluşunun 97. Yılı
  • ÇILDIR GÖLÜ’NDE KIŞ ŞÖLENİ 2018
    ÇILDIR GÖLÜ’NDE KIŞ ŞÖLENİ 2018
  • Yalnızçam Kayak Merkezi Açıldı
    Yalnızçam Kayak Merkezi Açıldı
  1. 23 Nisan Ardahan'da büyük bir coşkuyla kutlandı
  2. Doğu Anadolu gökyüzünden bir başka güzel
  3. Çıldırın düşman işgalinden kurtuluşu
  4. Ardahan'ın Kurtuluşunun 97. Yılı
  5. ÇILDIR GÖLÜ’NDE KIŞ ŞÖLENİ 2018
  6. Yalnızçam Kayak Merkezi Açıldı
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Vahşi Yaşam Aslan Kardeşliği
    Vahşi Yaşam Aslan Kardeşliği
  • Ardahan Belediyesi Tiyatro Günleri
    Ardahan Belediyesi Tiyatro Günleri
  • ARDAHAN'DA 23 ŞUBAT KURTULUŞ COŞKUSU
    ARDAHAN'DA 23 ŞUBAT KURTULUŞ COŞKUSU
  • Çıldır Kristal Göl Kış Şöleni Nefes Kesti
    Çıldır Kristal Göl Kış Şöleni Nefes Kesti
  • Çıldır Kristal Göl Kış Şöleni Nefes Kesti
    Çıldır Kristal Göl Kış Şöleni Nefes Kesti
  • Ardahan ın Tanıtım
    Ardahan ın Tanıtım
  1. Vahşi Yaşam Aslan Kardeşliği
  2. Ardahan Belediyesi Tiyatro Günleri
  3. ARDAHAN'DA 23 ŞUBAT KURTULUŞ COŞKUSU
  4. Çıldır Kristal Göl Kış Şöleni Nefes Kesti
  5. Çıldır Kristal Göl Kış Şöleni Nefes Kesti
  6. Ardahan ın Tanıtım
VİDEO GALERİ
YUKARI